tanrının 3 kıymetli varlığından biri olarak gösterilir beatrice ilahi komedya'da, diğer ikisi hazreti meryem ve de azize lucia'dır. beatrice dante'nin cennet yolculuğunda yanında bulunan kişidir ve cehennem yolculuğunda dante'nin akıl hocası olarak kabul ettiği şair vergilius'u da gönderen odur.
dante'yi cehennem ve araf boyunca gezdiren vergilius bütün bilgeliğine rağmen isa'dan önce doğduğu için yine de kafirdir ve bu nedenle dante'ye cennette rehberlik edememektedir. tam bu durumda devreye dante'nin küçükken bir davette görüp aşık olduğu kişi beatrice girer. beatrice başkasıyla evlenmiş ve bir kazada ölmüştür buna rağmen dante kendisine hala aşıktır. cennet'in büyüsünü birlikte keşfederler. olaylar gelişir.
sierra'nın eseri larry'in son oyununda bu isme sahip bir hatun vardı..kampüste yanlış hatırlamıyorsam kütüphanenin altında bir laboratuar vardı, sapık sapık deneyler yapılıyordu, orda görevli, profosör olmuş ablamızdı..uzun saçlı, kemik gözlükle ve belki de gerçek fotoğraflı loading ekranında en güzel * çıkmış olan karakterdi..
bowling zirvesinde cd kapıp kaçmasıyla herkesin gözünden düşmüş, ama verdiği bir söz olduğundan bu duruma mecbur kalmış insan evladı...telafisi olacaktır şüphesiz
sözlüğün gurmelerinden olduğunu öğrendim. kendisi tam bir yemek canavarı.ne zaman kendisi ile konuşsam karnımın acıktığını hissederim. ayrıca kendisi gönderdiği tabağın içine cips koyanlara "top olsun" demektedir.
tam bir koç burcu insanı o. bunun dışında yolda gördüğü birinin dertlerini dinleyecek kadar insancıl, dinlediklerini içtenlikle anlayacak kadar sabırlı. ne diyeyim dünyaya çok sık gelmez böylesi.
sıkı fıkı insan, komşu kızı, iyi insan, şirin olmaktan mustarip fakat fevkalade tatlı kişi, çadır mate, koç burcu hatun kişisi, nutella aşıkı, deniz otobüsü yan koltuğum, pek sevdiğim şahıs, rock n coke yoldaşım, yedek akbilim, güzel insan, iyi müzik zevk sahibesi, pek okur yazar, pek gurme, pek erasmus kurbanı, çok sıfatlı insan...
şahsıma seri eksi oy veren ibne ithamında bulunan kişidir, hangimiz biraz seri eksi oy veren ibne değiliz ki? (kardeşimin başının altından çıkmış evet). ha bir de zirvelerden erken kaçıyor sanırım, bilemiyorum.
dantenin 9 yaşında ilk görüşte delicesine aşık olduğu kişi. coğu insana göre en büyük aşklardan biridir, ilginç gelen dantenin beatriceye karşı paltonik takılması ve sadece merhabalaşmasına rağmen hep aşık kalması. kanımca francesco petrarcanın lauraya olan aşkı daha "büyüktür"
dante'nin aşık olduğu ve aşık olarak öldüğü bahtsız kadının adıdır.
başkasıyla evlendikten iki yıl sonra 24 yaşında iken ölmüş ve dante'yi platonik aşkın doruklarına taşımaya vesile olmuş sonsuz bir aşkın kahramanıdır ayrıca.
ilahi komedyayı bundan seneler evvel ilk elime alış amacım intihar edeceğim ay, gün ve saati saptamış; ve bunu belirlemiş olmaktan ötürü de gayet huzurlu, içi pak bir adam olarak öldükten sonra başıma neler geleceğini, günahlarımın karşılığındaki yaptırımların neler olduğunu bir fiil bana göstermesi suretiyle bir ‘son kitap’ olarak görmek ve bu dünyada kendi kaderini bile tayin etmeye yeltenecek kadar azgınlaşmış hakimiyetçi ruhumun içimdeki narkissos’u doyurmaması itibariyle öte tarafı da daha şimdiden bilmek yada en azından biliyor olmaktan büyük bir haz almak idi.
okul yılları.
türk dil kurumunun sözlüklerini, ana brittanica ve meydan larousse’ leri kurcalamak suretiyle “manyak” kelimesinin karşılığını aradığım günler……
ilahi komedyayı benden önce okuyan birisine danışma gafleti bulunduğumda ise şöyle bir cevap almıştım.
