|
|
- (bkz: beyaz bir gemidir ölüm)
- "bir eflatun ölüm" şiirinin şairi...
- 1993'te madımak otelinde yakılarak öldürülen önemli aydın ve şairlerimizden birisidir. * psikiyatri eğitimi almıştır. ttb * tarafından her sene adına şiir ödülü verilmektedir.
nasıl da güzel anlatmıştır şiirleriyle herşeyi.
ezginin günlüğü'nün bestelediği şiirleri;
sesler ve küller
bir eflatun ölüm
kuşlar da gitti
karasevda
- behçet aysan'ı anlatırken : "bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti"
- madımak oteli'nin merdivenlerinde çekilmiş bir fotoğrafı mevcut. metin altıok'un yanında, gözlerini yere dikmiş, seneler önce yazdığı dizeleri düşünüyor muhtemelen:
"sen bu şiiri okurken
ben belki başka bir şehirde ölürüm."
vaktizamanında duruma binaen "yok başka bir cehennem, yaşıyorsunuz işte" demiş zaten, dahası anlamsız.
- söylenmemiş sahipsiz bir şarkıdır kendisi.
- düello şairi. dinci-faşistlerce sivas'ta öldürüldü. lanet onların üzerine olsun.
parçalanmış bir aynada
nakışları esmer bir yüz
yansısını görüyorum
perçemleri akdenizli
bakışları simli sündüs
parçalanmış bir aynada.
ah! benim bu deliliğim
ıssız bir ada arıyor
yanaşıp çıkınca, şaşkın
dolaşmış çok önceleri
yabanıl ayak izleri
ah! yazık orda binlerce.
titrek bir mum ışığında
yeniden sarsak yüreğim
asla anmayacak aşkı
bir kez daha yapmayacak
yine çarpıp kayalara
su almakta, su almakta
batmaktadır köhne kalyon
yıldızları sönmüş gece.
bir yaz günü oldu bunlar
gri yağmurlar yağıyordu
çekildi bütün kılıçlar
ben bir yanda rakip hayat
denizse köpürdüyordu
ve şarkılar söylüyordu
alabildiğince bir siren
ölmemi istemiyordu.
ne parçalanmış bir ayna
ne mum ışığı kalacak
birazdan gün ağaracak
her gece yeni bir düello
her sabah yeni bir ölüm
hepsi bu şiire sığacak.
- aynı gökyüzü, aynı keder. değişen bir şey yok be abim, ağam. sen gittikten sonra, daha nice güzel çocuklarımız yitti şu gökyüzünün altında. sen gittikten sonra, elbet başkaları gibi, nice sevgi eskittim, hala aynı gökyüzü, aynı keder be abim. iki insan, onlarca, milyonlarca insan, 15 senedir aynı gökyüzüne bakıyoruz.
ama bir senedir daha bir dikkatli bakıyorum gökyüzüne. başkası da aynı dikkati gösterir diye. yine de, son bir senedir de değişen bir şey yok-hala aynı gökyüzü, hala aynı keder...
inan olsun, boşuna ölmedin. gökyüzü ile hüzün değişmese de, hala esmer çocukların dilindesin. gökyüzü değişmiyorsa, keder bitmiyorsa, esmer çocuklar da yerli yerince duruyorlar o gökkubbenin altında.
iki aşık, yahut bir platonik, o değişmeyen gökyüzüne değişmeyen kederiyle baktığı zaman, baktığımız zaman dahi, seni hatırlıyoruz. seni unutmak istesek de unutamayız. and olsun, unutturmak isteyenlerden de hesap sorarız.
|