zordur beşiktaşlı olmak.
farklı olmaktır. karşı trübünden yükselen tezahurata gülümsetici yada dumur edici bir şekilde cevap vermektir. hiç kimse pakistan depremini umursamazken maçı başlatmayıp saygı duruşu yaptırabilmektir.
sivasın inönüde 0-1 önde olup akın akın geldiği dakikalarda -beşiktaşım sivasla taşak geçiyor- diyip kendi futbolcusuna ayarlardan ayar beğendirmektir.
herhangi bir maç öncesi gecesi heyecandan uyku uyumamaktır, avrupa kupası maçına denk gelen bir vize günü sikerim vizesini finalini diyip maça gidip ardından o dersten geçmek için eşşek gibi çalışmayı göze almaktır. küçüğe saygıyı büyüğe sevgili bilmek gerekir, gerektiğinde hepimiz zenciyiz diyebilmektir.
3-0 yenik olduğu bir maçta susmak yada kendi takımına sövmek yerine tribünde eğlenmeyi bilmektir. maç sonrası başı önde soyunma giden futbolcusuna kendi içi kan ağlarken -başın öne eğilmesin aldırma kartal aldırma- diyebilmektir.
bir maç vardır unutamadığım, dönüp baktığımda niçin beşiktaşlıyım sorusuna cevap veren.
2002 yılının bi bahar ayında kocaelispor beşiktaş kupa finali oynanacak bursada. bir tanesi kendi takımım diğeri kentimin arkadaşlarımın babamın takımı, 2 sevgili arasında kalmış gibi bir haldeyim, arkadaşlarla maça gidilecek hangi tribüne girileceği belli değil, en sonunda baba ve arkadaşların etkisi ile kocaeli taraftarlarına ayrılan tribünlerde maça giriyoruz maç başlıyor 2 takım taraftarlarıda takımlarını destekliyor ilk yarının sonunda kocaelispor 1-0 öne geçiyor kocaeli tribünleri delirmiş halde bjk taraftarında bir suskunluk devre arasında şarkılar söyleniyor 2.yarı başlıyor tüm bjk taraftarları deliler gibi desteğe devam ediyor 2-0 oluyor 3-0 oluyor 4-0 oluyor maç bitiyor maç sanki devam edermişcesine tüm taraftarlar beşiktaş sen bizim herşeyimizsin diye bağırmaya devam ediyor, o gün lanet ediyorum kendime maçı yanlış yerde izlediğim için, o gün bir kez daha aşık oluyorum beşiktaşa, beşiktaş taraftarına, camiasına.
hayat benim için asla futbol değildir benim için hayat beşiktaştır.
farklılıktır, her kula nasip olmayan bir olgudur, felsefedir...
ben ne babam beşiktaşlı olduğu için beşiktaşlıyım, ne dayım fenerli olduğu için fenerliyim ne de amcam galatasaraylı olduğu için galatasaraylıyım.. ben beşiktaşlı olduğum için beşiktaşlıyım.. beşiktaşlıyız biz; gerektiğinde takımını eleştiren, onun daha iyi olması için en ağır ithamlarda bulunan yine bizleriz.. takımımızın başarısızlığını farklı yerlerde aramak yerine önce kendi içinde aramayı biliriz. önce "biz nerede hata yaptık?" sorusunu sorarız.. biz hakem hatasıyla alınmış puanda, atlanmış turda burukluk yaşayan kişileriz.. biz evimizde gençlerbirliği'ni mağlup ettiğimizde gs kaleci zalad'ın anlaşılmaz performansı (yıllar sonra bir transfer parası kadar para aldığını açıkladı zalad ama bizde sorgulanmaz böyle şeyler) sonucunda ankara'da ankaragücü'nü 8-0 mağlup ederek "şerefli ikinci" ünvanını aldık.. biz namağlup türkiye şampiyonu olduk.. biz ligi 2. de bitirsek, 3. de bitirsek tüm çevrelerden alkış aldık.. (tabi bu demirören yönetimiyle son buldu malesef) biz takımımızı şampiyon olsun diye sevmedik, spor musabakaları bir temaşadır bize zevk versin, oynadığı futbol, basketbol, voleybol ve diğer spor dalları bizi eğlendirsin, coştursun, kaybettiğimizde ağlarken bile sonuna kadar takımımızın arkasındayız.. biz hakemlere bel bağlamadan, ayak oyunlarıyla başarı istemeyen bir taraftar kitlesiyiz, biz "başarıya giden her yol mübahtır" felsefesinin karşısında dimdik ayakta duran bir taraftar kitlesiyiz.. biz takımızı yürekten destekleyen, iyi günününde de, kötü gününde de yanında duran taraftarlarız.. bizim beşiktaşlılığımız taraftarlıktan ziyade bir yaşam biçimi..
beşiktaşlı olmak bir tavırdır, bir duruştur..
