yapı itibariyle "ilgi bekleyen" dişi türünün, klişe egosunu yıkarak erkeği aradığında hakettiği eylem. bu kız türünü sarıp sarmalayınız, çünkü ilişkisinde bir edilgen değil bir etken şahıs olmuştur.
erkeğin kızı aramadığı,atağa kalkmadığı (kısacası kızın hafızasından silinmek istediği,görünmez adam olma hayali kurduğu)bir durumda telefondaki "biiiip" sesi yerine konulmuş alkış efektidir.ki ha keza o kızcağız aradığı sürece bu sesi dinleyecektir.
eğer kız bu arama işini sonradan abartmayacaksa
sonuna kadar hak eder o alkışı
ama eğer kız bu beklemeden arama işini
2 dakikaya bir arama zannedip suyunu çıkarırsa
çişe giderken bile ararsa
yooo dostum yoooo
onlara alkış falan yok.....
sex and the city adlı dizinin günümüz hatunlarına getirdiği anlamsız kurallar bütününe kısmen veya tamamen karşı çıkan, kendi bildiğini okuyan, özgüveni olan hatun kişidir.
kendisi cidden ve de gerçekten, bu yazısız kurallar sapkınlığına riayet etmediği için takdiri hak edendir. öpüyorum onu yanaklarından kocaman.
bana hüzünlü hikâyeler hatırlatan bir reklam sloganı.
masal yerine filmle büyütülmüş bir nesildenim. üçüncü sınıf birçok filmi, repliklerini ezberleyecek kadar çok izlemişimdir. çocukken kurguyla gerçeği ayıramayıp kapılıyormuşum anladım. ancak hâlâ birkaçının etkisinde olmamın sebebini ben de bilmiyorum. özellikle ilişkiler konusunda öğrettiklerine hiçbir çocuk maruz bırakılmasın diyerek anne babaları uyarmak isterim.
türk filmlerinde çokça kullanılan bir sahne vardır. esas kız kötü niyetli bir adamın hedefi haline gelir. genellikle zengin bir ailenin çocuğu olan bu kanıbozuk, binbir oyunla genç kızı tuzağa düşürür. planını hayata geçirmeden az evvel de esas oğlanı arayıp "necla şu anda bir başka nadamın koynunda, seni naldatıyor. nihahha.." diye ortalığı karıştırır. adresi nereden bulduğu meçhul esas oğlan, düşmanının evine gider, yatak odasında sevdiceğini bir adamla (sözde) sevişirken görür. kızı o halde bırakır ve bir sonraki sahnede bir meyhane ya da evinin darmadağın salonunda içki şişelerinin arasında görülür.
kısa bir süre sonra hayatının geri kalanını geçirmek üzere bir avrupa şehrine gitmek üzere yola çıkacaktır. havaalanına gitmeden önce sevdiceğiyle yaşadıklarını yâd eder, içli şarkılarla geçmişi hatırlar. bir yanlış anlaşılma yüzünden mutluluk fırsatı uçup gidecektir.
ve işte o an...
bugüne kadar ilişkilerimde başarısız olduysam işte o melun- olası ayrılıktan önce mucize beklenen sahne- yüzündendir.
çocukken televizyonun karşısında "aya necla abla aya. o da seni bekliyo. ayaysan yanına gelmeyi kabul edicek. mutluluk tyenini kaçıyacaklay be. ühüü.." diye tırnaklarımı yediğimi hatırlıyorum. o günlerden beri çok korkarım -olası ayrılıktan önce mucize beklenen sahne-yi kaçırmaktan.
arkadaşlarımı görüyorum "seviyorsa o söylesin, ilk ben söyleyip eline koz veremem" diyerek kendilerini durduruyorlar. halbuki türk filmlerinde esas kız birini beğendiyse ve ufaktan bir mucize yaşadılarsa( şüphesiz ki onlar aslında aynı fakültedendirler. aralarında sınıf farkı bile olsa yakın muhitlerde bulunurlar. birbirlerinden yalnızca apartman ve gecekondularla ayrılırlar ) aşkın hududu sorulmaz, mutluluğun doruğuna çıkılır. bu yüzden sevgilimle kavga ettikten sonra naz yapamam, canı cehenneme diyerek keyfime bakamam. sanki ben beklerken o kahroluyor, kendine en kuytu köşelerden tozlu meyhaneler beğeniyormuş gibi, daha fazla üzülmesine dayanamayıp aradığımda şuna benzer bir konuşma hatırlarım.
b-(ben) h-(hödük sevgili )
ağlamaktan kızarmış gözler ve burun çekme efektiyle :
b: hmms.. a- aloo canım. nasılsın ?
h: (yeni uyanmış belli) ha.. huu.. noldu ?
b: y-yok bi şey hayatım. merak ettim seni. çok yıpratma kendini olur mu ?
h: ya ne yıpratması rahat bırak da uyuyalım. dün tavır yapıyodun. noldu ? burnun sürtüldü di mi?
b: ee.. ama bitanem.. ben sen üzülme diye... ühühü.. özledim kabahatli oldum di mi?
h: horr...zzzz..
b: kahrol e mi ? salaklık bende tabii. ühüüee...
tüm iyi niyetimle arayıp böyle bir sahneyle karşılaştıktan sonra isterse bir stad dolusu insan cesaretimi alkışlasın, bu adamdan umudu keserim. sonra da kızlar kendilerini naza çekiyorlar, her şeyi erkeklerden bekliyorlar diye dert yanarlar. süründürenlerin peşinden ayrılmayıp, beklemeden arayan kızları üzenler; size müstehaktır.
yine de vazgeçmiş değilim, bir her şey çok güzel olacak. ünlü düşünür - kalp ağrısı uzmanı sezen aksu'nun dediği gibi; aşkın da en hesapsız kitapsız olanını yaşamazsam kara kaplıya kaydedin beni.
***** ***** *****
ekrem: nayır. necla bana bunu yapmış olamaz.
necla: muhakkak bir yanlış anlaşılma olmalı. nekrem beni bu halde bırakamaz.
aynı anda bir evde :
"ara necla ara. o da seni bekliyo. ararsan yanına gelmeyi kabul edicek. mutluluk trenini kaçıracaklar be. ühüü..."
maalesef bir süre sonra beklese de nafile olacak kız için alkıştır...nasılsa aranıyorum mantığıyla aramazlar da diğer cinstekiler.(%99.99)
(bkz: istisnalar kaideyi bozmaz) (%0.01)
arasa ilgilense ne boka yarar ki? aramasa ilgilenmez suç olur, arasa boğuyo diye suç olur. sevdiğini merak edip ararsın, tele bakmaz, sonra azcık bozulsan " çocuk muyum ben? merak etme" tribi atar. hem onla ilgilen ister hem de rahat bırak ister. aslında ne bokum istediğini kendisi de bilmez ya neyse... seven insan duramaz ama bir şey var ya sanki. kurt var misali her fırçadan sonra aramaya devam eder bir halt yiyecekmiş gibi. ne istedikleri belli olsa da ona göre davransak bizde. iyice salak olduk çıktık. kaçan kovalanırama kimin kaçması lazım onu da hala çözemedim ben.