beklentilerin bitmeyişi   

adana çık aradan

  1. hayatımızın her döneminde bizden maddi – manevi beklentiler içine girenler oldu. bundan sonra da olacak. hem de hayatın her döneminde artarak devam ettiği şekilde...

    ilkokulda 5 pekiyi getirmemizi isteyen masum anne ve baba beklentilerinden, saygılı ve uslu olmanın ödülünü alıyorken, büyüdükçe fark ettik ki hayatta başarılı olabilmek böylesi spesifik ölçülebilen değerlerle sınırlı değil. artık büyüyorduk çünkü. önce anadolu ve fen liseleri sınavları sonra da hayatımızın tümünü “öss, asla hayatın kendisi değildir” yalanlarıyla kakaladıkları üniversite sınavları..

    bunlar bitti üniversiteyi uzatmadan bitirilmesi beklentileri ile karşılaştık. okul bittiği sırada askerlik, o bittiği sırada iş bulabilmek. o da bitti daha iyi bir işe girebilmek.. o da tamam evlilik sonra? çocuk. sonra? çocuğun istikbali…

    bu bahsettiklerim sadece genel olarak hepimizden beklenilen ortak beklentiler. bunlardan başka hepimizin farklı ve birbirine benzemez durumlarda karşılaştığı kişiye özel beklentilerde oldu tabii. özellikle yaptığımız işte müşteri ve dilek sahiplerinin beklentileri bu beklentilerden beslenen sömürü ile kendi beklentisini yayan patron beklentileri, ve aşk… her birimiz için farklı boyutlardaydı.

    hayat hep bir mücadele ile geçiyor. farkında olmadan başkalarının beklentilerini gerçekleştirmek üzere yırtınıp duruyoruz. bu sırada da çoğu kez; ya kendimizin başkalarından beklentilerini göremiyoruz ya da kimseden bir şey bekleyecek enerjiyi kendimizde bulamıyoruz. bu bekleme ve beklenme kıskacında belki en önemli unsur denge.

    her beklentiyi yerine getirdiğinizi hissettiğiniz bir anda; karşınıza olumlu bir tablo çıkacak mıdır? hiç zannetmiyorum. peki hiçbir beklentiyi yerine getirmediğimizde? o zamanda sonuç değişmeyecektir. denge kurabilmeli ve beklentileri ve beklediklerimizi en aza indirgemeliyiz. bu aza indirgeyiş süreci ne ile mümkündür derseniz bence onun bir tek cevabı var o da güç…

    o gücün adı da zaruretlere karşı çıkabilme gücüdür.. ancak yüksek bir zekanın, ustaca ayak oyunlarıyla insanlara kendinize güven vererek kandırmanın, bolca para ve sağlığın, kudret ihtişam ve şehvetin birleşimi ile olur. çevrenizden maksimum yararlanabilme olanağını verir bu güç. zayıf olanı ezerek elde tutulur.

    bu güç elinizdeyken ancak huzur gelir, ayaklarınızın dibine serilir. onun haricinde kendinizi sürekli başkalarına çaba harcarken bulur ve sömürülen tarafta kalırsınız. ve bu sömürü beklentilerin bitmeyişinin aksine sizi bitirir.
    (anha minha, 31.08.2007 23:51 ~ 01.09.2007 00:01)
  2. homo sapiens türünün doyumsuz olmasından mütevellittir.
    (bkz: daha fazlasını iste)
    (jack, 31.08.2007 23:53)
  3. (bkz: altruizm)
    (negatif, 31.08.2007 23:54)