belki ilginizi çeker
  1. · murphy kanunları
  2. · bende bi cenabetlik var
  3. · bir otobüs faciası
  4. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · colin kazım richards
  2. · sevgilinin 5 gün aramayıp naber diye mesaj çekmesi
  3. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  4. · aylin aslım
  5. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  6. · 21 kasım 2009 beşiktaş fenerbahçe maçı
  7. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  8. · baskılı tişört
  9. · raistlin

bende bi cenabetlik var  

  1. sabah kalkınca hissettiğim kırgınlıkla başladı herşey derse kavuşabilmek için duş almadan çıkmam gerekiyordu. koşmaya başladım otobüs doluydu diye beni almadı en sevmediğim ilkokul arkadaşım arabayla beni duraktan aldı ve 20 dakka boyunca onun aptal muhabbetiyle baş başa kaldım ve kendimi okul durağında değilde sanayi de buldum ordan koşarak durağa gitmeye başladım. sürekli hayalini kurduğum kızı başka birisiyle gördüm onun hayal kırıklığı ile bi sigara aldım ikinci nefeste kaçak olduğunu anladığım sigarayı attığımda durağa henüz varmıştım boş bi otobüs vardı gittim iki kişilik bi yere oturdum her zaman kız otururdu yanıma bu sefer kıllı bi takoz geldi ve kırılırcasına yanına oturabilir miyim dedi yol boyunca onun sohbet açma eylemleriyle çarpıştım okula varınca kimliğimi evde unuttuğumu anladım ve güvenlik görevlileri tartıştım artık bi an önce bu şanssızlıktan kurtulmam gerektiğini anlamıştım. günün sonrasında da bir dizi şansızlıklardan sonra banyo ya girip suların kesik olduğunu anladığımda bu cümleyi kullanmak zorunda kaldım" bence bi cenabetlik var"
    (malatyadanbirses, 22.02.2009 10:02)
  2. geçen hafta sınavdaki slaytlara çalışacağım sırada ya da ondan önceki günlerde tam bitirmemi tamamlayacağım sırada göçen bilgisayardan, sınav notlarını cafede unutmamı sınav sabahı farketmemden, cins program sunucularının sokakta beni denkgetirmesinden, kopya yazdığım sıraya sınavdan 5 dk önce kahve dökülmesi sonucu yerimin değiştirilmesinden, bitirme sunumuma bölümün en taşaklı hocaların geliyor oluşundan, işlerimin hiç rastgitmemesinden zaten bıkmış olan şahımın başına gelen bugünkü cenabetlik ise şu şekilde.

    apaçık bir arazide tam elimde limonata, üzerimde de yarınki bitirme sunumunda giyeceğim gömlek varken (niye!?) alakasız bir şekilde nerden geldiği belli olmayan posta gazetesi havadan, evet açık alandayken havadan gelip elimdeki limonatayı devirdi, ben de böyle okula danışmanımın yanına gittim.. dönüşte ise adıma yollanan kargoyu almak için yurtiçi kargoya gittiğimde kargomun aslında izmirde olduğunu öğrendim. artık içindeki yiyecekler geldiğinde nolur kısmet.
    (yavan tarhana, 01.06.2009 22:39)
  3. atık binlerce kez "sende bi cenabetlik var" dendikten sonra benim de kabullenip, kendimi saçmasapan olaylar yüzünden savunmak için kullandığım cümledir.
    evet bende bi cenabetlik var.
    istanbul a gelip, okula başladığım ilk günden beri (1.5 yılı geçti henüz) ; tam 21 kere iett otobüslerinde ufak çaplı kazalar geçirdim.

    bu kazaların 3ü ciddi kazalardı, ön camlar patladı şöför yaralandı.
    kazaların diğer 1 tanesinde, bir yayaya çarptık en acı olanı buydu sanırım.
    kalnların 2 tanesinde, ben ayakta olup tutcaktan tutunduğum için, ani fren ve çarpma sonucu bileğimi burktum.
    kalanlar ise genelde en gazla acele etmem gereken zamanlarda, bütün trafiği kitleyip, başka bir otobüse binmemi de engelleyen cinstendi. çoğu sınavı, dersi kaçırıp, daha da yetişemeyeceğimi anlayıp çok gez geri döndüm eve.
    sonra kraken neden kalıyor derslerden !
    ama artık "oha" dedirteni de, herkes benimle otobüse binmeye korkarken, gezmeye gelmiş olan canım annemi alıp dışarı çıktığımda, unutmuyorum, barbarosta 4 aracı zincirleme birbirine sokmak şartıyla yokuş aşağı bodoslama gittiğimiz kazaydı.
    sonra annem artık günde elli kere beni arayıp, otobüste misin diye sordu.

