samuel beckett *  

adana çık aradan

  1. 13 nisan 1906'da dublin'de doğan roman, öykü, tiyatro oyunu ve televizyon metni yazarı.
    ünlü üçleme* * *sini yazarken içine düştüğü sıkıntıdan kurtulmak amacıyla yazdığı godot'yu beklerken adlı oyunuyla bilinir.
    james joyce'un finnegan'ın uyanışı adlı romanının çeviri grubunda da görev almıştır.
    watt adlı romanı şu cümleyle biter:
    "yazdıklarımın altında sembolik anlamlar arayanların boynu altında kalsın."

    beckett 1969 yılında nobel edebiyat ödülünü kazandıktan sonra parayı alır ve törene katılmayı reddederek tüm ödülü afrika tatilinde yer.
    (yirmiyedi, 15.04.2004 21:31)
  2. "herkes deli doğar, bazıları deli kalır" sözünün sahibi..
    (sifirdankucuk, 26.08.2004 15:23)
  3. eserlerinde "lorel-hardi" "charlie chaplin" gibi kaba komedi unsurlarını içeren kahramanlardan etkilendiği açıkça belli olan ve bunu kendisinin de teyit ettiği absürd akımın en sağlam yazarı.seslere karşı olan takıntısı her sözcüğe anlam yüklemesi eserlerini içinden çıkılamayacak bir söz vahşetine sürükler. yalnız ne gariptir ki komedisi ve absürdlüğü dilin öldüğünü savunarak dilin "kırıntıları"yla yetinmesinden gelir. "godot'yu beklerken" "watt" "murphy" "uçleme" "mercier'le camier" "oyun sonu" en önemli eserleri arasındadır.
    (ucurtma, 21.01.2005 01:41)
  4. albert camus, rene descartes, schopenhauer gibi düşünürlerden etkilenmiştir. özellikle descartesın kartezyen yönetimini yıkmaya girişmiş, başarıp başaramadığıyla ilgilenmediğini belirtmiştir. toplum içindeki abacolaşmış, kitle insanının problemlerini analiz etmek için ıonesco'nun da yaptığı gibi "ada insanını yaratmıştır.fakat buna ada insanı adını vermemiştir. bu insan tipi toplumsal değerlerinden soyutlanmış, sadece temel davranşlarına sahip olan insandır. böylece kitle insanının "aman efendim şöyleydi böyleydi tanrı dayatması, yok aile sıkıntıs kıl yün" gibi mazeretlerini devre dışı bırakmış ve "bakalım şimdi naapçaksın" demiştir. çok da iyi etmiştir. zira 2 aydır kafa patlatıyoruz işin içinden çıkamadık hala.(bkz: itu oyuncuları)
    (ucurtma, 22.01.2005 21:39)
  5. "ever tried, ever failed.try again, fail again, fail better" sözünü sarfedecek kadar karamsar, karanlık ve zeki kişilik.
    (ucurtma, 31.01.2005 23:40)
  6. çirkinliğim konusunda benden geri kalmayan absürd tiyatronun ıonescoyla beraber savaşçısı..absürd karakter tepkisiz insan örneğini meersaultta sınırlı tutan yurdum entellerinin watt adlı şahsiyete bir eğilmelerini şiddetle öneririm..
    (hayatberbat, 26.05.2006 15:04)
  7. "ama anlama duyulan bu ilgisizlik içinde bu anlam arayışı da ne oluyordu?ve bunun anlamı neydi?nazik sorular bunlar"

    cümleleri okunduktan sonra sus ve düşün yapılan yazar
    (abece, 29.06.2006 20:31)
  8. "dünyaya gelmeli,doğmalı önce,yani karbondioksitle tanışacak kadar yaşamalı,sonra de teşekkür edip gitmeli.hep bunu düşleyip durmuşumdur.düşten öteye de gidememişimdir hiç.diyeceğim,çok yayım var da hiç okum olmadı benim"

    gibi pasajlara sahip yazar
    (abece, 02.07.2006 23:17)
  9. sözcüklerle hiçliği yakalamaya çalışan yazar
    (psycho killer, 15.01.2007 07:33)
  10. istanbul moderndeki sinema bolumunde kullanılan 'beckett 100 yaşında' afişine sahip olduğum varoluşçu yazar.
    (pattiz, 16.01.2007 04:40 ~ 04:52)
  11. zeki demirkubuz şaheseri masumiyet'in sonundaki satırlarıyla filmi bir kat daha vurucu kılan yazar, düşünür.varoluşçuluk deyince akla gelir, mühim adamdır...

