ama
şişman değilim sadece kemiklerim iri diye devam edilmesi gereken cümle.
modern laflar silsilesinden bir örnektir.
sarfedilen sözden kasıt; yaşam biçimini,tercihlerini,sosyal çevresini,hayata karşı duruşunu,yaklaşımlarını,iyi/kötü tüm tecrübelerini ve yaşama bakış açısının sorgulamayacak,kararlarına en az kendisi kadar sahip çıkacak,sahip olduğu kültürü yadırgamayacak bir özel arkadaş beklentisinin yansımasıdır.
bir
erkeği taşımaktan çok daha kabul gören bir değerdir.
anne kişisi ile izdivaç izlenilmektedir. ben toplumsal tespit, makara yapmaktayım valide hanım ise çeyizlik birşeyler örüyor. 40 yaşlarındda olduğunu düşündüğüm bir hanım programa katıldı. soruya istinaden aradığı kişinin özelliklerini saymakta kendisi.
- ben avrupa gördüm mümkünse o kişide avrupada bulunmuş olsun.
- yabancı dil bilsin, mümkünse birkaç tane.
- yakışıklı olsun.
v.s v.s
- beni taşıyabilsin.
tam bu nitelikleri sayılmakta iken beni yerlere yatıran yorum valide hanımdan gelir ;
- " oldu be , bir karışta siki olsun"
namazında niyazında, nadiren küfür eden valide kişisi bile kendini bozmuştur.
30 yaş bunalımı yaşayan bir dişi söylemidir.
*
+ beni taşıyabilecek bir erkek istiyorum.
- ne açıdan?
+ işte, beni herşeyimle kabul edecek ve benimle olmayı kaldırabilecek bir erkek istiyorum.
- anladım canım, sen çok şey istiyorsun!
+ olabilir; ama beni taşıyabilecek bir erkek yok zaten.
- olur belki bir gün üzülme.
+ peki canım sağol.
edit: yaşanmıştır.
edit2: o değil de, ben de eski sevgilimi istiyorum.
(demonic, 06.11.2009 04:29 ~ 04:45)
think like a lady, act like a man adlı kitabın yazarı(erkek) oprah'a konuk olmuş, tesadüfen izlemiştim.
kadınlar bir erkekte olması gereken özellikleri sıralıyorlardı hem de sırayla.
sonunda yazar dayanamadı ve şunu söyledi:
"hanımlar, siz sevişebilen bir isa istiyorsunuz."
olay budur.
bu lafın içinde biraz da büyüksülenmek vardır. kendi kendini değerli addetmek, gibi...
halbuki kadın olsun erkek olsun cinsiyet ayrımı yapmadan arkadaşlığın temelinde bu vardır. herkes kendisini "taşıyabilecek" kişi ile arkadaş olmak ister. yani, beraber ortamlara gidebileceği, cemiyet içinde yanında olmaktan keyif alabileceği, gurur duyabileceği insanı yanında görmek ister.
bu laf sadece kadınların tekelinde kalınca ve bir kadın söylemi olunca gıcık olurum.
ona bakarsan ben de "beni taşıyabilecek bir erkek istiyorum." oldu mu şimdi?
seni belediye taşısın şeklinde cevap verilebilecek über klişe laf öbeği. sen istiyorsun da bakalım ben seni taşımak istiyor muyum? hem niye birbirimizi taşımak zorundayız ki çantamıyız biz? insan gibi takılsak ne var yani? . ama yooook illa ortada bir takım karmaşalar, güvensizlikler, bunalımlar, bir özel olma çabası bir kendini kaybetmeler bütünü olacak değil mi? az bekle zabıta gelir birazdan.
65 kilonun üzerindeyse şansı çok az.
yok taşımanın gerçek anlamına vurmuyorum olayı. erkek milleti şişman kız için naza gelmez onu demeye çalışıyorum
"aslında dış görünüşe önem vermem ama sevgilim olacak herif de yanıma yakışacak dimi ama."
"ya güzelim bak biz bağyanlar erkeklerden daha erken olgunlaşıyoruz ya ondan işte öyle oluyo falan misal."
(bkz:
hop, yürü git lan!)
meali; emdirmediğim adam kalmadı, şimdi beni kabullenecek keriz arıyorum olan, kadın zırvası.
fiziksel anlamda ele alındığın eğer bu kelamı sarf eden kişi acayip derecede ağır bir siklet ise bir vinç oparatörü ile vuslata ermek istediği veyahut süper süper duble süper hafif siklet ise cüce mevlüt bile hakkından gelir.
manevi anlamda kişi eğer süper ağır siklet ise bir micheal caine, bir martin landua, eğer fazla süper süper duble süper ise bir adet ciguli yeter.
fiziksel manevi anlamlarının karmasını yaparsak acayip derecede ağır siklet olanı micheal caine vinc oparatörü, olması ciguli görünümlü cüce mevlüt bulunması iktiza eder.