kapalı tribünde söylenen birbirinden güzel marşlar, takımı ateşleyen dizeler.. açılan pankartlar.. 1 mart tezkeresi'nden önce kapalıda açılan "çarşı; savaşa da karşı" ve "beşiktaşlıyız, savaşa karşıyız", 2. körfez savaşı sırasında açılan abd karşıtı "saddam affeder, çarşı affetmez", arafat öldüğünde "arafat ölmedi kapalıda yaşıyor", nükleer santral girişimlerinde çevrecilere destek vermek için "çarşı; nükleer santrale de karşı" her şeyiyle, duruşuyla yaptıklarıyla gerçek taraftar kitlesidir bjk taraftarı.. haklıyı, haksızdan ayırt edebilen, başarıyı takdir eden, rakibine hoş espirilerle dokundurmalarda bulunan, kendi başarısızlığında "şurada hata" yapıldı diyen, hakkını sonuna kadar savunan.. gerektiğinde susmasını bilen taraftardır bjk taraftarı.. beşiktaşlıyım diyebilmek için; hayata değer vermek, kaya gibi sağlam durmaktır.. sadece futbolu değil; basketbolu, voleybolu, hentbolu, jimnastikte ve daha birçok spor dalını takip etmektir.. akatlar spor salonunu her basketbol maçında, her voleybol maçında doldurabilmektir.. inönü stadı'nda "3'lü" çekmektir, gol gelene kadar 90 dakika susmadan musalla taşı'nı söylemektir, "kartal gol, gol, gol" demektir, "o forma kutsaldır, nasip olmaz herkese" diyebilmektir.. takım kötü maç çıkardığında, ruhsuz oynadığında "o formayı çıkarın, gidin" diyebilmektir.. takıma küsmemek, bir sonraki maçta takımı bağrına basabilmektir.. besiktaslilik sadece sevinmek için değildir, sadece coşmak, eğlenmek için değildir.. beşiktaşlılık, hüznü, sevinci, kahrolmayı, coşkuyu, gülmeyi, sesin kıslana kadar bağırmayı, ağlamayı, aşkı, dostluğu, arkadaşlığı, ölümü, yaşamı kucaklar... dünyaya gelirsin gözlerini açarsın seni beyaz bir parlaklık karşılar, ölürsün simsiyah olur her yer.. hayatı işte o siyah ve beyazın arasında yaşarsın.. değişik renkler görürsün, değişik tatlar alırsın ama hayat o iki rengin çizgisi arasındadır.. biz beşiktaşlıyız.. dün, bugün, yarın değil.. sadece başarılı zamanalarında değil.. biz doğduğumuz andan beri her yolda, her şartta beşiktaşlıyız.. şu gün türkiye'de bir anket yapılsa herkesin takımı beşiktaş değildir belki ancak çok yüksek oranda 2. takımı beşiktaştır.. çünkü beşiktaşlılık bir felsefedir.. herkesi kucaklar.. beşiktaşlı olmak yalnız futbolu, futbolcuyu değil; basketbolu, jimnastiği ve kendi kulübünde bu sporlarla ilgilenen her kim varsa ona azami değeri vermektir.. bizim için her zaman önce spor oldu hep de öyle olacak.. avrupa'da başarılı olan diğer kulüperimiz "başarılı olamasınlar" demiyoruz.. başarılı olsun tüm kulüpler ülkemizin adı daha çok konuşulsun taraftarıyız.. biz beşiktaşliyız.. biz karakartalız; gerektiğinde pençemizi gösteririz, gerektiğinde parçalarız ama gerektiğinde kanatlarımızın altına şefkatle alırız.. biz beşiktaşlıyız.. her insan yaşamı siyah-beyaz 2 çizginin arasında yaşar.. yaşamın kendisi o 2 renkteki çizgidir.. yani yaşamın ta kendisi; beşiktaştır...
öyle yazmakla anlatılacağını zannetmiyorum... yazmamak, o hiç olmaz...
vazgeçmeden, yılmadan sevmeyi öğretti bana bu iki renk. * çocuktum... çok iyi hatırlıyorum. ilk para biriktirme azmim. o kutsal formayı satın alma aşkına. üstüme ilk giyip mahallede kasıla kasıla gezdiğim an.. klavyeme dökülen hiç bir kelime anlatamaz o sevinci. 2 gün çıkarmamıştım üstümden. yıllarca her objeye siyah beyaz baktım. şarkılarını, tezahuratlarını ezberledim. maçlarına gittim. aşklarıma bile yansıdı onun sevgisi. '' sen beşiktaşı benden çok seviyorsun! '' cümleleri ile karşılaştım. anlatamadım onun yerini. yetmedi kelime hazinem. görmedim böyle bir sevgi. derler ya ; her taraftar takımını sever, destekler, gönül verir. çok inceledim bu bir başka. geçmişinden geleceğine bir ruh var. saygı ve sevgi destekli...
galip geldiğinde ayrı, mağlup olduğunda ayrı ağladım. için için eridim. umudumu yitirmedim hiç. güzel günler nasıl olsa geri gelir. beşiktaşlı olmak, umudunu kaybetmemektir. dim dik durmaktır. herşeye karşı duyarlı olmaktır. öyle gururluyum ki ki çok şükür beşiktaşlıyım...