    hep denedin.
    hep yenildin.
    olsun.
    gene dene.
    gene yenil.
    daha iyi yenil.
    (kirmizi winston, 06.02.2007 23:59 ~ 23:59)
  12. fransa'nın naziler tarafından işgal edildiği dönemde eşiyle birlikte bir direniş hücresine üye olarak işgale karşı direnmiştir.
    (mayakovski, 28.02.2007 20:31)
  13. "ever tried. ever failed. no matter. try again. fail again. fail better"

    ohohoho demek istiyorum.
    (marauder jingo, 31.03.2007 21:35)
  14. bana sadece yazdığını, yazarken kendisinden başka hiçbir şeye yer vermediğini, yani herhangi bir kaygısı olmadığını her satırında hissettiren, tamamen saydam olabilen gözümde belki tek yazardır.o saydamdır da biz saydam değilizdir sanki onu yakalayabilecek kadar.

    kendimi kitabına öylece bırakınca sanki beynine giriyorum ama öyle bir yer ki elim ayağım titriyor gibi, elim ayağım yok gibi. anlamak için uğraşılacak şeyler değil yazdıkları.ne anlamak mümkün ne de anlamamak..öylece okumak , bir zaman sonra tekrar okumak. ne mümkün öylece içine dalmak kafasının. sonsuz bir düzlük ama yürümek kolay değil..sanki sımsıkı orman, çalılar çırpılar, dikenler.. nasıl bir haldeysen okurken..bazen okyanus dalgasız kırışıksız, çarçabuk kaldırıp suyun yüzüne çırılçıplak beni güneşe yakması için sunan, yakıcı bir hafiflik hissiyle iliklerime kadar..

    ama aslında tüm bu kelimelerin hepsinin anlamsızlığını suratıma çarpan, bu yazdıklarımı hissettiğim şeyleri zerre karşılamayacak kadar yetersiz bırakan; yüz hatlarında, özellikle de gözlerinde adlandırılamayan bir delilik gördüğüm adam.

    hiç kitabını okumamışken yıllar evvel bir rüyama girip acayip rüyalarımın en acayibinin baş kahramanı olmuştur. deli ve sonsuz huzur dolu bir bakış, barmen beckett, orada bir yerde ben, evim bar..yanına gitmek, göz göze gelmek, o bakışlar..lavaboda oturan beckett, lavaboda dalgalanan beckett, denizde kayık gibi..belinden yukarısı görünen..o lavabonun suyunun masmaviliği, içine dalıp kaybolması, geri gelmesi..yine bakması delice bir huzurla. yazmakla bitiremeyeceğim, üstüne anlatamamış da olacağım bir rüyadır beckett, nasıl anlatacağımı pek bilemediğim bir yazar.

    anlatamamanın sebebi belki okurken düşünmekten, anlamaya çalışmaktan çok bir deneyimin içine girmek, nasıl anlatılır ki?acaba nasıl?
    (larry flynt aslan parçası, 03.06.2007 01:03)
  15. üçleme'si (molloy- malone ölüyor - adlandırılamayan) uzun süredir hiçbir yerde bulunamayan yazar. ayrıntı yayınları uzun zamandır( 97'den beri galiba) basmıyor bu kitabı. ayrı ayrı bulmak da çok zor.istedim ki gözümün önünde olsun..toplu öyküleri de bulunmuyor. beckett diyen herkes godot'yu beklesin dursun ama yazarının başka şahane kitapları basılmasın, basılan da kitapçılarda bulunamasın. aslında bu duruma hiç şaşırmamıştım ama çok şaşırmış gibi hissediyorum hep niyeyse.. bu konuda ayrıntı yayınlarına küçük sitem topları fırlatıyorum buradan. fırlattıran yazar.
    (larry flynt aslan parçası, 05.06.2007 05:04)
  16. en basit fikirleri ustalıkla kaleme alıp herkesi peşinden sürükleyen, yazdığı cümlelerinin her birinin bir kere okunup on kere düşünülmesi gereken yazar.

    ''eğer bir gün susarsam, bu artık söylenecek hiçbir şey kalmadığı içindir; her şey söylenmiş, hiçbir şey söylenmemiş olsa bile.''

