belki ilginizi çeker
  1. · beşiktaş fıkraları
  2. · bektaşi
  3. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · 24 kasım 2009 barcelona inter maçı
  2. · otuz yaşına gelen kadının kendini avutma yolları
  3. · prison brake
  4. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  5. · itü sözlük yazarlarından özlü sözler
  6. · erkekte ses tonu
  7. · sözlük yazarlarının itirafları
  8. · endoskopi
  9. · karl richter

bektaşi fıkraları  

  1. gezgin bir bektaşinin yolu anadolunun ufak ve bağnaz bir kasabasına düşer.demlenme zamanı gelmiştir ama bir türlü kasabalının tepkisinden çekinip korktuğundan kimseye meyhanenin yerini soramaz.sonunda dayanamaz ve
    sarıklı bir kişinin yanına giderek:

    bektaşi: baba erenler bu kasabada bektaşi dergahı nerdedir acep?
    kasabalı: şu yokuşun üst tarafı
    bektaşi: haa şu meşhur meyhanenin yanı öylemi
    kasabalı: yok amca meyhane aşağı yolda ilerleyince sağda... der

    bektaşi meyhanenin yerini öğrenmiş olarak ıslık çala çala ilerler.
    (baruch, 07.03.2006 13:59)
  2. mevlevi, bektaşi, güleni akşam yemeklerini yedikten sonra dolaba bir bakarlar ki dolap ta bulunan müthiş lezzetli tatlı ancak bir kişinin nefsini köreltecek kadardır.
    mevlevi - biz en iyisi şimdi rüyaya yatalım yarın sabah rüyalarımızı anlatalım en güzel rüyayı kim gördüyse o tatlıyı yesin.
    bu teklifin üzerine herkes odasına çekilir ertesi sabah rüyalarını anlatmaya başlarlar.
    mevlevi- rüyamda mevlana celaleddin i rumi hazretlerini gördüm bana cennetin binbir değişik güzelliğini gösterdi. yolumuzdan sapma ki bu güzelliklere ulaşabilesin dedi. bal akan ırmakların suyundan içirdi. sabah kalktığımda ağzımda o leziz tatla uyandım.
    güleni- rüyamda hocaefendi hazretlerini gördüm. bana binbir değişik dünyalıkları gösterdi. yolumuzdan sapma ki ihale üstüne ihale alabilesin amerikalar da gezebilesin dedi. çikolatalar şekerler yedirdi sabah kalkınca ağzımda o tatları bir daha hissettim.
    bektaşi- rüyamda hacı bektaş ı veli pirimi gördüm. bana sizin hallerinizi gösterdi.evlat ne bende dünyalık var ne de yaşayan faniye cennetten su içirecek hikmet! sen yine de yolumuzdan sapma arkadaşların nasılsa ağızlarında birbirinden leziz tatlarla uyandılar, benim hediyemdir kalk bari dolapta ki tatlı da senin olsun. ben de sabah ağzımda dolaptaki tatlının tadıyla uyandım.
    (semekkes, 05.04.2006 18:32 ~ 18:34)
  3. bektaşilerin sivri zekalarını gösteren fıkraların bütünüdür.

    bektaşi cuma'ya gitmiş.
    camide hoca boyuna nutuk atmakta vaaz vermekte kendine göre... hem de şarap içenleri açıkça kınamaktadır.
    bektaşi can kulağıyla dinlemeye başlamış, hoca devamlı "şarap içenler öbür tarafta her türlü ceza görecek. şarap içmeyenler her türlü sefa görecek... hatta herbirinin emrine kırk huri verilecek... huriler şöyle güzel, böyle hoş, başka türlü mültefit.... şarap içenlerinse içtikleri her şişe şarap kıl köprüden geçerken boyunlarına asılacak!!! " demiş.
    bektaşi dayanamamış durduğu yerden seslenmiş: "hoca efendi şişeler dolu mu olacak boş mu?"
    hoca gürlemiş: "bre zındık sen dolu şişelerle öbür tarafı meyhanemi sanırsın!"
    bektaşi boynunu büküp itiraz etmiş: "iyi ama hoca, adam başı kırk huri ile sen de öbür tarafı kerhane mi sanırsın!!!"

