|
|
- ludwig van beethoven'ın hayatının son yıllarına ışık tutan , beethoven'ın 9.senfonisini nasıl yazdığını da anlatan film. genel olarak bir kaç çekim hatası barındırmakta , fakat beethoven rolündeki ed harris iyi performansı ile birlikte bu hataları gizlemeyi başarıyor.özellikle beethoven'ın deliliğe varan hareketlerinin ve iç dünyasının bir kısmının yansıtılması bakımından çok ilginç bir film olduğu söylenebilir.bazı yerlerde gözlerinden şişmekler çakan beethoven'ın bazı yerlerde ise çoçuksu bir bakışla ilgiye muhtaç olması sanıyorum bu kadar önemli bestelere sahip biri için normal olmalıdır.beethoven'ın yazdığı notaları temize geçen anna holtz rolündeki diana kruger'ında çok iyi bir iş çıkardığını belirtmekde fayda var.filmin ana konusu bu temize geçmek yani "kopyalamak" gibi gözükse de aslında filmin ana konusu beethoven'ın yalnızlığı ve kendi iç sıkıntılarını nasıl dışarıya yansıttığıdır.daha fazlası için:
http://www.beyazperde.com/...
http://www.imdb.com/...
--------------------------------spoiler------------------------------------------------------------------
anna holtz beethoven'ın notalarını düzeltilmiş bir şekilde getirir.ve beethoven'ın sancılı muamelesinden sonra kabul görür ve çalışmalarını odasında devam etmesi için izin alır.beethoven dışarı çıkar.anna holtz çevresine bakınır ve bir çerçeve görür içinde şöyle yazmaktadır:
"ı am all that is , was and will be.
no mortal man has ever lifted my veil."
yani:
"ben neysem oydum, oyum ve o olacağım.
hiçbir ölümlü , maskemi kaldıramaz."
--------------------------------spoiler------------------------------------------------------------------
- istanbul film festivali programına dahil edilmiş filmdir. konu beethoven olunca müzikler üzerine fikir beyan etmek belki anlamsız kalacaktır fakat senfoninin prömiyerinde orkestrayı yönetirken duyduğu coşkuyu o melodilerin arasında siz de duymaya başlayabilir hatta tüylerinizin diken diken olduğunu hissedebilirsiniz. sırf bu yanı için bile izlenebilir. tanrı ile yıldızı barışmamış bir deha portresi çizilmiştir. "benim dinim yalnızlıktır." der filmin bir sahnesinde. hatta zaman zaman tanrı ile kendini bir tutmaktan da çekinmemiştir. acımasız, benmerkezci bir kişilik görünümü verse de sanatsal sancılarının karakterine şekil verdiğini düşünmeme neden olmuştur. ne de olsa "yaratmak" insanı hırçınlaştırabilir.
(nevres, 08.04.2007 02:01 ~ 08.07.2007 01:51)
- sırf müzikleri bile filmi izlenir kılıyor.beethoven'ın ne kadar zor,ne kadar sevgi dolu,ne kadar aksi aynı zamanda ne kadar dahi olduğunu kısacası ne kadar karmaşık biri olduğunu anlatan biyagrofi tadında film.film festivalinin en iyilerinden.
- " music is the god of language"
9. senfoninin prömiyerinin olduğu sahne insanın tüylerini diken diken eder, gözlerini kapatıp dinlersin sadece, gözlerini açtığında gözlerinin dolmuş olduğunu farkedersin, neydi lan bu dersin. ed harris e hayran kalırsın sonra da. herkes bi gitsin bi görsün dersin. öyle işte.
- beethoven'ın, ''tanrı herkesin kulağına fısıldar. benimkine ise bağırdı. ondan sağır oldum.'' gibi efsaneleşmiş sözlerinin hayat bulduğu, oyuncu kalitesi ile farkını ortaya koyan, müzikleri ile ağlatan, izlenmeden ölünmemesi gereken bir film.
- 9. senfoninin prömiyerinin gösterildiği sahnede, eğer iyi bir sinemada izliyorsanız, kendinizi viyanadaki o konser salonunda 18. yüzyıl kıyafetleriyle oturuyor gibi hissedebilirsiniz. sadece bu sahne için bile izlenebilecek bir filmdir bu.
- ed harris'in muhteşem oyunculuğu ve prömiyer sahnesi dışında seyirciye görsellik açısından fazla bir şey sunamayan, film müzikleri (haliyle) harika olan film.
- amadeus'u izlememiş olsaydım bayılırdım.
amadeus'u izlemiş olduğum halde çok sevdim.
izlenmesi gereken filmlerdendir.
- çok uzun çekilmesi gereken bir filmmiş. hatta akşamları eve gidip tv yi açsam ve hep onu seyretsem dedim. seyretmek biraz yavan kalır , hissetsem demeliydim. müzik tanrının dilidir . gerçek bir müzisyen de elçisi. beethoveni seyretmedim , tanıdım .
- güzel bir müzik ziyafeti için her şeye rağmen yine de izlenmesi gereken bir film. sessizliğin içinden gelen çığlıkların tüylerinizi diken diken etmesine karşı koyamaz, aynı sahneyi on kere, bin kere baştan izlemek, baştan dinlemek isterseniz. koca kaba pis adam, nasıl da bir güzellik bırakıp gitmiş.
- ed harris değil de başkası olsa olur muydu dediğim film. adam öyle bir oynamış ki kafamda beethoven'la ed harris'in görüntüsü artık eşleşmiş durumda. beethoven lafını duyunca ed harris'in o aksak yürüyen sevimli hali geliyor aklıma artık.
- biraz nota biraz melodi biraz müzik girmişse hayatınıza, mutlaka izlenmesi gereken bi filmdir.
zaten hayatın kendisi de anahtarsız bir melodi değil midir...
- beethoven'ın magazinel bir şekilde anlatıldığı film. filmde acayip şeyler var. 9. senfoniyi bestelerken beethoven kulağında salak bir aletle duyabiliyormuş. halbuki adam 7-8 yıl evvel tümüyle sağır olmuş. adı sonradan konulan sonatı beethoven'ın sonatı bir diyalogta sonradan verilen adla kullanması gibi. hatalar haricinde film beethoven değil de beethoven'la yanına aldığı kızı anlatıyor sanki. bu nasıl bir yönetmenlik zekasıdır, anlamak mümkün değil. koskoca beethoven dururken filmi beethoven'la ne olduğu belirsiz bir kadın arasında ne yaşanmış(ki öyle bir ilişkinin yaşanmamış olması gayet yüksek olasılık) o mu daha güzel yapacak. filmin içindeki müzikler güzel. filmi kurtaran bir içindeki müzikler bir de arada beethoven'ın tanrıyla müzikle ilgili söylediği laflar. kurgusal ve magazinel beethoven'ın yüzeysel bir anlatımı olmuş maalesef copying beethoven. mozart üzerine amadeus ne güzel yapılmış. daha koyu fanatiklere sahip beethoven'a da umarım adam gibi bir film yapılır önümüzdeki yıllarda.
|