bekri mustafa   

adana çık aradan

  1. ayyaşların piridir. dördüncü murad devrinde yaşamış, gizli gizli çekmeye devam etmiş, sultana yakalanmış, zekası sayesinde kelleyi kurtarmıştır.
    (organometallic complex, 16.05.2005 14:34)
  2. sultan dördüncü murad tebdil-i kıyafet teftişe çıkar, içki içen var mı hesabı. bir kayığa biner, boğazı geçecektir, tevafuk kayıkçı bizim meşhur ayyaş bekri mustafa'dır. kıyıdan açılırlar, bekri mustafa şişeyi çıkarır zuladan, iki fırt çeker. kılık değiştirmiş sultan sorar:
    - o nedir?
    - (bekri ihtiyatlıdır) kuvvet şurubu, iki yudum içince kürek falan vız gelir bana
    padişah merak eder:
    - birader ver iki yudum da ben içeyim.
    bekri acır, kimse görmezsen gariban içsin iki yudum şarap der, şişeyi uzatır, sultan kafaya diker:
    - ulan bu düpedüz şarap
    bekri: evet şarap
    padişah: ulan ben şarabı yasak etmedim mi?
    bekri: lan sen kimsin şarabı yasaklayacan?
    padişah: ben sultan murad'ım
    bekri küreği kapar: vurdum mu küreği yuvarlarım seni aşşağı, daha iki yudum içtin kendini padişah zannettin, şişeyi bitirsen haşa dünyayı ben yarattım diyecen!?...
    (organometallic complex, 16.05.2005 14:41)
  3. (bkz: tarihte meşhur ayyaşlar)
    (janissary, 16.05.2005 14:41)
  4. " sultanahmet'te doğup yaşayan bekri mustafa iyi hafızdı. sarhoşluğun örneği ve sarhoşların şahı olarak tanınmıştır. adı nice yüzyıllardır dillere destan olmuş,hikayeleri kuşaklar boyunca dillerde dolaşmıştır.işte bu böylesine ünlü bir bekri mustafadır.
    yorgancı esnafından ahmet ağa'nın oğlu olan ve gece gündüz içtiği için bekri namıyla ün yapan mustafa.1593 yılında kadırga'nın cinci meydanı ile küçükayasofya camii arasındaki bir evde dünyaya gelmiştir. babasının hali vakti yerinde olduğu için çocukluğu refah içinde geçmiş,beş yaşında iken küçükayasofya camii yanındaki mahalle mektebinde eğitime başlamış. burada hıfız ederek hafız olmuş,sonra da bayazıd medresesi'ne devam etmiştir. sabahları medreseye giderken akşamları da babasının dükkanında yorgancılık işini yüklenmişti.18 yaşında iken annesinin de vefatıyla yalnız kalan genç yorgancı bazı arkadaşlarının da ısrarı ile bu dönemde içkiye başladı. kumkapı'daki agop'un meyhanesi'nin başlıca müdavimleri arasına karıştı. çok geçmeden medreseyi de dükkanı da bir tarafa bırakan mustafa ağa, bütün ömrünü gece gündüz bu meyhanede içki içmekle geçirmeye başladığından bekri namıyla anılmaya başlandı.
    uzun boylu,iri yapılı,geniş omuzlu,pos bıyıklı ve güçlü kuvvetli bir adam olan bekri mustafa, son derece zeki,nüktedan ve hoşsohbetti.hazır cevaplığı ve hakbilirliği ile herkesin takdir ve sevgisini de toplamıştı. bekri mustafa'nın bu özelliklerini duyan dördüncü murat,daha şehzadeliği sırasında kendisini nedimleri arasına almış,tahta çıkışından sonra da saraya dahil olmuştu. dördüncü murat,içki yasağını koyduğu yıllarda dahi bekri'nin ayyaşlığını hoş görmüş, kendisinden iltifatlarını esirgememişti.
