ben babamı özledim...çok özledim..dizlerine yattığımda saçımla oynayışını, "çayın bitti mi baba" diye sormayı, büyük bir dikkatle o haberleri izlerken kolundaki kıllara asılıp "tek mi çift mi" diye sormayı, tavlada üstüste çift attığında "babam olmasan oha derdim" diyebilmeyi, çocukken yaptığım şapalakça şeyleri anlatırken yüzündeki ışıltıyı görmeyi, birlikte maç izlemeyi, yan odadan gelen horlama sesi yüzünden uyuyamamayı, ağlamaklı olduğunda burun deliklerinin genişlemesini,"naber lan baba" dediğimde gülerek eşşoğlueşşek demesini, koluna girip dolaşmayı, sabah erken uyanıp da sıkıldığımda odaya dalıp zorla uyandırmayı, bakışını, gülüşünü, kokusunu...çok özledim..
kişinin kocaman kocaman adam olduktan sonra bile bırakın etrafına karşı iken kurmasını kendi kendine iken bile kurması oldukça zor olan cümlelerden biridir. ben babamı özledim;
haftasonları "güzelliiiiik hadi kalk geç oldu kahvaltı hazır" diyerek sabah sekiz buçukta uyandırmalarını;
sokaktan geldiği montla yemek masasına oturmasını;
karne günlerinde başarılarımızla sanki kendi notlarıyla övünüyormuş gibi övünmesini;
bizi onsuz bırakan adi sigarasının kokusunu;
geceleri uykusuz bırakan horlamasını bile özledim.
yanımda olaydı bunların herhangi birine kızar mıydım önceki gibi bilmiyorum ama ben babamı özledim hem de çok ama çok özledim.
ikâmetgâh almak için muhtarın beni yanlış nüfus müdürlüğüne gönderip, yanlış sırada bekletip, ardından da bilmediğim yollarda doğru nüfus müdürlüğünü bulup bir de orda bekledikten sonra ağlamaklı hâlimle aklımdan geçendir. hayır üstüne bir de 322 tl ceza yiyordum salak muhtar yüzünden.
ahh babiş dünyanın en saçma işleri olan bürokratik işleri hep sen hallederdin, nasıl özledim seni...
bir kadın olarak hayatınızda ilk tanıdığınız erkeğin vazgeçilmez sevgisini özlemektir. o sevgisinden vazgeçmez fakat diğerlerinin vazgeçtiğini gördükçe ona daha çok bağlanırsınız. daha çok özlersiniz.