    ama kahramanımızın laneti, cenabetliği bununla bitmedi.
    yıllardır tıkır tıkır çalışan metro bozuldu! tabi ki ben de içindeyken. 20 dk tünelde bekledik, insanlar tedirgin, saat olmuş gecenin 12 buçuğu.

    bardağı taşıran son damla bu olmuş olmalı ki, doğum günümde "sende bi cenabetlik var" diyerekten bana; sabun,kese, ve bilimum banyo eşyası getirildi. git bi yıkan denildi. fakat ne oldu değişen bir şey var mı?
    tabi ki hayır
    bende bi cenabetlik var
    (kraken, 02.06.2009 13:43)
  4. @3533723

    şu giriyi yazdıktan çok değil 4 saat sonra tekrar kendini söyleten cümledir.
    canım sıkılıyor diyip kendini sahile atmış bünye yürüyüp koşup yorgun argın eve gelmiş merdivenleri bir bir çıkarken ayağı takılıp takla atar!
    evet takla attım, yukarı doğru takla ! nasıl becerdiğimi henüz bilemesem de cenabetliğe bağlıyorum.
    bu az sonra fark edeceklerimin yanında hiçbir şeydir aslında, kalktığımda elimde duran mp3 playerın üstüne uyguladığım kuvvet sonucu paramparça olduğunu, diğer elimde duran anahtarın da benim elimi kuvvet sonucu paramparça ettiğini gördüm.
    o sinirle eve gelip açık güneşliği kapatayım derken onu da kornişten çıkardım.takmak için hamle yapacak kadar kafayı yemedim.
    şu anda giri yazarken bilgisayarı bozmaktan korkuyorum aslında

    sözlük bende çok büyük bi cenabetlik var, öyle böyle değil
    (kraken, 02.06.2009 19:12 ~ 19:13)
  5. murphy kanunlarının bir başka yorumudur.
    (luto, 02.06.2009 19:36)
  6. şans oyunlarında güzel sonuçlar alındığı zaman söylemesi mümkün cümle.hatta sorulur bu cenabet misin diye.
    (yeşil erik, 02.06.2009 19:38)
  7. yaşanan cenabetliklere ek olarak en güzel örnek dün mezuniyet baloma giydiğim "emanet" gömlek-yelek ikilisine bir arkadaşın şarap dökmesidir. keyfimin kaçması sonucu balonun rezil olmasının yanısıra bugün kuru temizlemecinin şarap lekesinin çıkmasına garanti veremeyiz demesi sonucu yaklaşık olarak bütün öğrenim kredimi yemesini beklediğim bu emanet takımı ödeme korkusu ise şüphesiz en güzel düşüncedir.
    (yavan tarhana, 09.06.2009 17:35)
  8. (bkz: bastığı yerde çim bitmemek)
    (ilişik yaşam formu, 09.06.2009 17:37)
  9. (bkz: eksiklik kendi özümde)
    (oerlikon, 09.06.2009 17:38)
  10. (bkz: bu işte bir yalnızlık var)
    (trt2dekiressam, 09.06.2009 17:39)
  11. başımıza gelen cenabetlik genel olarak devletin hantallığıyla alakalı, işlerim bir türlü rast gitmiyor. en geç üç gün içinde kaydolacağım yüksek lisans programı için belgeleri toplamalıyım ve eksik olan belgelerim askerlik durum belgesi, ikametgah ve ales sonucum.

    ilk olarak askerlik durum belgemi almaya yeniköy askerlik şubesi'ne gittim. gitmişken de tecil ettireyim bari dediğimde oradaki asker şu anda muayene yapılamadığından ve komutanları orada olmadığından işlemlerin yapılamayacağını haftaya gelmem gerektiğini söyledi. peki dedik askeriye bu şaka olmaz, okul da anlayışlı davranır belki belgem eksik olsa da sonra getirmek kaydıyla beni kabul ederler düşüncesiyle bir sonraki belgeyi almaya koyuldum.