bu suretle modern tıbbın tüm imkanlarını seferber ederek su şonuca varmaktayız;
kurumlar vergisi (kv), kurum kazançları üzerinden alınan vergidir. 5520 sayılı kv kanunu 21/06/2006 tarihli, 22205 sayılı resmi gazetede yayımlanarak 03/06/2005 tarihli ve 5422 sayılı kv kanunu yürürlükten kaldırarak yürürlüğe girmiştir. kv oranı %20'dir. kanunun 1. maddesinde verginin konusu belirtilmiştir:
madde 1:
aşağıda sayılan kurumların kazançları, kurumlar vergisine tâbidir:
sermaye şirketleri.
kooperatifler.
iktisadî kamu kuruluşları.
dernek veya vakıflara ait iktisadî işletmeler.
iş ortaklıkları.
kurum kazancı, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluşur.
bunu çok zeki türk kadınları "ben nazlıyım, masraflıyım" parametresinde dile getiriyorlar.
hayır canım , rus kadınları daha hafif
kendini taşıtmak istiyorsan sevgili değil hamal bul diye cevaplanası hödödür.
diyorsun ki ben ben oldum, belli bir şekle kalıba büründüm ve bu tarzımdan hiç bir erkek için feragat etmem.
otuzuna yaklaşmış iş kadınının repliğidir bu söz. para kazanmış, statü elde etmiştir. erkekler tarafından anlanmadığı ya da yanlış anlaşıldıği için hırçın ve küskündür. kendince bir sosyal çevreye girmiştir. en büyük korkusu köpek gibi aşık olmaktır. belki de böyle bir şeyi yaşamışlığı da vardır. telkin ediyordur kendini ve çevresine de öyle bahsediyordur.
böylelerinin sonu hüsrandır. ya huysuz uyuz bir yönetici, hoca olarak karşınıza çıkarlar ya da köpek gibi aşık oldukları bir aşkı tekrar yaşarlar.
bunların bir de kırkından sonra açılanları vardır ki biz onlara kısaca afrodit diyoruz.
imamın kayığına bindiği zaman bol bol taşıyabilecek erkek bulacak bayanların açıklamalarıdır.
bir erkekle birlikte olmak istiyorum ancak koşulların tamamını ben belirlerim, benim isteklerim önceliklidir; erkeğe söz hakkı tanımam diyen kadınların ortak söylemidir.
karşılığında "kaç kilosun?" diye sorarak tiye almanıza sebep olan cümle.
taşımak elbette mecazi anlamda kullanılmış bir kelime ama kantarın tanımının da yapılması gerektiğini düşünüyorum.
(doser, 07.11.2009 12:17)
öncelikle;
(bkz:
bi kere o götü indir)
çevremde hiç kimsenin söylemediği cümle ve bu yüzden bu cümle üzerinden soracağım sorular hep cevapsız kalıyor.
erkek istemek ne demek?taşıyabilecek ne demek?
anladığım kadarıyla hatun kişi burda hayatını paylaşacağı adamdan bahsediyor.kendisi kariyer yaparım ama çocuk asla nidalarıyla ortada dolaşan,röfleli(genelde böyle yalan mı?),dar etek ince çorap ve etekle aynı renk ceket kombinesiyle ortada dolaşan çevresindekilerin "hanım" diye hitap ettiği biri.
pardonda kim senin neyini taşıyacak?astronot musun mübarek?bilim adamı mısın?nedir bu hava civa bilemedim ki şimdi ben.çok çok bir şirkette ortalamadan yüksek maaşlı ,o anneni taşıyan ya da taşıyamayan babanın emekleriyle okuduğun okul sayesinde edindiğin işte çalışıyorsun.bu durumda hayatındaki erkek kuzey kutbunda eskimo olacak hali yok kendi çevrenden senin ekonomik ve kültürel düzeyinden biri olacak.öyleyse nedir bu "taşıma"işi.madem yemek tarifi verir gibi sıralıyosun erkeğinde olması gereken malzemeleri bence biraz dönüp elindeki dosyalarına eteğine gömleğine değil de biraz kişiliğine bakacaksın.otur düşün bakalım benim sipariş vermeye ne hakkım var diye.
sonra da bunlar aşktan romantizmden filan söz ediyor ya boğasım geliyor bu tarz hemcinslerimi.
birol güven kovalasın hepinizi.
kendi deyimleriyle'sanat camiasında'kariyer edinmiş? magazincilerin cirit attığı barlardan yalnız çıkarken yakalanan manken ve şarkıcı kadınların gastecilerin sorduğu soruya :
erkek arkadaşınız nerede, yoksa ayrıldınız mı ?
evet ayrıldık şimdilik kalbim boş.beni taşıyacak bir erkek olmalı/arıyorum şeklindeki cevap.
taşımak kavramı sanırım aldatılma, soyunma,filmlerde sevişme ile eş anlamlı bir kavram olmalı.