beşiktaş tan sarıyer e yürümek   

adana çık aradan

  1. öncelikle (bkz: hayvanlık)

    istanbul'un en hareketli, en civcivli sahil şeridini baştan başa yürümektir. gerçekten uzun sürer (5 saat civarı sürmüştü benimki, sonra anlatacağım yerlere uğramış olmamama rağmen). güzergah üzerinde ortaköy, arnavutköy, bebek, rumelihisarı, baltalimanı, emirgan, istinye, yeniköy, tarabya gibi görülmesi gereken (yaşanması gereken aslında) yerler bulunur. ortaköy'e gidene kadar duvardan başka pek birşey gözükmez, çırağan sarayı, galatasaray üniversitesi ve kabataş erkek lisesi yol üzerindeki güzel mekanlardır. ortaköy'de kumpir, gözleme vs.. yenebilir, incik boncuk bakılabilir. ortaköy camisi'nin yeri muhteşemdir(oraya kim yaptırdıysa artık zevkine diyecek yok). boğaziçi köprüsünün altından geçip ortaköy'ü geride bıraktıktan sonra bebek'e kadar deniz kıyısı açıktır, arada sadece eğlence mekanları ve yat limanları bulunur. bebek civarında lüks mekanlar ve türünün az örneği bulunan spor arabalar göze çarpar. bebek'te yenilebilecek en güzel şeylerden biri waffle'dır (bkz: abbas). orayı da atlattıktan sonra rumeli hisarına yol alınır. arada aşiyan mezarlığı adında dünyanın en güzel manzaralı mezarlıklarından biri bulunur. rumeli hisarını tüm heybetiyle gördükten sonra fsm köprüsünün altından geçilir. baltalimanı ve emirgan üzerinden istinye'ye varılır. bu yol üzerinde deniz kıyısı genelde açıktır, arada parklar ve çay bahçeleri bulunur. istinye küçük bir koy olduğundan bünyesinde tersane ve liman barınırır. balıkçı tekneleri ve balık restoranları istinyede bolca mevcuttur. istinye'den sonra yeniköy üzerinden tarabya'ya yol alınır. bu yolda bol miktarda otel ve yalı bulunur. tarabya'ya varınca dikkati ilk çeken büyük tarabya oteli adında bir inşaattır (ben küçükken açıktı o otel diye hatırlıyorum). ayrıca piyanist şantör olayının en çok olduğu mekanlar buradadır (sanırım). tarabya'yı geçtikten sonra sarıyer'e varana kadar manzara değişmez, sadece boğazın karadeniz çıkışını görürsünüz. sarıyer'e varınca ayaklarınıza kara sular indiğini farkedersiniz ama bir bakıma değmiştir. böyle bir yolculuğa çıkmayı düşünüyorsanız vereceğim öneriler:

    -mevsim yaz, günlerden pazar olsun, ertesi güne yetişecek herhangi bir iş olmasın, bir gün öncesi halı saha vb. yorucu bir aktivite yapılmamış olsun.
    -rahat bir spor ayakkabı giyin.
    -ya düzgün bir yol arkadaşı ya da iyi hazırlanmış playlisti olan bir mp3 player bulundurun.
    -düzgün yol arkadaşı yolda ne kafa ütüleyecek, ne sus pus olup sıkıntı yaratacak cinsten olmasın, zırt pırt acıkmasın, tuvalete gideceği zamanı bilsin, 5 dakikada bir "ayaklarım koptu nerden dönecez?" demesin.
    -yolda gördüğünüz insanlarla imkan varsa kaynaşın, muhabbet edin, enteresan şeyler öğrenilebiliyor (balık tutmanın sırları vb. )
    -sahil kıyısında balık tutanların oltalarına dikkat edin, olta atarken iğneyi size taktırmasın.
    -deniz kıyısında masa kurup rakı-balık yapanları, boğaz akıntısına rağmen denize donla/donsuz girenleri, parkları piknik alanı haline getirenleri görünce şaşırmayın.
    -yürürken deniz kıyısına fazla yaklaşıp, düşmemeye özen gösterin.
    -derin nefesler alıp denizin kokusunu sindirin, manzaranın güzelliğine bakıp rahatlayın.
    (devil, 06.01.2008 03:03 ~ 03:23)