    diye de vermiş ayarı...
    (heleloyloyloy, 27.07.2006 19:34)
  4. bektaşinin biri bir mevleviye nasıl ayin yaptıklarını sorar. mevlevi;
    -hak deyip döneriz, deyince bektaşi:
    -yok azizim, biz bir kere hak dedik mi artık dönmeyiz dururuz.
    (libertar, 27.07.2006 23:20)
  5. bektaşi fıkralarıyla ilgili doyurucu bir derlemeyi bahri alptekin yapmıştır kitabın adı"bektaşi fıkraları"dır. italik yayınlarından çıkmıştır. kitapta fıkralar altı konu altında derlenmiştir;

    a)bektaşi fıkralarında tanrı-inanç
    b)bektaşi fıkralarında ibadet
    c)bektaşi fıkralarında içki
    d)bektaşi fıkralarında aile ve kadın
    e)bektaşi fıkralarında toplumsal ilişkiler-hayat felsefesi
    f)günümüz alevi-bektaşi fıkraları

    arka kapaktan;

    bektaşi bir simgedir. nüktelerini yobazın, haksızın, batılın, zorbanın, yalancının suratına tokat gibi indirir. korkusuz, riyasız, sağduyulu olduğu kadar zekidir de.
    kendisine yönelen eleştirileri her biri ince bir zekanın ürünü olan mecazi nüktelerle savuşturur. bu nüktelerde, fıkralarda içinde bulunduğu toplumsal hayattaki bozuklukları, çatışmaları vurgular.

    halkın, haklının sesidir bektaşi.
    gücünü halktan almış , benimsemiş, giderek büyümüştür. zaman içinde adını aldığı bektaşi erkanı ile birlikte yaşayan evrensel bir değer haline elmiştir.
    (libertar, 27.07.2006 23:32)
  6. geçenlerde ilhan selçuk'un köşesinde okuduğumda beni kahkahalara boğan bir örneği:

    sıcak bir ramazanda herifin biri sokakta şapurdata şapurdata karpuz yiyerek yürüyormuş...
    bektaşi:
    -imanım, demiş, dikkat et, icabına bakarlar...
    herif yanıtlamış:
    -ben müslüman değilim
    bektaşi:
    -öyleyse bir ye bin şükret
    (baruch, 29.09.2006 23:50)
  7. bektaşinin biri, oruç tutmazmış, ama her gece sahura kalkar, karnını tıka basa doyururmuş. onun bu halini bilen komşusu, bir gün sormuş:
    — erenler, oruç tutmuyorsun ama, sahuru da hiç kaçırmıyorsun, bu nasıl iştir?
    bektaşinin cevabı hazırmış:
    — biliyorsun, oruç farzdır. sahur ise sünnettir. farzı yerine getiremiyoruz. bir de sünneti terkedersek, hangi yüzle gideriz öbür dünyaya?
    (platin24, 06.06.2007 15:18)
  8. paraya çok ihtiyacı olan bir bektaşi, başkalarından para istemektense, allah'a yalvarmaya niyedenmiş. doğru camiye gitmiş, cemaada birlikte namaz kıldıktan sonra başlamış duaya:
    — ey allahım... demiş, bana şu parayı ihsan et de, önce işlerimi göreyim, sonra da sofrayı kurup ağız tadıyla bir içeyim...
    bektaşinin bu sözleri üzerine yanındaki kişi ona dönmüş:
    — behey utanmaz arlanmaz herif... allah'tan böyle şey istenir mi hiç? diye çıkışmış. ama bektaşi hiç istifini bozmamış:
    — sen ellerini açıp ne istiyorsun? diye sormuş.
    — güzel ahlâk istiyorum... bana doğru yolu göstermesini istiyorum, demiş adam.
    bektaşi gülmüş:
    — senin ahlâkın yokmuş ki, allah'tan ahlâk istiyorsun. doğru yolu bulamamışsın ki doğru yolu bulmayı diliyorsun. benim ise, hem ahlâkım sağlam, hem de doğru yolu çoktan buldum... herkes kendinde olmayanı ister, demiş.
    (platin24, 06.06.2007 15:21)
  9. (bkz: beşiktaş fıkraları)
    (kizi birak beni al ulen, 06.06.2007 15:28)
  10. zengin iş adamı, sokakta rastladığı, eski dostu bektaşi'ye, yoksul olduğu için 5 lira verir.
    bektaşi, "bakıyorum bu sefer yalnız 5 lira veriyorsun. iki sene evvel 20 lira, geçen sene 10 lira vermiştin. bu sene 5 liraya düştü." der.
    — bak can dostum, diye zengin adam durumu anlatmaya başlar: "iki sene evvel evlendim, geçen sene de çocuğum oldu ve harcamalarım arttı..."
    bektaşi birden dostunun sözünü keser:
    — görüyorum ki artık benim paramla aile geçindiriyorsun.
    (platin24, 06.06.2007 15:35)
  11. bektaşiye sorarlar; en çok hangi nefesleri seversin? bektaşi cevaplar; sigaranın ilk nefesiyle kaynanamın son nefesini.
    (tashicardi, 06.06.2007 15:58)
  12. bektaşi bir gün ormanda gezerken bir adama denk gelir.adam eşşeğini ağaca çıkartmaya çalışmaktadır. bektaşi adama dönerek;
    - "kolay gelsin hayrola eşşeği niye ağaca çıkartmaya çalışyorsun" der. adam bektaşiye dönerek
    - "zamanın birinde bir söz verdim sözümü yerine getiremezsem eşşeği ağaca çıkartacam diye yemin etmiştim malumunuz sözümü yerine getiremedim." der. bektaşi
    - "hele bir soluklan yemek yiyelim işine öyle devam edersin" der. adam kabul eder yemekleri yerler. yemekten sonra bektaşi çıkınından şarabını çıkararır ve adama ikram etmeye çalışır bunu gören adam bektaşiye;
    - "hayatta ağzıma içki sürmedim sürmem " der. bunun üzerine bektaşi tütün ikram eder adama, adam yine bektaşiye dönerek
    - "hayatımda hiç sigara içmedim" der. bunu üzerine bektaşi adama
    - "o zaman namazında niyazında bir adamsın herhalde" der. adam bektaşiye
    - "hayatımda caminin kapısından içeri girmedim namaz kılmayıda zaten bilmem" der. bunun üzerine bektaşi adama
    - "sen boşuna eşşeği ağaca çıkartmaya uğraşma kendin çık." der.
    (slysmk, 27.09.2007 11:35 ~ 11:36)
  13. bektaşinin biri birgün camide vaizi dinlemektedir.vaiz allahı tanımlamaktadır:

