bütün gerçek komünistler devrim esnasında öldükleri için yalandır. komünist halkın düzeni için kendi yaşamının düzeninden vaz geçer. en güzel örnek küba devrimi sonrası che'nin ekonomi bakanı olmayı reddedip devrime devam etmek için güney amerika'ya geri dönmesidir.
işin acı ama gerçek tarafı daha sonra komünizmi inşaa edenler hep devrimde sağ kalmayı başarmış puştlardır. bir şekilde komünizmin içine sıçarlar. en güzel örnek ise bugün küba'dan başka hiç bir komünist sistemin ayakta olmamasıdır. (eee ama çin var diyen kullandığı farenin markasına baksın)
dönemin koşulları ele alındığında yazılmış olan oldukça cesur şiir. günümüzde bile insanların kolay kolay ben komünistim diyemediğini gözönüne alırsak yargılarla beraber vurgulanmak istenen düşüncenin en iyi şekilde anlatıldığı şiir.
komünizmin temelinde paylaşım vardır, herkesin vasıflarına göre iş yaptığı ve ihtiyacı kadar ödüllendirildiği sistemdir. liberalizmin rekabetçi piyasasının tam tersidir yani bir doktor yada mühendis olup vasıfsız bir işçiden az kazanmayı içinize sindirmeniz gerekir komünist olmak için. ben elindeki ekmeği komşusuna vermeyi unutmuş , sokakta yürürken karşısından gelen birine yer bile açmayan, kendi düşüncesi dışında her fikri sapkınlık diye niteleyen nice "ben komünistim" diyen gördüm . bir kez insanın yapısına ters bir şey bu . çünkü insan bencildir. hemen ben çok çalıştım o niye yiyor der. teoride komünist olmakla pratikte olmak çok farklıdır kanımca. herşey teoride düğümlenip kalmaktadır. ayrıca türkiye ve amerika dışında vatan hainliğiyle suçlandığı başka ülke yoktur sanırım komünistlerin. sonuçta bir ekonomik ve siyasi sistemdir , vatan hainliği nereden çıktı?
- ben koministim.
+ hayır, benim!
* benim!!
# beniiiiiim
& kominit benim.
- siz komist değilsiniz, benim kominist
+ hayır sen değilsin benim.
* siz değil ben
# beniiiiiiiiiiiiiim, diyorum işte beniiiiiiiiiiiiiim.
& tatlı su koministleri sizi. siz de kominist misiniz? en hakiki kominist benim.
- hiç de bile
+ hade len!
...
aya gidilecek
daha da ötelere,
teleskopların bile görmediği yere.
ama bizim dünyada ne zaman kimse aç
kalmayacak,
korkmayacak kimse kimseden,
emretmeyecek kimse kimseye,
yermeyecek kimse kimseyi,
umudunu çalmayacak kimse kimsenin?
- merve ne haber yarraaam?
- bu kafayla mı das kapitalime gireceksin berç?!
- manifestona paris komünüyle beraber koyayım merve
- illa artı değdirmek isteyen doktrinlerini anlamıyorum.
- ama ben komünistim gülgoncam?
şaka lan şaka; tabii ki bir komünist böyle bir iletişim deklarasyonuna imza atmaz. komünist, çelikten bir müfrezedir (vay babam?), hamaylı kırılsa dahi omuz verendir, 'tut şu devrimin ucunu döşeyelim'dir, yarin yanağından gayrı paylaşmak için herşeyi'dir.
lina wertmuller'in "kan davası" filminde zengin, aristokrat, avukat, biraz şair bir komünisti canlandıran marcello mastroianni'nin duçe'ye tezahürat yapan kalabalık kara gömlekliler güruhunun üzerine, bağrını açarak "io cominista" diyerek yürüdüğü sahne.
kızaklarla ağır kış koşulları altında trabzon’a yollanandır, bayburt’tan sonra sürekli hakaret görüp aç bırakılandır. trabzon’dan inebolu’ya gönderileceğini ve oradan ankara’ya ulaşacağını sanandır, saftır ve 28 ocak 1921 gecesi 15 yoldaş ile denize atılıp öldürülendir.
dayımın annemin öğretmenlik yaptığı köye ziyarete geldiğinde kahvede tanıştığı yaşlı amcaya ilk söylediği söz:
--hacı amca ben komünistim bak ona göre.
--??? hönk.