“ben; uzun bir gece uykusuna yatıp cehennemin kapısını aralayarak içeri giren ve üstadı bellediği latin şairi ile birlikte cehennemi kat kat arşınlayan ve araf’ta onu bekleyen sevgilisi ile birlikte cennete ve oradan da tanrıya yürüyen; üstelik hiç üşenmeden de her gördüğünün resmini çizercesine tasvir eden bir adama ancak manyak derim…”
“cehennemin” coşkun tasvirinde iken ;bu yoksun yorumun ne kadar haksız olduğunu sezmeye başlamıştım. lakin o eşsiz aşk ile karşılaştığım an; dante’ nin manyaya uğramadığını, sadece aşık olduğu kadını kendisinin yaratmaya çalıştığını düşünmeye başladım.
beatrice… aşkın aşk…. benim ölümle olan tüm münasebetlerimi söküp aldın ve narkissosuyla mücadele etmeye yaradılışı gereği zorunlu olan ruhların dünyevi amacı haline gelmesine dair kendimi inandırmama ve hayatıma bir amaç biçmeme sebep oldun
en azından bir sonraki sefere kadar benim de bir varoluş sebebim vardı artık
garipti ama, artık dante; beatrice ve ben imkansız bir aşk üçgeniydik. zor bir durumdu. içimdeki narsistin tepinmelerinin güçlenmesi uzun sürmemişti.
lakin benim ; aşkımın duruluğundan aldığım kudretle sakin davranmayı tercih edip bir an önce kendimi öldürüp öte tarafta onları yakalamaktan (baskın basanındır…) önce, bu dünyada olabildiğince sakin ve mantıklı davranarak rakibimi tanımam; kim olduğunu ve nasıl birisi olduğunu kendi tüyünden dökülen cümlelerine sabitlenerek öğrenmem gerekliydi.
bu gereklilik üzerine gösterdiğim sabır beni şu soruya ve onun son derece basit görünen cevabına götürdü; “ilahi komedya neden bu dünyada geçmez..???
hani büyük bir mahkeme kurulsa… yada kurulduğuna inanmamız bile yeter ; kapısından içeri girsek, bizi bekleyen bir şairimiz olsa, kentte kalabalığın toplandığı meydanlarda dolaşmasını hep hayal ettiğimiz güruhun upuzun pelerini gibi bizi aşkımıza doğru yüceltse, her verilen cevabın bir yücelme, ve her yücelmenin de yepyeni acılara gark olması…böyle bir muhakememiz olsa hepimizin…..
kendini beğenmişliğin; (belki de beğenmeyişin…) sınırları bu dünyanın sınırları ile denk değildir. ayrıca bu dünya gözle görülür ve sözle söylenir. sözünü ettiğin kadını sözünü ettiğin mekanın hayranlığından daha hayran edici anlatabilmekte kendini epey tatmin etmektir. sonuçta kendi aşkın aşkını ve kadınını var edebilmek için de öte dünyayı seçmiştir dante.
bunu kavradıktan sonra içim içimi yedi. dante ancak bu kadarını becerebiliyorsa ben ötesine geçmeliyim diye kıstırıyordum kendimi. megalomanim beatrice’ m den aldığı şevkle coşuyor ve beni dante’ nin haberi olsun yada olmasın ona meydan okumaya sürüklüyordu. eğer o beatrice’ sini araf’ ta ve cennette yaşamış, ondan ayrılınca da, tanrıya ermişse dedim, ben daha zorunu yapmalıyım ve bu çiğ dünyada onun aşkın güzelliğini, eşsiz zarafetini aramalıyım.
görüldüğü gibi beatrice’ nin aşkı benim ölümle olan tüm bağlarımı kopartmıştı. artık benim de bir varolma sebebim vardı. tam bir narsist olarak ölüme hazır kıta ve gururla yaklaşırken; çok fena kontrpiye de kalmıştım.
ah beatrice;
şimdi seni arayacağım. en azından olabilse idin yanımda; senle ben nasıl bir aşk yaşardık onun üstüne yüreğimi dağlayacak; kendimi parçalayacağım… varsa eğer senden bir tane daha, neredeyse o kadın; arayıp bulacağım. üstüne çullanıp bir çığırtkan misali bağırabilir ve tıpkı bir heykeltıraş gibi aşkımızı inşa edebilirim.
evet bunu yapabilirim; tüm kalbim, tüm ciğerlerim buna çalışabilir …..