    -o ne yerdedir ne gökte,ne yer ne de içer,ne doğmuştur ne de doğurmuş...

    bektaşi dayanamaz hemen atlar

    -hoca sen şuna yok diyeceksin ama dilin varmıyor.
    (manidoo, 08.10.2007 01:01)
  14. başıboş bir eşek nasılsa bir camiye girmiş, hoca eşeği döverek dışarıya çıkarmaya uğraşırken, oradan geçen bir bektaşî babası bu hali görerek hocaya sormuş:

    - eşeği niçin dövüyorsun be hoca efendi?

    hoca hışımla cevap vermiş:

    - gelmiş camiye girmiş.

    bektaşî teskin etmek için söyle demiş:

    - canim hoca efendi, onun akli erer mi? eşek olduğu için yapmış bir yanlışlık, girmiş camiye, bak ben giriyor muyum hiç.....
    (anarsist, 14.04.2008 12:09 ~ 12:11)
  15. bektaşinin biri kafayı hafiften firiklemiş ,
    " batsın bu dünya " şarkısını söylüyormuş durmadan .
    arada bir de ,notasız, "batsın bu dünyaaaaa " diye de bağırıyormuş.

    başbakanımız tayyip erdoğan bunu duymuş ,yanına çağırmış bektaşi hoca'yı .

    -söyle hocam " neden batsın bu dünya ?"

    hoca "batsın tabi ki, belki altı üstünden iyidir " demiş

    istanbul emniyet müdürü de oradan geçiyormuş o an , " hoca sen gomonist misin , yoksa ergenekon çetesi üyesi mi?...."

    -" neden soruyorsun müdür bey ?"
    -" ne bileyim , kaos yaratıyorsun da şu güllük gülistanlık vatanımda ?"


