edebi kişiliğini yazılarında çoğu diğer köşe yazarlarına nazaran ön plana çıkaran bir üsluba sahip, ayrıca benzeri sebepten yazı türüne makale değil fıkra adı verilen yazar.
yazıları öyle anlamlıdır ki bazen, anlamakta güçlük çeker insanlar.
görülmeyeni gösterdiği, konuşulmayanı konuştuğu, dönmemesi gerektiği halde dönen tekerlere çomak soktuğu için hoş karşılanmayan ancak çoğunlukla doğruları yazan(ki ben şimdiye dek yanlış yazdığını görmedim)ender köşe yazarlarındandır. iktidarla (haklı olarak) barışık değildir aslında kendisi yanlış giden hiçbir şeyle barışık değildir. kalemine sağlık denecek ender üstatlardandır.
fikirlerini çok beğendiğim, üslubundaki sadeliğe hayran olduğum yazar. çok başarılı tasvir yaptığını düşünüyorum. hayvanseverliği, muhalif duruşu ve en çok da güzel betimlemeleriyle zaman zaman aziz nesin' i anımsatıyor bana. okunası, sevilesi insan...
hürriyet gazetesinin tek başına okunma sebebi yazarı. doğru bildiğini çekinmeden söyleyen (gazetenin genel yayın anlayışının tam tersi bile olsa) düşüncelerinde sapma olmayan, söylediklerinin sonuna kadar arkasında duran, asla kıvırmayan köşe yazarı.
(bkz: adam gibi adam)
çok iyi sözlük yazarı olur bu adamdan, zaten bir köşe yazarı gibi değil de sözlük yazarı okur gibi okurum ben kendisini. yazı bitince elimdekinin hürriyet gazetesi olduğunu hatırlayıp korkarım, "oha bu sefer bela aldı başına, keserler biletini artık" diye telaşlanırım, ertesi gün yine üçüncü sayfayı görünce rahatlarım, cesaretine hayran kalırım. kalırım bebeğim kalırım canım. buralara gelse tozunu attırır; zekası, yeteneği ve üslubu kıskançlık yaratır.
gece evimizin önünden davul çalan arabalar geçti. yer-gök "şampiyon" diye çınlıyor.
sevincin ölçüsü yüksek.
doğrusunu isterseniz ben de çoktandır sevinmek istiyorum. tek ayağımın üzerinde zıplayarak neye sevindiklerini anlamaya çalışıyorum, ki ben de sevineyim.
arkadaşlara "ne oldu?" diye sorduğumda "işte futboldan anlamayan bir geri zekálı" anlamında yüzüme tuhaf tuhaf baktılar.
o zaman ben de sorumu şöyle değiştirdim:
"biz mi kazandık?.."
*
biz?..
değişik bir toplumuz kabul edin.
misal; erkek yumurtalıklarının "güvenilirlik-saygınlık birim ölçüsü" olarak kullanıldığı başka bir toplum var mı bilmiyorum:
"nasıl bir adam?.."
"t....lı..."
(.......)
bir başka organımız da konutlarda olsun, diğer mekánlarda olsun "yüzölçümü birimi" olarak kullanılmıyor mu?
"ne kadar genişliği?.."
"g.. kadar..."
demek ki metrekare olarak az.
(......)
sevgili metin uca'nın kulakları çınlasın, anneler günü'nde annelere verilen gerçek ve gerçek değeri anlatıyordu.
biz böyleyiz ne yapalım.
kadının cinsiyet organı "uzaklık ölçü birimi" olarak da kullanılabilir:
"ne kadar uzakta?.."
"taaa anasının....."
*
o zaman sevincimizin ölçüsü de ona göre.
memleket bayram ediyor, kapımızın önünden davul çalan arabalar geçerken, otuz kişi öbür otuz kişiyi bıçakladı.
birim olarak "sevinme ölçüsü" böyle çünkü.
nitekim bıçaklama neyse ama, taraftarlar birbirlerini öldürdüklerinde, futbol otoriteleri o zaman "ölçü kaçtı" diyorlar.
yazısını en son okuduğum yazar.
gazeteyi okuyup olana bitene, satılıklara iyice dellendikten sonra yazısını okuyup iyi ki böyleleri de var diye bi nebze güven duyduğum insan. takdir edilesi insan gibi insan...
laf ebeliği yaparak tapulu köşesinde demokrasi düşmanlığı yapmaktan başka bir numarası olmayan fikir yoksunu köşe ağası. çevre konusundaki hassasiyetlerini bile kendi dünya görüşüne uymayan insanları aşağılamak amacıyla kullanmaktan çekinmeyen "devlet aydın"ı. statükoya selamını eksik etmez yazılarında.
son derece eğlenceli üslubuyla hiciv sanatının son temsilcilerinden olan köşe yazarı.hayvan ve doğa sevgisiyle dikkatleri çekmekte,düşüncelerini özgürce ifade ettiğinden,kendisine günde yüzlerce küfürlü mailin gelmektedir.