|
|
- bekaret kavramının cinselliğin biraz daha tabu olduğu ülkelerde en çok çektiği davranıştır. mevzubahis aramaksa nerede olduğu önemli değildir. ilk bakılacak yer orası olup bulunamadığı takdirde kötü sonuçlar çıkabilir. ama bakmak lazım ki belki başka bir yerde de bulunabilir.
- bekareti gerçekten bacak arasında kızlık zarında arayana verilebilecek tek cevabın ''yeterki bedeni değil ruhu orospu olmasın'' olabileceğini düşünüyorum.
- bekaret, cinsel ilişkiye girilip girilmediği ölçütüdür ve ilişkiye girilirken takribi bacak arasında konumlandırılmış organlar kullanılır. tartışılması gereken bekaretin "bacak arasında aranması" değil, "aranması"dır.
- arayanlara "bekaret kalmadı onun yerine başka bir şey verelim" şeklinde yanıt verilesi davranış biçimi.
- sosyal alanda çağdaşlaşmaya çalışan türk toplumunun çağdaşlığı bacak arasında araması sonucu ortaya çıkan "abi bekaret arayan yobazlar kaldı mı hala bu memlekette yaa" geyiğinin çıkış sebebi.
- henüz bakire olup yapmadığı kalmayan kızlardan darbe yememiş erkeğin davranışıdır. bu darbeden veya darbelerden sonra, o zarın, ruh ve kişilik filtresi olmadığı kavranır.
(tatalu, 15.12.2007 14:13 ~ 14:13)
- üzerine uzun uzun konuşulan durumdur.
tabelaları takip et.
bak burdakinden başla
"bekarete gider" ---->
- doğru bir davranıştır. eğer bekaret gibi bir takıntın varsa bakacağın yer orasıdır. "bedeni bakire değil fakat ruhu bakire" gibi sözler de gereksizdir. bekaret bir seçim veya sonuçtur. bir insan çatur çutur cinsel özgürlüğünü kullamış olabilir.
- -anneee!
-ne var
-ya benim bekareti arıyorum nereye koydun
-oraya bacağının arasına bir yerlere bıraktmıştım
-haa ok?
- bu "aramak" konusunda hep erkeklere bok attığımız bekaret meselesinde, binlerce yıldır kadınların hiç mi suçu yok diye düşünürüm bazen. neticede erkeği yetiştiren, büyüten kişi kadın. kadın, kadının kuyusunu kazar her zaman. kadın asla karşılaştırılmaktan, erkek üzerinde sahip olduğu otoritenin bozulmasından hoşlanmaz. bu, ister oğlu olsun, ister kocası, babası, kardeşi olsun değişmeyen bir durum.
günün birinde bir erkek arkadaşım bir olay anlatmıştı. erkek olan arkadaşım, yaklaşık bir yıldır kız arkadaşıyla birlikte yaşıyordu, bunu da ailesinden saklıyordu. artık iş ciddiye binip söylemek gerektiğini düşünen arkadaşım, buna en kötü tepkiyi verenin annesi ve ablası olduğunu söylemişti, babası veya abisi değil. onlar duruma normal bakarken, annesi ve ablası küplere binmiş, "evlenmeden onunla birlikte yaşayabilecek kadar hafif" bir kızla nasıl birlikte olabileceğini sormuşlar.
bu olaydan da görüldüğü gibi kadınlar, koyulmuş, süregelen ahlak kurallarının bekçiliğini aslında erkeklerden daha çok yapmaktalar. bir erkeğin hayatındaki "başka bir kadının" varlığı onlar için tehdit. artık, egolarına mıdır, yoksa eskisi gibi erkeğin iplerinin onun elinde olmamasından mıdır bu tehdit, o kadarını bilemiyorum. problem de belki şu ki zaten; erkek, hayatına bir kadın soktuğu zaman, "yularını kaptırmış" oluyor. dostları arasında da, etrafındaki kadın yakınları arasında da bu bir dalga konusu haline gelebiliyor. erkek arkadaşlar bunu daha çabuk kabullenirken, kadınlar nedense bu durumu hazmedemiyor.
kadın, diğer kadınlara karşı kozlarını, yaratılmış bu erkeksi toplum kuralları üzerinden kullanarak kendine güç elde ediyor. diğer kadınların ayağını kaydırmak, kendini diğerlerinden üstün ve ahlaklı kılmak için gene bunların arkasına sığınıyor. kadınların "erkek gözünde" ki imajını çizen, çocukluktan beri bunu yaratan ve koruyan, gene kadın.
kadın denen varlığı asla aşağılamam, çünkü ben de kadınım. ama biraz kendimize dönüp, kendimizde de hata aramamız gerekli. yarının anneleri en azından oğullarını bu biçimde yetiştirmesin diye.