üniversite yıllarında dünyada iki siyasi görüş olduğunu sanan kamplardan soldakine aitseniz göğsünüzü gere gere söyleyeceğiniz söz. burada ideallere saygısızlık etmek istemiyorum, şu var ki toplumlarda veya ülkelerde farklı zamansal katmanlarda olan insanlar vardır. mesela dünyada 2008 yılı yaşanırken türkiye 19. yy tartışmaları yapar. çünkü 19. yy'ın sonları, 20. yy'ın başlarından itibaren türkiye özgürce tartışamıyor, rejim pek bir değişim geçirmiyor ve sorunlar da aşılamıor. dolayısıyla postmodern bir batı dünyasının yanı başında biz de laikleşme ve onun karşılığında getirdiği dindar tepkisi ile gene laikleşme ve onun getirdiği, otomatik olarak ürettiği milliyetçilik-karşı milliyetçilik bağlamlarını tartışıyor.
benzer bir zamansal farklılık ülkelerin kendi içinde de yaşanır, bizde de. üniversitede okuyan insanlar zamansal anlamda türkiye'nin geri kalanından farklıdır. ileridir, anlamında değil; geridir anlamında söylüyorum bunları. üniversitede maalesef 1980 döneminde asistan olmuş kişiler hocadır veya yetkilidir ve atmosferi de onlar belirler; ve bütün asistanlar da
a)inektir
b)idealisttir, dolayısıyla iş dünyası gibi çetrefilli bir dünyaya girmek istemez, ama gidip tikko'ya giren ömrünü buna adayan adam da olamaz, bu yüzden arada sıkışır kalır. karar veremediği için de en iyi bildiği şeyi yapar ve durumunu korur, okulda kalır. her dönemin idealistlerinin çoğunun sonu okulda kalmaktır. (şu dönemkiler de ille sosyalisttir demek istemiyorum, sadece idealisttir, kendi çapında ayrı bir idealleri olan tiplerdir demek istiyorum, şu an yükselen değer her neyse onun idealisti (anladınız siz onu, bakın çevrenize.))
işte bu yüzden de bugünün hocalarının çoğu 1980 döneminin entelektüel gençleriydi ve okulda kaldılar. üniversiteler de bunun üzerine kurulu. dediğim gibi o komünistim diyen arkadaşların ideallerine lafım yok, ama üniversitede gençlerin 4'te biri sosyalist, 4'te biri ülkücü, kalan yarısı da suskun depolitizedir. fakat o suskunlar işte henüz son kartlarını oynamamışlardır ve ilerleyen yıllarda özellikle iş dünyasına girince bir de bakarsınız ki o suskunlar konuşmaya başlamış, dün sizin, "80 gençliği, depolitize mallar, ne bilir bunlar" dedikleriniz suyun başına geçmiş. üstelik hem ülkücü kesimin hem de sosyalistlerin 4'te 3'ü de onların safına geçmiş ve 16'da 1 kalmışınız. üstelik oy verme çağına da geldiğiniz için artık siyaseti daha iyi takip etmeye başlıyorsunuz ve bir de görüyorsunuz ki "aaa, meğer biz o savaşları kaybedeli bir 50 yıl falan olmuş, meğer biz 2. dünya savaşından sonra savaş bitmedi sandığı için 45 sene ormanda saklanan japon askerleri gibi bir durumdaymışız, üniversite de bizim ormanımızmış" deme noktasındasınız.
bu yüzden "ben komünistim" demenin çok bir anlamı olduğunu düşünmek doğru değil, bunun nasıl bir ideal olduğunu, tarihsel geçmişini bile doğru dürüst bilecek çok fazla insan yok artık, işyeri servisindeki insanlar arasında hiç olmayacak, can dündar yazılarını fwd'layanlar arasında hiç hiç olmayacak. konunun tek canalıcı noktası bunu diyen insanla ne kadar farklı zamanlarda yaşadığımızı ve o kişinin ne kadar büyük bir travma yaşayacağını göstermesidir. ben de müstakbel travmanızın önünde saygıyla eğiliyorum.
bu arada yazıda "idealist" lafını gelişigüzel kullandım, muhtemelen aranızda sıkı marxistler çıkıp da "bizimkisi idealizm değil, materyalizm, ve realizm, hayali olana karşı perdelerden sıyrılmış gerçeğin ta kendisi, bilimsellik" falan diyecekler olacaktır. onlara diyecek bir şeyim yok, bildiğinizi okumaya devam edin.
not: yazıyı tekrar okurken "komünistlerin ideallerine lafım yok" sözümün yanlış anlaşılabileceğini farkettim. benim onların kuru ve sahte realizmine de lafım çok aslında da bağlam bu değil.
ayağında nike ayakkabi, bir elinde coca-cola, diğer elinde hürriyet, çantasında nestle çikolata,gözünde ray-bon gözlük vs. vs. emperyalist güçlerin sahip olduğu her şeyi kullanan ve bu düzeni aslında benimsemiş olan insanların günümüzde sarf edebileceği hatta ettiği kelimeler