4. sınıftan beri matematik yazılısından bile daha çok tırstığım ,her gittiğim okuldaki beden hocalarının zorlamasıyla daha da artan,kurtulmama bi sene kalan kabusum.
hentbol kaç kişi ile oynanır?
basketbolda kaç mola hakkı vardır?
futbol sahası kaç metredir?
soldan turnikeye girmekle sağdan turnikeye girmek arasında ne fark vardır?* taçtan gol olur mu?
bir serbest vuruş nerelerden doğabilir?
kaç korner bir penaltı eder?
her seferinde "ne yapsak da yırtsak" diye beni kara kara düşündürtmüş, bir şekilde olaydan yırtılmış, saçmalığın daniskası. ayrıca;
(bkz: saçmalığın daniskası)
uygulamalı sınav olmaktan daha iyidir; zira -benim gibi- bedensel/kinestetik zeka alanı, boş bir alandan ibaret olan öğrenciler için, kurtarıcı niteliğindedir, böyle bir uygulama. bizde yoktu, böyle sözlü yapan öğretmenler, her seferinde uygulamalı sınav, bir sürü gerilim/stres, sonuç yine hüsran. özellikle şu 3 adım denen meredi bir türlü yapamazdım. destekliyorum, bu sınav tekniğini.
bin bir türlü farklı takla, yeşil minder hareketlerinden oluşturulmuş seriyi düzgün, düşüp devrilmeden tamamlayabilmek. zordu benim için özellikle bağdaş oturuştan ayağa kalkma kısmı. ama gel gör ki şimdi yoga yaparak ters bile kalkabilecek durumdayım. birde sözlüye başlamdan önce sağ eli havaya kaldırıp, okul no ve isim soyad ile giriş yapardın..hey gidi hey..
yazılı da olmuştur, sözlü de olmuştur,basketbol sahasının ölçülerinden 24 saniye kuralına kadar herşeyi zamanında ezberlemiş,bu konuda defter tutmuşumdur.
bundan daha kötü durum takla atmaktan uygulamalı sözlü olmaktır,hoş değildir,bunun dışında bu uygulamalı sözlülerden birinde,top sürerken -futbol- topa takılıp düşüp eşofman yıtmışlığım,turnike atmışlığım,elime bir türlü sığmayan hentbol topuyla maç etmişliğim,futbol oynamışlığım vardır.
amacını hala kavrayamadığım ve asla kavrayamayacak olduğum olaydır . neymiş kartal duruşunda durcakmışız , uzun oturuş yapacakmışız , hentboldaki pas tekniklerini gösterecekmişiz . ybsg denilesi hadisedir kanımca. hele bir 'sol sol sol sağ sol kıt adur bir ki ' saçmalaması vardırki evlere şenlik ! tüm bu işler beden öğretmeni tarafından ciddiyetle yapılır.sanırsınız ki calculus finaline giriyorsunuz . ve asla da tam not alınmaz bu sözlülerden . zaten herkes cimnastikte prof mertebesine erişecek herkes hentbolcu olunacak . resimden sözlü olmaktan pek de bir farkı yoktur.
beden dersinde sayfalarca yazı yazdığımı ve sayfalarca fotokopi okuyup bunlardan değil sözlü sınav olduğumu hatırlarım. peki ben, lisede ne öğrencisiydim fen öğrencisi peki ben neden benim rahatlamama yardımcı olacak bir dersten matematik, fizik, kimya, biyolojiden daha çok stres yapıyordum. üstelik o yazılılar da okunmamıştı ama eşek gibi de çalıştırmıştı. amaç ne? ego tatmini. neden mi? çünkü her beden hocasını kendini komutan zanneder.
ortaokuldayken beden eğitimi dersinde yazılı sınavla birlikte başıma gelen saçmalıkları zincirinin bir halkasıdır, hiçbir mantığı yoktur. 6.sınıfa kadar olan dönemde hayatım boyunca yazılı sınavlardaki ilk zayıfımı ben bu beden dersinden almıştım o çok fena koymuştu. sen matematik, fen bilgisi, sosyal ne varsa hepsinden çatır çatır 90'ları 100'leri koy sonra git beden eğitiminden 35 al olacak iş mi? asıl ilginç olan şey ise biz bu yazılı sınavlara eşofmanlarımızı giyip de giriyorduk.
fizik, kimya ve matematik gibi derslerin sınavlarından daha çok strese girdiğim ve sonunda 45 ten yukarı not alamadığım dersin sözlüsüdür. hatta bir dönem karneme diğer derslerim dört beş gelirken bu müstesna dersimizin notu sıfır gelmiştir. afiyet olsundur.
nedense bize eziyet eden, okulun bahçesinde tüm sınıflara götümüzü dönerek eğilip kalkmamızı isteyen 1.50 boylarındaki şişko beden hocamızın yaptığı eylemdi. lise yıllarımdan bu yana çok merak etmişimdir, acaba kendisi o ters taklayı hayatında kaç kez atabildi?
hayat boyunca bir kez daha yapıp yapmayacapımızı bilmeden amuda kalkmaya çalışmamız... hatta amuda kalkanların ayaklarını tutmaya çalışırken de atlattığımız kafaya yenebilecek olası tekmelerden kurtulma çabalarımız...
lisedeyken hocayı delirttikten sonra başımıza gelmiş berbet bir olaydır.hatta ardından karne notunu etkileyen yazılı da olmuştuk.hocanın kendi dalı voleybol olduğu için yok voleybol topunun ağırlığı,çapı;yok voleybol sahasının çizgilerinin uzunluğu,yok filenin yüksekliği gibi abuk sorularla muhattap olmak zorunda kalmıştık.utanmasa filedeki delik sayısını da soracaktı!
ama bize iyi bir ders oldu.zira o günden sonra beden derslerinde kudurmamamız gerektiğini acı bir gerçekle öğrenmiş olduk.