beklediğin şeylerin tümü;
insandan,
yaşamdan,
işten, oradan buradan
beklemek üzerine kurulu hayatta beklediklerinin adresleri, somutlaşmış cisimleşmiş hali.
şu yaşıma geldim
*, hayatın bana dayattığı en büyük zırvalardan biri, beklentilerini düşür olmuştur. okuldan, devletten, anneden, babadan, hele de sevgiliden çok şey bekleme hayal kırıklığına uğrarsın, karşındakini de yükümlülüğe boğarsın. hobaa,
beklentilerim benim, bırak
hayal kırıklıklarım da benim olsun. ne karışırsın anlamam ki?
her şeyi devletten bekleme, git kendin yap. ne ola ki bu her şeyin içeriği, neyi bekleyeyim neyi beklemeyeyim? oysa ki, bizim ünlü benzetmelerimizde devlet de devletin malı da denize benzetilmez mi, yani uçsuz bucaksız kaynağı vardır da neden ben bir şeyler beklemeyeyim kendisinden?
ya da ikili ilişkilerde, benden çok şey bekleme, ben şöyleyim ben böyleyim. ee daha en başta o ilişki güme gitti say sen, ne bu anlaşma mı imzalıyoruz, şirket miyiz biz? insan ve insana dair duygulara ne oldu acaba?
dostluklardan, arkadaşlıklardan da çok beklentilerin olmasın aman aman. herkesin kendine ait yaşamı var ama değil mi? sen her zaman yanlarında olmalarını bekleme, onlar gerekirse bir ara uğrarlar. hadi canım sen de.
aslında bunun tüm sebebi, bencillik işte. insanlar benden çok şey bekleme diyerek, ta en başından kendini korumaya alıyorlar. sözde karşındakini incitmemek, kırmak için; özde kendisini karşısındakini düşünerek hareket etmekten kurtarmak için. bunun adı başka da bir şey değil.
ben seviyorum
beklentilerimi karışmayın, yaşama dair güzel şeyler bekliyorum mesela, sevgilimden de beklentilerim var, arkadaşlarımdan da. belki gerçekleşecek, belki gerçekleşmeyecek; ama gerçekleşse de gerçekleşmese de bana dair olacak tüm sonuçlarım. hayal kırıklığımı da, sevincimi de bana bırakın mümkünse, oh be!
*