    sonraki adım geçen dönem kaybettiğim sırada tekrardan alabildiğim ales sonucumdu. üsküdardaki ösym merkezine gittim. adamlar artık sınav sonuçlarını vermediklerini ve ankara'ya dilekçe yazmamı söylediler. nasıl olacağını sorduğumda ise önce şifre almam gerektiğini, sonra sistem tarafından bir referans numarası verileceğini, o numarayla yazılmış bir dilekçe ile birlikte 3 lira yatırmam gerektiğini söylediler. ne zamana elimde olur dediğimde ise en erken 2 hafta sürer dendi. kısa sürmesi için ankara'dan bir tanıdığımın oradan elle alıp bana yollayabileceği de önerildi. tanıdığım tek ankaralı ise eski kız arkadaşım olduğundan pek sıcak bir fikir gibi gelmedi bana, oraya da peki dedik.

    muhtarlığa geldiğimde ise muhtarlıktaki kadın sistemde adımın görünmediğini söyledi. napmam gerektiğini sorduğumda nakil belgemi getirip işlem yapmam gerektiğini belirtti. nakil belgem ise yurtta kaldığım sırada kayıp olduğundan (nazillideki muhtar ikametim reşitpaşa'da olduğundan silmiş kaydımı, bildiğin mal gibi meydandayım) şu anda türkiye cumhuriyetinde herhangi bir yerde kalıyor görünmüyorum. ilk girişi yapabilmem için ise kaymakamlığa dilekçe verileceğini sonra emniyetten gelerek adreste cidden oturuyor olup olmadığımın kontrol edileceğini en sonunda da apartman yöneticisiyle konuşulacağını herkesten onay alınırsa ilk giriş işlemlerinin nüfus müdürlüğünden hallolacağını söyledi. ne kadar sürer dediğimde ise bana bağlı olduğunu ve en erken 3 günde biteceğini söyledi. (şu anda bir işte çalışıyorum ve izin almam oldukça zor.) ben de kendilerine teşekkür ettim ve tam o sırada yetişmem gereken bir iş görüşmem olduğunu hatırladım.

    zaten görüşme gayrettepe'de yetişirim diyerek mecidiyeköy meydandan yavaşça gayrettepe'ye doğru yürümeye başladım. tam 50 metre gitmiştim ki yağmur bastırdı, sıçana döndüm. zar zor kenarlardan sürünerek görüşme yapacağım yeri bulduktan sonra ise ordaki kadın geç kaldığımı, benle görüşecek olan kişinin çıktığını sonra gelmemi söyledi. onlara da peki dedim ve eve doğru geri yürümeye başladım. eve döndüğümde yapılabilecek çok bir şey olmadığını ve company of heroes'te birkaç bölüm geçmenin bana iyi geleceğini düşünerek carentan saldırısını başlattım.
    (yavan tarhana, 08.09.2009 09:25)
  12. maçta gol atamayan forvetlerin sürekli dile getirdiği söz öbeği.
    (peacegistiron, 08.09.2009 11:43)
  13. tarih 11 eylül cuma. yüksek lisans kaydımın son günü. askerlik durum belgem ve ikametgah belgem hala eksik.

    sabahın 6'sında kalktım önce yeniköy askerlik şubesine gittim. her ne kadar o saatte gitmiş olsam da dışarıda yapılmış olan listede 10. sırada kendime yer bulabildim. mesai başladığında içeriye girdikten sonra ise ek olarak randevusu olanlar falan derken bana anca 15. işlem sırası kısmet oldu. başladık beklemeye. sıra bana geldiğinde saat 10 civarıydı, ki öngördüğümden erken bir süreydi. işlemler başladı, diploma falan gösterildi ve en son sevk kararı için evraklar imzaya gitti. dönmeleri ise 1 saati buldu ve devlet daireleri hakkındaki şirin görüşlerim biraz daha derinlik kazandı. şubede doktor olmadığından beni tarabya sağlık ocağına muayeneye yolladılar. muayene dedikleri de enteresan bir şey.

