savaşın sonunda inanmayanlardan alınan esirlerin ikisi hariç (iki şair
nadir bin haris ve
ukbe bin ebu muayt) tümü fidye karşılığı serbest bırakılmıştır. nasıl öldürüldüklerine geleceğim birazdan.
fidye ile serbest bırakmada
ebu bekir'in etkisi büyüktü. muhammed'e "onlar da senin kavminden, öldürmeyelim. hem mali olarak güçleniriz" gibi şeyler söylüyordu.
ömer adaleti ise hepsinin boynunun vurulmasını istiyordu. yine gruptan değişik kişiler bu konuda değişik fikirdelerdi.
enfal suresi 67 - 69 ayetleri savaştan sonra inmiştir ve bedir esirleri hakkındadır:
"hiç bir peygambere, yeryüzünde kesin bir zafer kazanıncaya kadar esir alması yakışmaz. siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. oysa allah (size) ahireti istemektedir. allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. eğer allah'ın geçmişte bir yazması (söz vermesi) olmasaydı, aldıklarınıza karşılık size gerçekten büyük bir azab dokunurdu. artık ganimet olarak elde ettiklerinizden helal ve temiz olarak yiyin ve allah'tan korkup sakının. hiç şüphesiz allah bağışlayandır, esirgeyendir." (
enfal suresi 67 - 69)
yani diyor ki, esir almanız olmadı, öldürecektiniz, ama ganimet sözü verildiği için ne yapalım. bu seferlik böyle olsun. keyfinize bakın. halbuki muhammed suresi 4. ayeti de vardır:
“kâfirlerle savaşta karşı karşıya geldiğiniz zaman onların boyunlarını vurun. onları iyice sindirdiğinizde, sımsıkı bağlayın. savaş bittikten sonra ya onları lütfedip bırakır, yahut fidye alırsınız-tâ savaş sona erip silâhlar bırakılıncaya kadar böyle yapın. allah dileseydi onlardan intikam alırdı. lâkin o sizi birbirinizle sınıyor. allah yolunda öldürülenlerin ise yaptıklarını o hiçbir zaman boşa çıkarmaz.” (
muhammed suresi 4)
evet bu iki ayet de açıkça çelişiyor, ama konu bu değil şimdi. devam edelim.
gelelim öldürülenlere. öldürülenlerin ikisi de şairdir.
nadir bin haris, muhammed'e inanmıyordu ve okuduğu şeylerin eskilerin masalları olduğunu herkese anlatıyordu mekke'de. hatta ırak'a kadar gidip bu tür hikayelerden birçok hikaye toplayıp getirmişti ve onları okuyordu herkese. "bakın ben de aynı şeyleri anlatıyorum, üstelik peygamberlik filan da iddia etmiyorum. muhammed'in şiirleri benimkiler kadar iyi değil. hepsi kopya" diyordu falan.
neyse, nadir bedir'de esir düştü. medine'ye dönüş yolunda muhammed, hoşgörü içinde nadir'in öldürülmesini emretti. neden? çünkü, nadir sıradan biri değildi. muhammed, şairlere karşı (ki o dönemde zaten romancı falan yok, şairler toplumun en bilgili kesimi) her zaman katı olmuştur ve çok şair öldürülmüştür islam'ın yayılma döneminde. neyse. muhammed öldürme emri verince mikdad bin esved "ya resulullah o benim esirimdir" diyerek fidye almak istediğini belirtmişti. nihayetinde mikdad'ı da ikna eden muhammed'in emriyle ali, nadir'in kafasını kesmiştir. ali ile ilgili ayrıca (bkz:
hazreti ali/@3824033)
bedir'de esir düşüp, fidye karşılığı serbest bırakılmayıp öldürülen iki kişiden biri de
ukbe bin ebi muayt'dır. (veya muît) işe bakın ki ukbe de şairdi! ukbe, mekke döneminde muhammed'le çok alay etmişti. misal bir deve işkembesi olayı anlatılır. o olayı yapanın da ukbe olduğu söylenir. ve muhammed'in bunlara rağmen sabrettiği filan. evet, işte sabrın sonu budur nitekim ve öcünü almıştı. ukbe'nin de öldürülmesini emretti muhammed. başı kesilmeden evvel "peki çocuklarıma kim bakacak muhammed" diye yakarmış, muhammed'den buz gibi bir "cehennem" karşılığı almıştır. ne güzel.
bedir'de bir daha muhammed aleyhine şiirler söylemeyeceğine söz vererek serbest kalan bir şair de vardır.
ubul izze diye bilinen amr ibni abdullah ibni umeyr. yalnız bu bahtsız bedevi, sözünü tutmayıp bir de uhud'da da esir düşünce, muhammed onu öldürttü. zaten esirlere genelde kafasına veya konjonktüre uygun şekilde davrandığı gözlenebilir.
öldürülen başka şairler de var, ama başlık müsait değil. burada bağlayayım.