    "hee ya" demiş hoca , "sadabad bahçesinde durum öyle , sen gel bir de , bizin pencereden bak sıkıyorsa...."
    (aysigma, 22.07.2008 16:46)
  16. bektaşi bir gün cuma namazına gider.namazdan önceki vaazda hoca,içkinin haram olduğunu,tek bir damla bile içenin dahi günah işlediğini asla içilmemesi gerektiğini,sağlığa olan zararlarını falan anlatır.sonra da ekler:aranızda içen varsa da şu illeti bir an önce bıraksın.tam o sırada bektaşinin koynundaki şarap şişesi düşer.bektaşi çaktırmadan almaya çalışsa da şişe yuvarlanmış ve epey uzağa gitmiştir. cemaat şok içerisindedir ve tüm gözler bir anda bektaşiye odaklanır.bektaşi ise istifini bozmadan:
    -evet,cemaat.bakın,ben ben içkiyi bıraktım.haydi siz de bırakın,der.
    (nickdeğiltakmaad, 25.07.2008 21:28 ~ 21:28)
  17. ilkokulu iki ya da üçe giderken pazar günleri gazete alır, ekleriyle beraber ne varsa okurdum.
    okuduğum gazetede bektaşi fıkraları diye bir bölüm vardı ama ben burayı beşiktaş fıkraları olarak algılıyordum.
    fıkralardan genelde hiç bir şey anlamıyordum ama o zamanlar fanatik bir beşiktaş taraftarı olarak o bölümü okumazsam takımıma ihanet etmiş olacağım sanrısına kapılırdım.. her fıkra okuyuşumda şaşırıyor, allah allah! bunun beşiktaş'la ne alakası var ki? diye düşünüyordum.

    uzunca bir süre sonra evimize gelen bektaş isimli bir misafir bu çelişkiyi çözmeme yardımcı oldu.

    gerçi o söylemese de meydan larousse'dan bakardım ben, kuponların bitmesine az kalmıştı.
    (rotasız pilot, 03.09.2008 18:00)
  18. aziz mübarek bir ramazan günü bektaşi oruçlularla meskun bir köyde oruç yemektedir. sokata alenen yemek yediğini gören köyün çocukları başlar bektaşi taşlamaya. çocuklar çok taşlar sert, bektaşi bakar orası burası yarılıyor, çocuklarla baş edemeyecek köyden dışarı tabanları yağlar. epeyi bir koştuktan sonra çocuklar peşini burakır. ovanın ortasında dımdızlak tam çocuklardan kurtuldum diye sevinecekken bu kez başlar dolu yağmaya. ama ne dolu. ceviz gibi büyük, taş gibi sert. ne sığınacak ağaç altı, ne kaçacak kaya dibi bir yer de yok, bektaşi kaldırır ellerini ve savurur sitemini:

    --yarabbi sen de mi çocuklara uydun...
    (bilge, 18.11.2008 20:34 ~ 08.12.2008 09:45)
  19. "bektaşi babası’na sormuşlar:
    - allah var mı?..

    baba erenler:
    - elbette var, demiş, seksen yıldır boğuşuyoruz, hep o’nun dediği oluyor...

    ******

    bektaşi bir yoksul köyden geçiyormuş, görmüş ki insanlar aç çıplak, güttükleri koyunlar kürklü tüylü...

    başını yukarıya doğru kaldırıp ellerini açmış:
    - bre allahım, demiş, koyunların yerine şu çıplakları giydirseydin ya...

    ******

    bektaşi borçlanmış, çaresiz kalınca camiye gitmiş...

    - bana bak, demiş, ilk kez evine geliyorum, borcumu ödeyecek kadar para ver, bir daha uğramam; bu çevremdekiler gibi günde beş kez gelip seni taciz etmem...

    ******

    bektaşi’ye sormuşlar:
    - dünya neden böyle inişli yokuşlu, taşlı sarplı, kayalı uçurumlu...

    bektaşi:
    - ulan, demiş, altı günde yaratılan dünya işte bu kadar olur...

    ******

    avcı sultan mehmet bir gün ava çıkarken yolda bektaşi’ye rastlamış; ama, o gün şansı yaver gitmemiş, hiçbir şey vuramayınca öfkelenmiş; akşama döndüğünde burnundan soluyarak:
    - uğursuzluk bektaşi’de, demiş, yakalayıp kellesini vurun...

    bektaşi’yi yakalayıp huzura çıkarmışlar, icabına bakacaklar...

    bektaşi, sultan mehmet’e demiş ki:
    - padişahım, sen beni gördüğün için bir keklik bile vuramadın, ben seni gördüğüm için kellem gidiyor; söyle bakalım uğursuzluk hangimizde?.. sende mi, bende mi?..

    padişah gülüp bektaşi’yi bağışlamış...

