|
|
- bir çağ yangınıdır.
"çocukları küçük kurşunlarla mı vururlar anne?" diye sormuştu bosna'lı çocuk annesine.
ne yazık. yoktur bu dünyanın "pediatrik bombalar"ı. ve ne ilginçtir. yeryüzünde eşitliği bombalar ve kurşunlar sağladı bize. her insan bombalar karşısında eşittir. dünyanın dört bir yanında yetmişiki millet aynı bombalarla kavruldu. parçalandı etleri. ve yürekleri sevdiklerinin.
ama bebekler başka...
sıcacıktır bebekler ve mis gibi kokarlar. gözlerinizin içine bakar ve inanmak isterler dünyanın o kadar da acımasız bir yer olmadığına.
ve ben şimdi yalvarıyorum silah üreticisi abilerime, onları incitmeden öldürmenin bir yolu yok mu? bembeyaz ellerini kavurmadan, buharlaştırmadan kokularını.
onlara kıymayın diyecek kadar komik değiliz tabii ve kabullendik kaçınılmazlığını.
bir savaş varsa bebekler ölür.
"savaşlar olmasın", "çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler" gibi romantik söylemlerimizin global dünyanızın gerçeklerinden çook uzak olduğunu da öğrendik artık.
yalnız canlarını yakmayalım.
yeterli.
en son örnek filistin'den.
anneciğinin pamuklara sardığı kolları, yumuk yumuk elleri vardı amira bebeğin. bombalar önce annesini aldı. sonra sırasını savdı amira bebek. ne yumuk yumuk elleri kaldı geriye ne kolları ne pamuklar... o bebek kokusunu buharlaştırdı bombalar.
ışıl ışıl gözleri söndü.
çok geçmeden duyduk. hamas'lı bir genç, allah adına hem de, bir din okulunu basıp kitap okuyan çocukların üzerine kurşun yağdırıyor.
yine çocuklar. yine ölüm.
nedir bu?
"bana acı çektirdin aynı acıyı sen de çekeceksin."
"sen benim bebeğimi öldürdün ben de seninkini."
hesap tamam rakamlar tutuyor. bire bir, ikiye iki.
intikamın yükünü bebeklerin sırtladığı lanet bir dünya işte burası.
öfkenin kundaklara sarıldığı, emzirilip büyütüldüğü...
içiniz mi karardı? ufak bir bebeğim var benim. parmaklarımı sıkı sıkı tutuyor. gözlerimin ta içine bakıyor. bebek savaşları dursun diyor bana. ama benim tek söyleyebileceğim, dedim ya canlarını yakmadan öldürmenin bir yolunu bulun. globalleşen dünyadan başka bir dileğim yoktur.
- tüm şiddetiyle sürmektedir.
bir kabustan uyanıp kendimizi bir diğerinde buluverdiğimiz bir yer oldu bu yaşlı gezegen. hiçbir zaman gerçekten uyanamadığımız, uzun soluklu bir karabasan. o kötü rüyaların sessiz ve çaresiz karanlığını kan ter içinde atılmış bir çığlıkla yırtamadığımız.
ahir zaman nesliyiz. ve kıyametimizi beklemekteyiz. onun tam ortasında yaşarken hem de...
bebek savaşları sürüyor.
psikolojik harbin malzemeleri olarak, çılgın bir intikam savaşıyla bebekler öldürülüyor. bombalarla, açlıktan ya da hastalıklardan. kundaktaki bebeğe dini, ırkı, mezhebi soruluyor. şu koskoca gezegen insan yavrularına dar geliyor.
|