bir yerde okumuştum, eski yunanda, genç kızların bekaret zarları, kızlar ilk reglilerini görünce, anneleri tarafından bozulurmuş, yalnızca, tanrılara sunulacak kızların saflığının temsil edilmesi açısından bekarete önem verirlermiş. bunun haricinde bekaretin çocukluk döneminde sadece hassas bir organı hastalıklardan koruyan geçici doğal bir önlem olduğunu bildiklerinden, regliden sonra "gereksiz" kabul ederlermiş. eski yunan'da "bekaret" kavramı yoktu demek istemiyorum, bu konuda yeterince bilgi sahibi değilim. ama olaya, bugünkü kadar bile "bağnaz" bakmadıklarını anlamak açısından, ilk okuduğumda ilginç bir "anekdot" olarak gelmişti bana, paylaşayım dedim.(shiba, 15.12.2007 15:37 ~ 16.12.2007 13:51)
- (bkz: bekareti tavan arasında aramak)
- bir bakıma insanın kendini kandırmasıdır.şöyle ki:anal sexi "x" kere yapan genç bir kızımız bekaret zarına dokunmamıştır.günlerden bir gün bu kız bu durumdan habersiz biriyle evlenir ve damat ne güzel bak "namuslu" bir kızla evlendim diye düşünür ancak işin aslı öyle olmadığından damat kandırılır.
bunun böyle olmaması için yani gerçek namusluyu ayırt edebilmek için namusu bacak arasında değil kişinin karakterinde,düşüncelerinde,yapısında aramalıyız.
- (bkz: bekaret beyindedir o halde beyinleri sikelim)
- siz bekareti bacak arasında gizli bir yerde mi sanıyorsunuz? üstelik hymen dikilebilen bir zar parçasıyken... siz, bakireliğin sadece bir kaç damla kanla mı yok edileceğini sanıyorsunuz? üstelik tecavuz denen bir olay varken... peki siz, çok sevdiğiniz bir kızı sırf bakire değil diye elinizin tersiyle itebilirken, gonlunuzden de atabileceğinizi mi sanıyorsunuz?... yanılıyor olabilir misiniz acaba?
gezip tozduğu erkeklerin sayısını hatırlamayan, bunlarla herşeyi yapıp iş bekarete gelince olmaz ben bakireyim diyen bir kızın hangi bakirelikten bahsettiğini hiç sormuyor musunuz?
ya, sevmiş inanmış ve o erkeğe kizligini vermiş ama yanılmış, yol ortasında bırakılmış, belki kandırılmış bir kızın bekaretinin daha onurluca yitirildiğini düşünmüyor musunuz?... bu siz de olabilirsiniz, kızkardeşiniz de, ablanız da, kuzeniniz de...
siz hala bekareti bacak arasında mı sanıyorsunuz?
tanım : cevabı tamamen kişiye göre değişen namus olgusudur (!)
- beyni bacak arasına kaçmış insan davranışıdır.aranır,bacak arasında bir bekaret söz konusudur belki ama ne namus oradadır,ne saflık,ne temizlik.
akıl,fikir,düşünce diliyorum tanrıdan,insanların bekaretin lanet olası iki bacak arasında olmadığını kavrayabilecekleri kadar.
- bekaret aramada ilk adımdır.
step 1-> bacak arası
step 2-> hal, hareket ve davranışlar
bacak arası sağlamsa hal, hareket ve davranışlar gözlenir, eğer davetkar bir tavır sergiliyorsa o kız terkedilir. bu kadar basit ve yüzeyel.
- boş bi uğraştır, zira tam yeri bulmak için coğrafi koordinat sistemine ihtiyaç vardır.
- doğru bir olaydır,zira bekaret kelime anlamıyla o bölgeyi ilgilendirir. he tabi namusu bacak arasında aramak ne kadar doğrudur, orası bilinmez.
(albus, 14.03.2008 17:48)
- bekaret tabiki bacak arasındadır, ama bekaret namus değildir. bekaret temsili o zarın yırtılması kişiyi ne ahlaksız yapar ne namussuz yapar. pek çoğumuz çevre baskısından ya da birşeylerin muhakemesini kendi kendimize yapmamış olduğumuzdan bunca zaman aksini düşündük, bekaretini kaybetmiş olanları başka şekilde sıfatlandırdık belki pek çoğumuz öyle insanlarla samimiyet kurmaya bile çekindik. ama biraz durup, aileden, çevreden bağımsız olarak, bir birey olarak düşününce bunun ne kadar mantıksız olduğunu farkedebilirsiniz, en azından ben farkettim, toplum olarak da farkedebilirz umarım!
neymiş efendim, evlenmeden olmazmış, günahmış... günah günah diye yırtınanlara sorarım; yaptığınız herşey çok mu kuralına uygun, o günah listenizdekilerin çok mu dışında! durunda biraz düşünün! zarına dokundurtmadan yemediği halt kalmayanların vicdanı çok mu rahat, gönül rahatlığıyla ben namusluyum diyebiliyorlar mı acaba?!
şu dünyadaki yaşantımızı düşünürsek biz işin günah boyutunu çoktan aşmışız, başka şeyleri tartışmak lazım zaten...
biraz at gözlüklerimizi çıkaralım da tartışacak başka şeylerimizin olduğunun farkına varalım! ya kızlık zarını tartışırız ya türban çıkarılsın çıkarılmasını tartışırz... ne namus bekaretle biter ne laiklik türbanla... bunları tartışarak mı ilerleyeceğiz acaba?! pehhh! herkesin aksine geri gidiyoruz biz... devam edelim!
|