    (bkz: malone dies)
    (velvetrevolution, 15.07.2007 13:52)
  17. ölümün en güzel, en doğal ve en korkutmayan tanımlarından birini yapmıştır kendisi:

    "bir ayağımız mezarda dünyaya getirirler bizi, güneş bir anda parıldar, sonra yeniden gecedir."
    (tanrim ben nerdeyim, 15.07.2007 14:02)
  18. "aşksız seks, brandy'siz kahveye benzer." dediği rivayet olunur.
    (conrad moricand, 15.07.2007 14:26)
  19. "aynı anda hem karanlıkta hem de aydınlıktaysak açıklanamaz olanla da karşı karşıyayız demektir."
    (a horse a horse my kingdom for a horse, 14.10.2007 00:37)
  20. "sonunda benim diyebileceğim, kendime layık zehirler hazırlayabileceğim bir kafaya ve yollara düşmek için bacaklara sahip olacak mıyım, oraya ulaşacağım sonunda, gidebileceğim sonunda, tüm istediğim bu işte, hayır, elimden gelmiyor bir şey istemek. yalnızca bir kafa, iki de bacak, hayır, ortada bir bacak, zıplaya zıplaya giderdim. ya da yalnızca yusyuvarlak ve dümdüz kafa yeterli olurdu, yüz çizgilerine gerek yoktu, arı gibi bir usa indirgenip, yokuşların eğilimlerine uyarak yuvarlanıp giderdim, hayır, bu da olmayacak, her şey yükselti halinde burada, bacak ya da eşdeğerde bir şey gerekiyor burada, kasılıp büzülebilen birkaç halka örneğin, böylece uzağa gidilebilirdi."

    102 yıl önce bugün doğmuştur.*
    (küçükkırmızıbalıq, 13.04.2008 23:09)
  21. yokluğu, anlamsızlığı,umutsuzluğu öyle bir anlatır ki, gerçekten kayboluşu yaşamamak elde değildir, eserlerini okurken.
    "you're on earth. there's no cure for that." (samuel beckett - oyun sonu)
    (singleton, 28.05.2008 16:46)
  22. (bkz: lord cutler beckett)
    (archangel tyrael, 28.05.2008 17:02)
  23. cümlelerini geçin, anlam karakterlerinin konuşmalarında değil bizzat susuşlarında saklı! beckett'in sessizliklerinde "bilincin sesi yükselir" çünkü.

    ucu bucağı görünmeyen bir çölün ortasında beline dek kuma gömülmüş ve kurtulmak için herhangi bir çaba göstermeyen "mutlu günler"in yaşlı winnie'si. şapkasını takıyor, dişlerini fırçalıyor, aralarında koskoca bir tepe olan kocasına sesleniyor, aldığı yerli yersiz cevaplarla kendini aslında yalnız olmadığına inandırıyor, inci gerdanlığını takmayı ihmal etmiyor. bir dini ritüelmişçesine her gün aynı çemberin içinde dönüyor. kendi iç sesini duymamak için cümleler seriyor ortaya ve onlara tutunuyor. biliyor ki içini dinlerse artık yalanlarını yalanlayamaz. kum boğazına dek çıkıyor, artık hareket edemez hale geliyor ama winnie'nin dilinde hep aynı cümle: " ne mutlu bir gün bugün, bugün ne mutlu bir gün olacak".

    hep yapıyor bunu beckett. başlı başına bir mutsuzluk anlatısına "mutlu günler" diyebiliyor. "oyun sonu"nda oyunu "bitti, her şey, her şey, belki de her şey bitecek birazdan." diyerek başlatıyor. krapp her yıl sesini kaydettiği bantlarını "gelecekte bir akşam" teybe takıp dinliyor. tüm zıtlıklar birbiri içinde eriyor, kayboluyor. bütünlüğü olmayan, atomize edilmiş, bölüklü ve düzensiz bir dünya yaratıyor beckett. zaman donmuş, duruyor. saatlerin ibresi dönmüyor, bekliyor yerli yerinde. insanlar da öyle. kendilerini kısan bir kapanın içinden kuyruklarını kurtarmaya çabalıyorlar ama beceremiyorlar. kendi hayatlarının enkazı altında kalıyorlar.

    "doğumu, ölümü oldu. bir daha. sözcükler çok az. onlar da ölüyor.
    doğumu, ölümü oldu. o zamandan beri yüzünde hep bir ceset tebessümü!"

    çokça mutsuzluk, çokça tutsaklık, çokça hiçlik! birçok oyununda yarattığı; daimi beklemelere,susuşlara ve seyirlere uzanan bir insanlık çölü. başka bir ifadeyle auschwitz'i görmüş bir yerkürenin sahnedeki izdüşümü!
    (tante rosa, 12.07.2008 16:33 ~ 20:25)
  24. bugüne kadar,
    hep denedin,
    hep yenildin.
    olsun,
    bir daha dene,
    bir daha yenil;
    ama
    daha güzel yenil.

    diyen yüce insan.
    (oregon, 01.08.2008 08:45)
  25. gazeteci:niye yazıyorsunuz?
    s.b.:başka bir halta yaramadığım için

    böyle dandik bir soruya olabilecek en gerçekçi ve dürüst cevabı veren yazar.
    (en yavas kaplumbaga, 11.09.2008 23:15 ~ 23:16)