|
|
- nazım hikmet'in bir şiiridir. şurdan ulaşılabilir:
http://www.siir.gen.tr/...
ayrıca meraklısına birde şevket süreyya aydemir diyelim.
- roy dranat toprağa bakıyor
ve konuşuyor, yarı yoldan dönen
bizim eski ahbap gibi:
benerci sen
yüksek dağların çayırlarında biten
keskin kokulu
göz alan renkli bir otsun.
fakat
devedikeninden
daha faydasız bir ot.
benerci sen bir don kişot'sun,
kahraman
ve gülünç
bir don kişot.
benerci bil ki
neticeler çıkarmak
öyle mümkün değil ki...
adam daha ne desin...
- celal kadri kınoğlu'nu nazım hikmet rolünde izlediğimiz güzel oyun.
- dekoru (sahne tasarımı michel launay'a ait) ve müzikleri (kudsi ergüner) şahane olan oyun.
içiçe geçmiş iki çarktan oluşan dekoru oyuncular hayran kaldığım atletiklikleriyle başarılı bir şekilde kullanmışlar. ayrıca, özellikle celal kadri kınoğlu (nazım hikmet) ve kürşat alnıaçık (somadeva) rollerinin hakkını fazlasıyla vermişler.
emeği geçen herkesin eline sağlık.
- "— her şey değişip akmada,
bu hâl beni hayran bırakmada.."
"heraklit, heraklit!.
akar suya kabil mi vurmak kilit?"
replikleriyle hafızamda daima yer edeceğini tahmin ettiğim müthiş bir nazım hikmet eseri. celal kadri kınaoğlu nun muazzam sesinden bu replikleriyle büyüleyici hale gelen tiyatro oyununun ismidir aynı zamanda.
- kitabının güzel olduğu kadar oyunun bu kadar kötü sahnelendiği nazım hikmet şiiri.
- kürşat alnıaçık'ın bir bölümde solo bir performansı vardır ki ağzım açık izlemişimdir oyunculuğunu. sahne tasarımı çok başarılı, orjinal bir düzendir. nazım hikmet ve celal kadri kınoğlu faktörleri gözönüne alındığında mutlaka izlenmesi gereken oyunlar sırasında ilk başlarda yer almalıdır ama bilet bulabilmek çok zordur.
(mazzo, 10.03.2006 03:49 ~ 03:51)
- ''delikanlım!
iyi bak yıldızlara,
onları belki bir daha göremezsin.
belki bir daha
yıldızların ışığında
kollarını ufuklar gibi açıp geremezsin..
delikanlım!
senin kafanın içi
yıldızlı karanlıklar kadar
güzel, korkunç, kudretli ve iyidir.
yıldızlar ve senin kafan
kâinatın en mükemmel şeyidir.
delikanlım!
sen ki, ya bir köşe başında
kan sızarak kaşından
gebereceksin,
ya da bir darağacında can vereceksin.
iyi bak yıldızlara
onları göremezsin belki bir daha...
delikanlım!
belki beni anladın,
belki anlamadın. ''
- dekor ve oyunculuk yönünden bakıldığında çok başarılı sayılabilecek oyun. zaten bir nazım şiiri olmasından mütevellit oyuncuların diyalogları şiirvari bir havada gerçekleşiyor, bu kısmı da sizi oldukça etkiliyor. zaten şu kısım bu dediğimi özetliyor:
düşecekler peşine
eşine
ateşine
mateşine
tükürmüşüm kafiyenin içine
lakin oyun normal olay örgüsü içinde ilerlemediğinden (ki zaten beklemek ahmaklık olur), repliklerin ağırlığından izlerken yoruluyorsunuz. tek perde olmasının da bunda etkisi var. ee konunun da altını boş buluyorsanız sadece güzel bir oyunculuk seyretmek için izlenebilecek tiyatro. o kadar...
- akm'de aziz nesin sahnesinde izledgim celal kadri kınoğlunun nazım hikmet rolünde olduğu ayrıca kürşat alnıaçıkında oynadığı tekrar izlenesi oyun..
(bkz: nazım hikmet)
- oyunculukları izlemekten anlattığı hikayeden hiçbir şey anlamadığım tiyatro oyunu.celal kadri kınoğlu tıpkı uğur polat'ın oynadığı ben ruhi bey nasılım oyunundaki gibi bir anlatıcı olarak harika bir performans ve ezber sergiliyor.
(ceyus, 05.03.2008 00:06)
- (bkz: az sonra)
- "dönerci kendini niçin öldürdü?" gibi kelime oyunlarına alet edildiğine şahit oldum bugün. evet.
- izleyici için yoğun konsantrasyon gerektiren oyun.
oyunu bir ucundan yakaladığınız anda; oyuncuların, dekorun ve kafiyenin senkronuyla eşsiz bir tat ve unutulmaz anlar yaşatan tiyatrodan ziyade şiir dinletisi.
ilginç şey.
- şiir ayrı oyun ayrı güzeldir. oyunda muhtemelen eskimekten mütevellit çarkların her dönüşte çıkardığı gıcırtı zaman zaman sinir bozabilse de dekor son derece başarılıdır. bunun dışında celal kadri kınoğlu, kürşat alnıaçık -ve oyunculuğu bazılarınca abartılı bulunsa da- yurdaer okur'un performansları pek etkileyicidir.
fakat oyundaki kızları hiç beğenmedim.
fakat benerci'yi oynayan tansel öngel'in oyunculuğunu çok silik buldum.
bir de ödüm koptu o çarklarda zıp zıp zıplarlarken düşecekler diye.
son olarak,
lütfen yüksek sesle haykırınız: so-ma-de-va, so-ma-de-va, so-ma-de-va!
(bkz: somadeva)
|