    bekri mustafa'nın bu içki yasağı devirlerine ait pek çok fıkrası vardır. bir gece kendisini içki masasında yakalayıp şişesi ile birlikte bostancıbaşı'nın huzuruna çıkarırlar. bostancıbaşı, şişeyi elinde sallayarak hiddet içinde bağırır:"şu zıkkımı nasıl içersin be adam?" hiç istifini bozmayan bekri,şişeyi bostancıbaşı!nın elinden alıp,koynundan kadehini çıkarıp "önce bu şişeyi alır,sonra içindekini kadehe boşaltırım. ve kadehi de işte böyle yudumlarım" diyerek bir yudumda içer. bostancıbaşı onun bu cüretkar hali ve hazırcevaplığı karşısında diyecek söz bulamaz ve kendisin affeder.
    bir gün bostancıbaşı yine kendisine kızacak olur. " bu içtiklerin ihtiyarlığında burnundan gelecektir" ağanın bu sözleri karşısında bekri şen bir kahkaha atar: " aman ne iyi... ben de doldurur,yine içerim. desene ihtiyarlıkta da işimiz iş,safamız tam olacak"
    bostancıbaşı'nın adamları bir yaz gecesi bekri mustafa'yı bir havuzun içinde oturup içkisini demlenirken görürler. kendisini alıp götürmek isterler. bekri birden öfkelenir: " çekin arabanızı be... burası size ait değildir. kaptan paşa gelsin. deryaya o karışır ancak."
    konu,komşu bütün mahalleli ve devletin ileri gelenleri bekri mustafa'yı içine düştüğü durumdan kurtarmşaak amacıyla çare ararlarken akıllarına onu küçükayasofya camii imamlığına getirmek gelir. iyi bir hafız olan ve medrese görüp okuyan ve bu işe yatkın olduğundan şüphe olmayan bekri mustafa için bu hiç de yadırganacak bir iş sayılmaz. hele ortada kendisini içkiden kurtarmak gibi bir de önemli sebep varken.
    bekri mustafa, sultan murat'ın da onayladığı bu görevi kabullenir mecburen. işe başladığı gün öğle namazından sonra kaldırılan bir cenazenin namazını kıldırdıktan sonra tabuta doğru eğilip birşeyler söyler. bütün cemaatin dikkatini çeker bu davranışı. birisi dayanamaz sorar:" merakımızı uyandırdı ağa... neler söyledin öyle?" bekri mustafa her zamanki gibi kendinden emin bir şekilde konuşur:" öteki dünyadan haber sorarlarsa bekri mustafa imam oldu de, anlarlar dünyanın halini dedim."
    hikayelerle dolu yaşantısı çok kısa sürer bekri'nin. henüz 41 yaşında iken hastalanır ve iki,üç gün içinde hayata gözlerini yumar. cenazesi vasiyeti üzerine "balıkpazarı meyhanelerinin civarında bulunan mezarlığa" gömülür. sonra bu mezarlık kaldırılıp yerine dükkanlar ve çarşı yapılır. bekri mustafa'nın bu yalnız kabri yetmişli yıllarda yemiş adıyla anılan semtin kasımpaşa sokağında bulunmaktaydı. 1903 yılında çevre esnafı arasında toplanan para ile onarılır ve başucuna bir taş dikilir. destan olan bekri mustafa , geçmiş yaşantımızın en ünlü bir halk kişisi olarak günümüzde de anılarıyla yaşatılmaktadır."


    kaynak: sultanahmetmagazin
    (vanguard, 03.09.2007 19:36)
  5. "istanbul kanatlarımın altında" filminde savaş ay tarafından canlandırılmıştır.
    (snitch, 03.09.2007 19:47)
  6. avrupa yakasının 2. sezonunda bir bölüme konu olmuş kişi.

    ata demirer önceki hayatında 4. murat olduğunu sanırken, hipnoz esnasında bekri mustafa olduğunu öğrenmişti.
    (madboy develop, 14.06.2008 02:30 ~ 02:30)
  7. bir gün zabit bekri mustafayı yolun kenarında beklerken bulurlar. zil zurna sarhoştur.
    "ulan ne geziyorsun burda bu gece vakti, niye evinde değilsin" diye kükrer. bekri telaşsız verir cevabı.

    ben gezmiyorum, dünya dönüyor, birazdan evim glecek onu bekliyorum. gelince binecem.
    (bilge, 18.11.2008 21:08)