türk sinemasının gizli sesidir evet. çoğu zaman ekranda görünen, alkışlanan
türkan şoray'dır,
hülya koçyiğit'tir, o güzel şarkıları okuyan belkıs özener'i ise kimseler bilmez. acıdır belkıs özener yıllar sonra bir kokteylde (veya onun gibi bir şey) tanıştığı hülya koçyiğit tarafından tanınmamaktadır, hülya koçyiğit'e kendisini tanıtması icap etmiştir. belkıs özener yine o yıllarda (yeşilçam yılları) yüzlercesini söylediği şarkılarla ancak haftayı kurtaracak kadar kazandığını söylemiştir. bu türk sinemasının ayıbıdır, türk seyircisinin ayıbıdır, çünki türk seyircisi de sineması da sanatın sahibinden çok ismi yıldızlarla yazılanlara itibar etmiştir hep. türkan şoray'ı filmlerinin büyük çoğunluğunda
jeyan mahfi tözüm veya
nesrin sipahi konuşur, yine bir çok kadın starımızı adalet cimcoz konuşmuştur, ama isimleri bile geçmez filmlerde. oysa
charles chaplin limelight isimli başyapıtında yüzü asla görünmeyen, sadece bale sahnelerinde
claire bloom'un dublörü olan
melissa hayden'in ismini en başlarda yazmıştır, mantık farkı budur.