behçet aysan   

adana çık aradan

  1. (bkz: beyaz bir gemidir ölüm)
    (cagrilanyakup, 18.05.2005 10:47)
  2. "bir eflatun ölüm" şiirinin şairi...
    (van den budenmayer, 10.06.2006 03:39)
  3. 1993'te madımak otelinde yakılarak öldürülen önemli aydın ve şairlerimizden birisidir. * psikiyatri eğitimi almıştır. ttb * tarafından her sene adına şiir ödülü verilmektedir.
    nasıl da güzel anlatmıştır şiirleriyle herşeyi.
    ezginin günlüğü'nün bestelediği şiirleri;
    sesler ve küller
    bir eflatun ölüm
    kuşlar da gitti
    karasevda
    (nora lee, 19.01.2007 22:04)
  4. behçet aysan'ı anlatırken : "bütün derinlikler sığ
    sözcüklerin hepsi iğreti"
    (laperla, 30.10.2007 00:06)
  5. madımak oteli'nin merdivenlerinde çekilmiş bir fotoğrafı mevcut. metin altıok'un yanında, gözlerini yere dikmiş, seneler önce yazdığı dizeleri düşünüyor muhtemelen:

    "sen bu şiiri okurken
    ben belki başka bir şehirde ölürüm."

    vaktizamanında duruma binaen "yok başka bir cehennem, yaşıyorsunuz işte" demiş zaten, dahası anlamsız.
    (dünlerin köpüğü, 21.08.2008 22:18)
  6. söylenmemiş sahipsiz bir şarkıdır kendisi.
    (natalya casta, 21.08.2008 22:35)
  7. düello şairi. dinci-faşistlerce sivas'ta öldürüldü. lanet onların üzerine olsun.

    parçalanmış bir aynada
    nakışları esmer bir yüz
    yansısını görüyorum
    perçemleri akdenizli
    bakışları simli sündüs
    parçalanmış bir aynada.

    ah! benim bu deliliğim
    ıssız bir ada arıyor
    yanaşıp çıkınca, şaşkın
    dolaşmış çok önceleri
    yabanıl ayak izleri
    ah! yazık orda binlerce.

    titrek bir mum ışığında
    yeniden sarsak yüreğim
    asla anmayacak aşkı
    bir kez daha yapmayacak
    yine çarpıp kayalara
    su almakta, su almakta
    batmaktadır köhne kalyon
    yıldızları sönmüş gece.

    bir yaz günü oldu bunlar
    gri yağmurlar yağıyordu
    çekildi bütün kılıçlar
    ben bir yanda rakip hayat
    denizse köpürdüyordu
    ve şarkılar söylüyordu
    alabildiğince bir siren
    ölmemi istemiyordu.

    ne parçalanmış bir ayna
    ne mum ışığı kalacak
    birazdan gün ağaracak
    her gece yeni bir düello
    her sabah yeni bir ölüm
    hepsi bu şiire sığacak.
    (derviş mahmut, 26.10.2008 21:47)
  8. aynı gökyüzü, aynı keder. değişen bir şey yok be abim, ağam. sen gittikten sonra, daha nice güzel çocuklarımız yitti şu gökyüzünün altında. sen gittikten sonra, elbet başkaları gibi, nice sevgi eskittim, hala aynı gökyüzü, aynı keder be abim. iki insan, onlarca, milyonlarca insan, 15 senedir aynı gökyüzüne bakıyoruz.

    ama bir senedir daha bir dikkatli bakıyorum gökyüzüne. başkası da aynı dikkati gösterir diye. yine de, son bir senedir de değişen bir şey yok-hala aynı gökyüzü, hala aynı keder...

    inan olsun, boşuna ölmedin. gökyüzü ile hüzün değişmese de, hala esmer çocukların dilindesin. gökyüzü değişmiyorsa, keder bitmiyorsa, esmer çocuklar da yerli yerince duruyorlar o gökkubbenin altında.

    iki aşık, yahut bir platonik, o değişmeyen gökyüzüne değişmeyen kederiyle baktığı zaman, baktığımız zaman dahi, seni hatırlıyoruz. seni unutmak istesek de unutamayız. and olsun, unutturmak isteyenlerden de hesap sorarız.
    (ellaam, 23.11.2008 14:09)