    "bir rahatsızlığın var mı?"
    "yok."
    bu kadar.

    askerlik şubesine döndüğümde ise saat 11 civarıydı ve öğleden sonra gelmem gerektiği şimdi boşuna bekleyeceğim söylendi. eyvallah çektim ve arkadaşımın "olm askerlik belgesi haftaya da verilebiliyormuş" demesiyle oradaki işlemleri başka bir güne bıraktım.

    koşa koşa şişli'ye dönerek öğlen saatleri sırasında fulya muhtarlığa nüfus sureti ve ikametgah almak için gittim. yine kaydetmeyecekti aslında beni de bu sefer yalvardım yakardım kaydetmeyi kabul etti. hemen bi koşu nüfus müdürlüğünden adres beyanı al da gel dedi. koşa koşa şarkılar söyleyerek gidiyordum ki sevincim nüfus müdürlüğüne kadar sürdü. çünkü emniyet ordaki kaydımı, o adreste oturmadığıma karar verip silmiş. o anda devletten iyice soğudum ve amerikanvari bir şekilde kendime "lovely" dedim.

    o andan itibaren hayatımda en çok sevdiğim insanlar olan polislerle (!) olan sevgi seli başladı. şişli emniyet müdürlüğüne gittim öncelikle. lan bi siktir git burası organize suçlarla müdahahe için diyerek beni bomonti karakoluna yolladılar. orada da bir güzel fırça yedim. "nüfustan seni silemezler, hem biz seni adreste bulamamış olsak da haber vermişizdir" diye. diyorum biz evde 3 kişiyiz birimiz olmasa diğerimiz evde olur ve bana tutanak gelmedi, inanmıyorlar. dedim acelem var napcaz? baştan başlayacaz işlemlere dediler ve elime bir dilekçe tutuşturarak nişantaşına kaymakamlığa yolladılar beni. vakit az diye bindim taksiye, tam nişantaşı girişinde diplomamı ve diğer belgelerimi karakolda unuttuğumu farkettim. belgelerin emniyetteki güvenliğinden şüphe ettiğim için taksiyi geri döndürüp belgelerimi geri aldım. zaten 5 dakikalık yokluğumda her belgeyi okumuş adamlar. "nazilliden misin? iyi hadi hemşeri sayılırız." diyor bana.

    gittik kaymakamlığa. kaymakam beyler dilekçenin altına 3 tane çizgi çekti ve geri verdi bana emniyete geri götür diye. dumur oldum. hayır ben de çekerdim üç çizgi, ne kaşe var ne imza. altı üstü bir paraf. neyse dedik başka bir taksicinin kollarına attık kendimizi. orada da unutmuşum belgeleri allahtan adam hemen geri döndü ben indikten sonra geri verdi. verdik dilekçeyi emniyet müdürlüğü okumadan beni eve yolladı. evde beklemem, orda olduğumu göstermem gerekiyormuş. bir de lütuf ettiler normalde bu iş bir günden uzun sürermiş fakat benim acelem olduğundan bugüne yetiştireceklermiş. canlarım benim.

    döndük eve polisi bekliyoruz. neyse geldi birisi, gelen de orda konuştuğum polisin kendisi. hey allahım çektim içimden. gel dedi gidiyoruz geri emniyete. deli gibi de trafik var, ne de olsa ekip arabası vardır derken adam taksi tut dedi bana. oldu ak diyebildim ancak içimden. götüme girdi zaten taksi paraları sen de tuttuk mk. bindik gittik bir iki yazı daha yazdılar ve beni kaymakamlığa yolladılar.

    saat olmuş 4, kaydı kaçırdım kaçırıcam. eaaah lan dedim gittim okula, eksik belgelerimle. onlar bağrını açtılar bana kalanları haftaya getir dediler. kime sövsem bir türlü bilemesem de iyi kötü kaydolmuş olmanın rahatlığıyla geri dönerken ortalarda "yattai \(^o^)/ " şeklinde dolaştım.

    15 eylül salı günü de kalan eksik işlemlerimi tamamladım. yine sabahın 6'ında askerlik şubesine gittik. bu sefer muayenem olduğundan beni aradan çıkarmak istediler ve benle başladılar işlemlere. fakat yine bu imza atan herif yüzünden 11 de bitti işim. hat sanatı mı yapıyor napıyor bilmiyorum fakat buradan kendisine laflar hazırladığımı iletmek istiyorum. iş görüşmesini kaçırdım it adam yüzünden. ikametgah falan işlemleri hallettik ama çok şükür en sonunda.

    ayrıca bu başlığa da benden başka destan yazan yok sanki. tek cenabet ben miyim lan?
    (yavan tarhana, 16.09.2009 11:42)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil