ne kadar beklersen bekle, gittim bir kere. geri dönüşlerim olmayacak artık. bekleyeceksin geleceğim diye ama anla artık gelmeyeceğim. bu sefer gerçekten gittim. ama umudun dünyan olsun.
bu söz, duygu kademesindekilerin "1001 surat"lısı olan umudun en acı yüzüdür ve insan bu yüzle karşılaşmaya çoğu zaman cesaret edemez. tebessümle gelmemesi beklenmelidir...
"git içimi çok sikertmeden" ekolünden bir vecize daha. derin mi derin. manidar. payidar. o galatasaray voleybol takımın kaptanıydı ya. efsane bıyıkları vardı. beni andı herhalde.
ya şimdi öyle bir şey demeliyim ki. hani böyle karizmatik olsun, yanar dönerli duygusallık koksun. ruhunu titretsin elemanın. ironi de serpeyim üzerine. daha da sarkastik bir karizma yapmış olayım, replere boğulayım. acı edebiyatıyla yeni çılgın aşklara yelken açayım.
sonunda kahrolacağını bilerek bile bekler kadın. sevgi, aşk ya da bu duyguların muhattaplarını yüceltme isteği hep içinden gelir ve onun için zevktir, içinden gelenleri ağırlamak.
tutar bir ucundan, dünyanın en ışıltılı kumaşı olur gözünü açtığı sabah. dokunduğu sofralar çoğalır, muhabbete kahkaha olur bir başına. bir adam, bir gün ya da bir hâyâl ne kadar güzel olsa da onlara vereceği değeri kendisi kestirir.
gözünün kenarında bir damla yaşla gezdiğini kimselere duyurmaz. konuşmadan öfkelenir, sabırla anlatır. okumak isteyene kitaplar yazar bir bakışı. suya yazılanların ışıltısına kapılıp terk edenler, elleri boş döndükten sonra tek harfine muhtaç kalır kadının. üstünden bir kez el çeken adamlar değmesin diye, kendini yakar gerekirse.
sayfalarını açmaya razı olunca kimse engel olamaz. gelirler, talan edip giderler de tek başına doğrulur olduğu yerden. kadın aşık olunca etrafını parıldatmak ister. emir aldığı yer kalbidir ve onu açtığı kişinin kim olduğu artık önemli değildir. gururun yerini sabır, mağrur duruşunu mağduriyet teslim alır.
büyük cümlelerin sahibi bu kadın, sözünü kesene düşman olacak bir adam bekler. kendi elleriyle kurduğu hayatında tok bir ses olsun ister. bir güzel söz ve kokusuyla ömrünü dolduracak diye sevinir.
gelen onca kişi vaad ettiklerini gerçekleştiremeden gider. sanırlar ki dönmeyeceklerini söyleyince üzülmeyecek bu sabır abidesi.
"bekle beni gelmeyeceğim" cümlesi, acıyı azaltma çabasıdır.
oysa 'ummak ve beklemek kadınlığa verilmiş iki cezadır'
erkekler beklemezdi. erkekler bekleyen değil, bekleten olurlardı.
fakat ya giden kadınsa ve erkek beklemeye durmuşsa...
yani basbayağı aşıksa erkek...
o zaman ne oluyordu?
o an anlamıştım.
erkeğin omuzları çöküyor;elleri el, ayakları ayak olmaktan çıkıyordu...
ve dudaklarının kıyısına yerleşmiş o eğreti acı ifadesini görmek korkunçtu...
bu, giden sevgilinin geride bıraktığı hayali ve irinli bir uçuktu sanki...