nedenini bilememek, sonuçları tahmin edememek, sistemi anlayamamak, herhangi bir fikir yürtememek, ya da yürütülen fikirleri kendi kendine çürütmek, sorulara cevap verememek, cevaplarla tatmin olamamak durumlarının bir kısmını ya da tümünü kapsayan veya daha da fazlası olan umutsuz vaka..
(bkz. kafayı yemek)
(bkz. sıyırmak)
(bkz. cozutmak)
(bkz. çizdirmek)
insanı mahveder, kafasını karıştırır, insan ne yapacağını şaşırır..ama en sonunda bir şeyi seçmek zorundadır bunu da bilir..zaten seçimleriyle hayatına yön vermez mi insan?.
sürüncemede kalmak yoruyor beni. kendi kendimle savaşır halde belirsizlik belasından kurtulmaya çalışıyorum da, bu belirsiz dediğim şey nasıl ve hangi yönde belirlenecek işte o korkutuyor beni. yani belli olduğu o durum benim istediğim şey mi olacak?
sanırım yine de, ne olursa olsun, net olması yeterli olacak benim için. sınav stresindense, kalacak dahi olsam o sınavın bitip gitmesini tercih etmişimdir hep. yeter ki bileyim. karnımı ağrıtan, uykumu kaçıran, kafamı patlatacak kadar çok ve karışık düşüncelere boğan muallaktaki durumlar ihtiyarlatıyor beni. yoruyor, enerjimi çalıyor. keşke istediğim gibi olsa pek çok şey ama olmayacaksa da bilsem.
kötü huylu umut yapıyor belirsizlik kalbimde. ummaktan doğan güvensizlik duygusu yapıyor bende belirsizlik. belli olsun istiyorum. açıktan gelsin, anlayayım. bilmediğim sürece düşmanken bana zaman; bildikten sonra, üstesinden gelmek ya da alışmak için destek alabiliyorum zamandan sanki. muammalı durumlar keyfimi kaçırıyor benim. duru olsun istiyorum yaşadıklarım. her zaman olmuyor belki ama elimden geleni ardıma koymuyorum olsun diye. soru işaretleriyle yaşamaktansa, canımı yakan gerçeklerle yüzleşmeyi yeğliyorum.
gelen her arama ya da gelen her mesaj, kalp krizi yaşatabilir kişiye... ama bakılmadan da edilmez telefona son bir umutla, yaşanacak kalp krizine inat... bu krizi mutluluktan mı yoksa üzüntüden mi yaşayacağınızı bilmeden devam edersiniz yaşamaya... telefon çalmaz, bekleme devam eder... çalmaz, kımıldamaz, susar o telefon... evet, budur belirsizlik... kısacık hayatınızda asırlar süren...
kıvrandırır. mideye bir düğüm atar, ondan sonra aç açabilirsen. bir nevi 5n 1k. cevapları bulmak zor, cevap bulunsa bile tatmin olmak zor. zaten bir belirsizlik, bir huzursuzluk. ikisi de kabir azabı gibi mübarek. bünyeye göre yan etkileri oluyor. mesela ben ülser olmak üzereyim bunun yüzünden.
rutinlerin ötesinin sislenmesidir.
olanın boğuculuğu, sisin kasveti...dağıtacak iksiri yapamamak.
formülü hakkında tek bir kelime dahi bilememek.
olduğun yerde uzanımlar adınaki her düşünce seliyle sadece ve sadece zamanın korkunç bir hızla acıtarak gidişini izlemektir.
peki elime formül tutuşturulsa dahi yapmaya niyetliliğim; kaça kaç hesaba denk gelir.
dönüp, dolaşıp herşey size bağlanır, sizden kopar. belirsizlik sizsiznizdir; başkaları değil.
en beteri de, kendinizin sizde belirsizleşmesidir.kendiniz adına kurduğunuz cümlelerin silikleşmesi, altına, üstüne açıklama yazamamaktır.
bitiş, o bile yoktur.belirsiz dedik ya!
böyle bir durumda insan sadece o "belirsiz olaya" kitleniyor, aklı başka bir şey düşünmüyor. olacak mı olmayacak mı, doğru mu yanlış mı... bu durum özellikle ikili ilişkilerde çok tehlikeli oluyor. çünkü belirsizlik insanın içini kemiriyor, beynin düzgün işleyişini bozuyor ve bir süre sonra kişiyi değişik ve gerçek olmayacak düşüncelere(özellikle kurgulamaya) sevkediyor. bu süreç resmen, kişinin hayatının o zamanlarını yaşamaması gibi bir duruma neden oluyor. kısa olan hayatımızı daha da kısaltmaktansa, bu durumu elimizden geldiğince kısaltmak ya da belirsizliği atlatmayı hızlandırsak daha rahat yaşayacağız galiba...
mutsuzluk kaynağı. kimisi için heyecan olabilir tabii. ama az önce içime düşen bir hisle fark ettim ki insanı en berbat hissettiren duygu bu. son dakikaların adamı olmak kimisine ağır, mesai bitimi 6 ise çıkabileceğini bilmeli insan, bileti cebindeyse oyuna gideceğini, bugün var olanın yarında olabileceğini vs.
tam 6 ay boyunca gerçek anlamda belirsizlikte yaşadığım için bu duyguyu en iyi tanımlayabilcek ama yine de tam anlatamayacak biriyim. belirsizlik böyle tam ak la kara nın bir olduğu derin bir çukurdur, bakarsın bakarsın uçsuz bucaksız grilik sonu gözükmüyor bir ışık yok ay ışığı bile yansımıyor o çukura, baktın mı kendi gölgeni dahi göremiyorsun. acabalar, belkileri, keşkeler geliyor o pis kuytuda kalmış çukurdan.
bazen bir çukur gibi bazen ise hiçbirşeyi bilmemenizin en güzel halidir. ne olup bitceğini sonunu kestiremeden yaşamak ''aman ne olucaksa olur'' diyerek yine de sonu gelmediğini gördüğünüzde ''ya bu belirsizlik beni öldürücek!'' dersiniz. insanı kaynar bir kazana atıp öldürmüyor neticede fakat belirsizlik leş bir kazık gibi ruhunuza saplanıp duruyor için içini kemiriyor.
bu belirsizlikten çıkardığım tek birşey insan varlığının iyi kötü herşeyi haketmesi fakat belirsizlikte kalmayı hakketmemesidir. çünkü akli dengenizi, ruhsal sağlığınızı bozabilir. hiç bir geceyi sabah olmıycağını, gün ışığını görmiyceğinizi bilerek yatmazsınız. elbet gün kararır ve aydınlanır fakat belirsizlikte; gün, zaman, ay, gün ışığı, gece kavramı yok tam da ordasınız işte uzay zaman eğrisinde!