beirut değişik kültürlerden gelen müzisyenlerin oluşturduğu, çok iyi bir müzik kalitesine sahip umut vaadeden bir indie grubu. (bkz: neutral milk hotel) bateristi jeremy barnes'in da katkılarının hemen sezilebildiği, daha 19 yaşında ama harika işler çıkartan bir vokale sahiptir. "scenic world", "postcards from italy", "rhineland", "the bunker" en güzel parçalardan birkaç tanesi.
20 yaşında ki bir genç tarafından kurulmuş olan bu grup, indie-folk rock yapmaktadır. 2006 da ilk albümleri olan gulag orkestar'ı yayınlaşmışlardır. daha sonra ise 2006'nın sonlarına doğru, dinleyicilerin beklentileri doğrultusunda lon gisland (ep) adlı bir albüm yayınlamışlardır. ama ne yazık ki; şarkıların bütünlüğü, hisleri; ilk albümlerinde verilen sıcaklık gibi olmamıştır. ek olarak ilk albümünde ki brandenburg adlı parçaları, bach'tan bir coverdir. hoştur. dinlenmelidir. folklorik ezilerle beraber, akustik gitar mükkemel bir uyum göstermiştir.
1 a the gulag orkestar
2 prenzlauerberg
3 brandenburg
4 postcards from ıtaly
5 rhineland (heartland)
6 mount wroclai (ıdle days)
7 scenic world
8 bratislava
9 the canals of our city
10 after the curtain
11 the bunker
solist zach condon'un grubudur. kendisi yaşça küçük olmasına rağmen (21) marifetleri büyüktür. en son da ayakkabılarını nasıl bağlayacağını öğrenmiştir. (grubun sitesinde haber bölümünde var: http://www.beirutband.com/ )
grupta soliste eşlik eden müzisyenlerin çalmadığı müzik aleti de yokmuş maşallah diye devam edelim. keman, viyolonsel, akordiyon, gitar, mandolin, tef, trompet, saksafon, tuba, org, davul, nefesliler, yaylılar, bir zenginlik ki sormayın. hareketli parçalara solistin hüzünlü sesi eşlik eder. öne çıkan şarkılar; postcards from italy, mount wroclai, ve gulag orkestar'dan sonra çıkan albümlerindeki elephant gun.
elephant gun klibi için: http://www.youtube.com/...
radarlive 2007'de cumartesi günü sahneye çıkarak cümle alemi eğlendirmiş, çok sevimli insanlardan müteşekkil harika grup. bi de siki siki baba coverlıyorlar ki dillere destan.
kulamığa gelen ilk melodileri ile aramızda şimdilik sonsuza kadar sürmesini dilediğim bir yıldırım aşkı vuku bulmuştur.en kısa zamanda bütün çalışmalarını her yolu deneyerek ele geçirmeliyim.ne de olsa aşkta her yol mübahtır.
zach, bir gün kafasına esip de avrupa'yı karış karış gezmeye karar verdiği ana kadar (pek bir tanıdık bu senaryo, neyse) pek başarılı bir öğrenciydi..gezdiği her yerin kendine has müziğini keşfetmeye çalıştı..sessiz ve keyif dolu geçen bir gecesi, kaldığı dairenin üst katında balkan melodileri çalarak kendinden geçmiş bir grubun müziğiyle daha da keyifli hale geldi..zach, duyduğu ve anında etkilendiği bu müziği canlı canlı dinlemek istedi ve merakla üst kata çıktı..tüm gece balkan çingene müziği yapan sırp müzisyenler ile eğlendi..müzik hayatında yeni bir dönemin başladığının herhalde farkındaydı..
bu andan sonra yarattığı tüm müziklerde bu gecenin izlerine rastlanır..
her ne kadar tek başına harikalar yaratmış olsa da, zach'in yarattığı beirut şuan 6 ila 10 arasında değişen bir nufüsa sahip bir grup..kariyerinin ilk müzik videosunu ise elephant gun'a çekmişti; (bkz: http://www.youtube.com/...)
ikinci albümü ise, "the flying club cup", 9 ekim 2007'de piyasalarda yerini almıştı..
* * *
ahh..kesinlikle bana hitap ediyorsun eyy beirut..kafamın içini okuyorsun..gönlüme işliyorsun..rahatlatıyorsun beni..bana daha yakın olamazdın herhalde!
elimde olsun olmasın her parçasına/şarkısına/melodisine anlam yüklüyorum..
yaptığı müzik öylesine beni benden alıyor başka bir diyara götürüyor ki; orada kalmak istiyorum..geri dönmek bir seçenek olmamalı..sadece imkansız olmalı, onu istiyorum! mutluluğu, sevinci, keyfi, acıyı, merakı, şaşkınlığı, üzüntüyü, hasreti, aşkı, her yönüyle bir hayatı masalsı anlatıyor..ya da bir masalı bana hayat diye sunuyor..
imkansızı istetiyor bana..belki de ona ulaşmam için gücü de bahşediyor..can kulağı ile dinliyorum..dinlemem gerekiyor..