özellikle 80'li yıllarda doğanlar için bambaşka birşeydir. dünyaya gözünü açtığında, biraz futboldan anlamaya başladığında beşiktaş'ın veyseli * 5 çayına götürdüğünü, ona buna 3-5-7-10 çektiğini, namağlup şampiyon olduğunu, 60 kusur maçta yenilgi almadığını, iki senede sadece bir defa yenildiğini, kendi sahasında yıllarca yenilmediğini görmektir.
şimdi olsa o kadar etki etmezdi, ama ilk defa takım tutmaya başladığında bunları görmek, bizim kuşak için beşiktaşlı olmayı farklı boyuta taşır. küme düşse bitmez bu sevgi, ne de olsa bizim için ilk kral oydu.
(bkz: beni beşiktaşımla yalnız bırakın)
renklerin güzelliğine ve uyumuna vurulmaktır, yensede yenilsede hep destek tam destektir, sadece beşiktaşımızla ilgilenmektir, beşiktaşlının ne demek olduğunu anlamak için beşiktaşlı olmak demektir.
[caps]beşiktaş aşktır[/caps]
beşiktaşlı olmak bir farklılıktır. beşiktaşlı olmak zordur. beşiktaşlı olmak inönü çimlerinin yeşilini görünce tüylerinin diken diken olmasıdır. beşiktaşlı olmak büyük beşiktaş çarşısından inönü stadına yürümektir. siyah beyaz formayı eline alınca ellerinin titremesi demektir. kartalı kendine simge edinmektir. beşiktaşlı olmak statta siyasi, dinsel, kültürel farklılıkların olsa bile o anda onları düşünmeden yanındaki kişiyle omuz omuza maç seyretmektir. yeri geldiğinde üzülmek, yeri geldiğinde stadı inletircesine haykırmak, bağırmak, sevinmektir. maçın sonucunda yenilmiş olsan bile karşı takımı alkışlamaktır. baba şevkati göstermektir, yeri geldiğinde sövmek yeri geldiğinde sevinçten haykırmaktır ama hep bir babanın oğlunu sevdiği gibi ttakımını sevmektir. . her yerde her zaman aklında olmasıdır. odanın duvarlarını siyah beyaz boyatmaya kalkıp evdekilerden azar yemektir. hayatın her yerine işlemektir. beşiktaşlı olmak beşiktaşlının üstüne yapıştırıldığı gibi holigan olamak değildir. sadece takımını desteklemektir iyi gün, kötü gün ayrımı yapmadan. kimsenden sözünü esirgememektir, lafı gediğine oturtup "cuk" sesinin duyulmasını sağlamaktır. toplum bilincine sahip olmaktır. siyah beyaz renklere aşık olmaktır. siyahına beyazına kurban olayım demektir. okulunun sırasında, gecenin bir yarısında, ölüm kalım arasında aklının siyahında beyazında olmasıdır. çok şeydir beşiktaşlı olmak. beşiktaşlı olmak sadece siyah beyaz kulübe gönül vermek demek değildir. onu benimsemek, onu hayatının bir parçası yapmaktır.
ayrıcalıktır, iki zıt renge büyük bir aşkla bağlanmaktır. dünyada liverpool ne ise, türkiye'de beşiktaş daha fazlasıdır. muhalif olmaktır beşiktaşlı olmak, sadece ve sadece sevmektir karşılık beklemeden. yüz yıl şampiyon olmayacağını bilsen bile vazgeçmemektir şampiyonluğu kovalamaktan. kartal kanatlarını haksızlıklara siper etmeyi bilebilmektir siyah beyaz aşkı. hayatta felsefesi olanların siyah beyaz aşkıdır. doksanıncı dakikaya mağlup girilse bile, galip gelmeye inancını sonuna dek taşımaktır. beşiktaşlı olmak dünyada en sevdiğin rengin siyah beyaz olmasıdır.
fanatik fenerli bir adamın kızıyla evlenecek olmak da çok zormuş dememe sebep olan özelliğimdir.
insanın mutlu olmak için maç kazanmanın dışında sebeplerinin olmasını sağlar beşiktaşlı olmak, mesela sadece çarşı grubunun bulduğu marşları dinlemek, çeşitli kötü olaylara verilen tepki, çarşı ırkçılığa karşı, çarşı nükleere karşı gibi tezahüratlar yaparak ders vermektir. beşiktaşlı olmak mutlu olmak için yeterli sebeplerden biridir.
doğmamış çocuğuna beşiktaş marşını dinletmek, doğar doğmaz siyah beyaz forma almak ve şampiyonlar ligi final maçına 6 aylıkken götürme düşüyle yasamaktır beşiktaşlı olmak ... beyaz gömleğine siyah etek seçebilme ayrıcalığıdır beşiktaşlı olmak... sarı - kırmızı aristokrasi ve sari - lacivert küçük bir burjuva taraftarlığını reddetmek ve halktan biri olmanın gururudur beşiktaşlı olmak... karanlığı ardına alıp bembeyaz bir yolda yürümektir beşiktaşlı olmak..