    ******

    bir mecliste kuran’dan söz açılmış, kelâmullahın (allah’ın sözü) güzelliği övülüyormuş, içlerinden biri demiş ki:
    - kelâmullah bu kadar güzeldir de acaba hattullah (allah’ın yazısı) nasıldır?..

    toplantıda bulunan bektaşi soruyu yanıtlamış:
    - çok kötüdür..

    merak etmişler:
    - baba efendi nereden bildin?..

    bektaşi:
    - alnımın kara yazısından...

    ******

    çeşitli tarikatlardan müritler konuşuyorlarmış:

    mevlevi:
    - bizim şeyhimiz mevlana güneş gibidir...

    nakşi:
    - bizimki nur gibidir...

    rufai:
    - bizimki yıldız gibidir...

    kadiri:
    - bizimki ay gibidir...

    bektaşi susuyormuş, merak etmişler:
    - ya sizinki erenler?..

    baba erenler bakmış ki olmayacak...
    - vallahi, demiş, bizimki de bulut gibidir..."

    alıntı yapılan yer: http://www.cumhuriyet.com.tr/...
    (chixculub, 08.12.2008 20:26)
  20. bektaşiye sormuşlar :

    -rakı içer misin?
    -akşamdaaaan akşaaaama...
    -peki namaz kılar mısın?
    -bayramdan bayrama, bayramdan bayrama...
    (örümböcük, 05.04.2009 18:41)
  21. "softanın biri, cennetteki kandillerin büyüklüğünü, güzellik ve parlaklığını bir zengine överken kandillerin içinde kayıklarla gezilebileceğini söyler.
    adam sorar:
    -yağları nereden sağlanıyor?
    bunu duyan bir bektaşi taşı gediğine koyar:
    -nereden olacak, hocayı dinleyenlerin yüreklerinden eriyen yağlarla.
    (chixculub, 09.06.2009 12:17)
  22. bektaşi ile komşusu iyi anlaşırmış. yıllar geçmiş ikisi öbür dünyayı boylamışlar. sonuç belli. bektaşi cehennemde. komşu cennette. aradan 100 cehennem yılı geçmiş, karşılaşmışlar. komşu, bektaşi'ye acıyarak cehennemde neler çektiğini sormuş.
    bektaşi "kalabalık olduğu için fazla iş düşmüyor, bütün gün dalga geçiyoruz." demiş.
    komşusu hayretler içinde "yapma yahu!ben her sabah 5'te kalkıyorum.önce yıldızları parlatıyorum. sonra güneşi uyandırıyorum. sonra bütün gün yağmur bulutlarını gezdirmem gerekiyo."
    bektaşi niçin bu kadar çok iş olduğunu sorunca komşusu açıklıyor:"adam yok,adaaaam!"
    (şimdi ben ne desem, 21.07.2009 14:49)
  23. birisi bektaşi'nin evine girip bakmış ki yok. masanın üzerinde de kalın bir toz tabakası olduğunu görünce "eşek herif" diye yazıp çıkmış.

    birkaç gün sonra yolda karşılaşmışlar. adam demiş ki:
    "erenler, geçen gün size uğradım ama bulamadım."

    "biliyorum, biliyorum," demiş bektaşi;
    "masanın üzerine kartvizitinizi bırakmışsınız."
    (impossible, 18.09.2009 02:47)
  24. bir bektaşi bir mevlevi ve bir halveti yazın sıcağında gölgeye oturmuşlar muhabbet etmektelermiş o esnada yoldan afet-i devran güzel mi güzel bir kadın geçmiş mevlevi dayanamayıp bir beyit söylemiş

    o gül endam bir al şale bürünsün yürüsün
    ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün

    bunun ardından halveti lafa karışmış

    ta ezelden şem-i ruhun aşıkların pervanedir
    nar-ı aşka yanmayan aşık değil efsanedir

    beyitini okumuş. hali ile sıra bektaşiye gelmiş bektaşi hiç istif bozmadan:

    offf göte bak!

    diyivermiş.

    ardından halveti ve mevlevi sitem etmişler ''baba eren ne güzel şuracıkta bir oyun oynar idik şimdi oldu mu'' ? demişler.

    bektaşi son vuruşu yapmış:

    siz neresine baktınız da söylediniz o kadar beyiti he ?
    (otsuz deli ökkeş, 18.09.2009 03:28)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil