beşamel soslu brokoli 

adana çık aradan

  1. çoğunlukça sevilmeyen brokolinin daha yenilebilir hale getirilmiş hali.
    (wondrous, 10.07.2006 15:23)


  2. beşamel sosu pek sevmememe ragmen tam bir brokoli manyağı olarak ağzımın sulanmasına neden olan tahminimce inanılmaz lezzetli yiyecek
    (sorunsal, 10.07.2006 15:27)
  3. genellikle servis tabağındaki et , tavuk gibi ana yemeklerin yanına yakışan sade yenildiğinde lezzetinin alınamayacağı,garnitür tarzında bir yiyecektir.
    malzemeler
    -bir köpük brokoli (şu marketlerde hep bir köşede duran,pek satılamayan,üzerinde sera kaplı kimsenin pek yanaşmadığı ve sevmediği yararlı bi sebzegil)
    -brokolilerin haşlanması için bir miktar su
    -bir su bardağı un
    -bir buçuk su bardağı süt (kaynatılmış sonra ılıtılmış)
    -üç çorba kaşığı tereyağı
    -bir cimcik tuz.
    -gene bir cimcik karabiber

    yapılışı:
    tenceremize yarım litre civarında koyduğumuz suyu kaynamaya bırakıyoruz.kaynayan suyun içine yıkanmış brokolileri (yıkama işleminde en az 4 kere su değiştirmeniz gerek)atıyoruz .yaklaşık 20 dakika hafif yumuşayıncaya kadar brokolileri pişiriyoruz.pişen brokolileri,süzgeç yardımı ile kaynayan sudan çıkartıyoruz.brokolilerimizi bir köşede soğumaya bırakıyoruz.
    beşamel sos yapılışı:
    tereyağını tavada biraz kızdırıyoruz,üstüne unu ilave ederekten un pembeleşinceye kadar harmanlıyoruz.eğer bu işlem sırasında başka işler yapmaya kalkışırsanız un tavaya yapışır.tekrar başa dönmek zorunda kalırsınızı.sütü yavaş yavaş un ve tereyağ karışımının içine ilave ediyoruz.lönk diye boşaltınca pütürcükler oluşuyor.biraz sabırla 20 dakika kadar karıştırmanız gerekecek.pişen sosu bir süzgeçten geçirmek ya da blendırla çırpmak sosu daha sıvık hala getircek.
    bir köşede bekleyen garip brokolilerin üstüne sosumuzu sıcakken döküyoruz.üstüne karabiber serpiyoruz.arzuya göre 180 derecelik fırına atıp hafif pembeleşinceye kadar 10 dakika daha pişirip adını fırında beşamel soslu brokoli olarak değiştirebiliriz.yada direk sosu döküp tabağın yanına yerleştirip arkadaşlarıyla servis edebiriz.afiyet olsun.



    (bkz: brokoli çorbası)
    (beşamel soslu brokoli, 10.07.2006 16:34)
  4. @882935 girisiyle aklıma anılar getirip gülmemi sağlayan 3 nesil yazar.
    (impera, 14.07.2006 18:06 ~ 18:07)
  5. kendisi şirin mi şirin bir üçünçü nesil yazar.ben ki bir brokoli hastası olarak kendilerinin tadından yenmeyeceğini düşünmekteyim.
    (bkz: tadından yenmez)
    (pakize, 07.08.2006 18:42)
  6. kızların espri yapamaması ile ilgili tezimi çürütmüş yazardır, arkadaştır, dosttur. şirin mi şirin, bi o kadar da hoş sohbet. sadece geyik muhabbeti değil, dertlerinizi de dinler destek olur, yalnız olmadığınızı hissettirir. yemekler ile çok haşır neşir, büyük bir yemek kültürü de vardır kendisinin. yakın zamanda tatlı ısmarlama sözümü yerine getirmek ve karting yarışında alt etmek istemekteyim. arkadaştır, candır, bi tanedir.
    (gibigibi, 06.09.2006 16:23 ~ 23:36)
  7. beşamel sosun mutfakta ne kadar önemli olduğunu anlamamıza sebep olan yemek. zira brokoli dediğimiz şey bir insanın bilerek ve isteyerek bir başka insana yedirmeyeceği* bir besin maddesi olmasına rağmen beşamel sosun arkasına saklandığı vakit yenilebilir birşeye dönüşmektedir. buradan yola çıkarak da kendi üzerime de beşamel sos yapıp dökmek istiyorum sayın seyirciler.
    (hanspeterberigel, 06.09.2006 16:51)
  8. girilerinde sıcaklık bulduğum ama pek tanımadığım dişican yazar...

    (bkz: ailecek izliyoruz)
    (hypnotica girl, 07.09.2006 14:35)
  9. bayrama hasta girmiş, burnu kırmızı şekilde yatmakta olan yazar. lambadan bir cin çıkarsa ilk istenecek şey iyileşmesi.
    (bkz: geçmiş olsun)
    (gibigibi, 23.10.2006 19:48)
  10. magic bullet ile 2 dakikadan az bir sürede, doğrayıp, ezip sos halinde makarnamıza koyabileceğimiz sos.

    bunun için gerekenler;

    bir adet parmesan peyniri
    bir tutam brokoli (brokoliyi ben bile sevmem)
    biraz fesleğen
    bir avuç fındık

    tüm bunları magic bullet'ımıza koyduktan sonra kilit pozisyonuna getirip tam 3 saniyede hazır gördünüz mü? önce peyniri parçaladık, sebzeleri karıştırdık, fındıkları kırdık.

    şimdi hiçbir yerde göremeyeceğiniz bir şekilde şu delikli kapakla mikrodalga'da 2 dakika kadar ısıtacağım ve başka hiçbir şey kullanmayacağım. harika değil mi? (bu arada iki elim öne doğru değil mi lan şeklinde açıldı dikkat edin)

    dip not: yazarı tanımam sadece aklıma bunlar geldi o kadar.

    (bkz: gece yarısı izlenen reklamların etkisinde kalmak)
    (guenhwyvar, 16.11.2006 16:33)
  11. hafif bir yiyecek gibi görünmekle beraber aslında beşamel sosu nedeniyle diyetlere zararlı bir yemek. daha da güzeli için üstüne kaşar peyniri konulması gerekir.
    fırınlamadan yaparsanız:
    (bkz: http://img.blogcu.com/...)
    ancak fırınlarsanız da üstü kızarır nar gibim:
    (bkz: http://img.blogcu.com/...)

    edit: linklere tıklayınca forbidden bilmem ne error'u veriyor, ancak yenileyin sayfayı ya da url'ye bir daha tıklayın, bakın ne güzel görünüyor fotolar
    (stocky2001, 23.12.2006 11:48 ~ 28.04.2007 21:12)
  12. üzerime yağmur bulutları yollamış olan, snickers hastası, en az benim kadar devotee olan tatlı yazar.
    (stalefish, 21.01.2007 22:54)
  13. bugün bir yaşına daha girmiş, yeni haberim oldu. normaldir olur öyle. pastasına yetmişaltı adet mum koyuyor ve üflüyoruz. iyi ki doğdun
    (gibigibi, 09.02.2007 13:03)
  14. nerde o eski sebzeler azizim. şöyle ortaya bir sarımsaklı ve bol ekşili haşlanmış karnıbahar. yok yok hakkatten olmazmış iyi böyle.
    (myeyea shaman, 09.02.2007 13:21)
  15. beşamel ne lan?..

    her gece 4'te kurulmuş saat gibi çikolata arayan biri olarak şunu söyleyebilirim ki; bu adam kakaolu fındık kreması tadında bir brokolidir.

    midem yok benim. ne var?
    (gxix, 22.04.2007 17:37)
  16. yazar olduğumu dört aydır kendisinden sakladığım, lakin bir gece şanssızlık eseri bunu öğrenip bana high bi uçan tekme gönderen, akabinde "hay allah" dediğim high school arkadaşım. kendisine buradan hi demek istiyorum.
    (warm trash fire, 29.09.2007 13:19)
  17. pek çok severim brokoliyi ben, uğrunda birinci dereceden aile bireyleriyle yemek masasında kavga ettiğimi bile hatırlıyorum ben..en çok sen aldın, ben az aldım diye lokma bile saydım, o derece bağımlıyız, ne de olsa ege insanıyız..

    rastlantısal olarak tanıştığım beşamel soslusu hakkında başka fikirlerim var..izah etti kendisi; yemek olarak çok lezzetli değilmiş, merak etmemize gerek yokmuş..lâkin çok iyi niyetli, çok sevecen, çok muhabbetcan, bir dediğini iki ettirmeyen birisi olarak tanımıştım..evet öyle birisi ama tüm gerçekler bunlarla sınırlı değil, sinir edebiliyor insanı çoğu zaman..radyo zamanlarında istediği şarkıları eksik etmedik, her dilediğini çaldık ama gün geldi bir tane istek yaptık, dinle dedik, hiç oralı olmadı..iyiliklerimi unuttu gitti, tınlamadı beni..nedense hep işteki yoğunluğunu dile getirdi, bahane olarak sundu..peki, tamam tamam dedim, üstelemedim..ee, ne de olsa çok yoğun bir plaza çalışanı kendisi..reddetse de "plaza kadını" olmuş bile (zaten o yazıyı da ondan feedback alarak yazmıştım)..işimiz burada bitmeyecek..sözümü dinleyeceksin elbet..işbu sitemkâr soslu ültimatom nickaltını da akıllı olasın diye girdim, yoksa işim olmaz..

    *hih*
    (zeus, 30.10.2007 17:41)
  18. öncelikle baştan tanımımı yapayım da sonradan bik bik olmasın.
    tanım: üçüncü nesilden sözlüğe adımını atmış numero uno güzellikteki yazılarıyla ve nickiyle dikkat çeken itü sözlük yazarı.

    şimdi başlıyorum, kimse beni tutmasın. çocuğum ver alttan bir dirty vegaswalk into the sun. evet, kendisiyle ilk tanıştığımızda söyledim: “ölüm kalım mücadelesinde son şansım brokoli olsa fişi çekin derim” dedim, güldü ve “ben de sevmem brokoliyi ki!” dedi. “ne ayaksın sen o zaman yaa!” dedim, agresifleştim bir anda. güldü ve “büyük konuşma” dedi. kendisine “ready to go” dedim o anladı. problem yoktu artık.
    olmadı lan bu başlangıç? kafamdaki şey bu değildi ya neyse bişey demiyorum. beşamel soslu brokoli nasıl yemektir bilmem ben, üstte de belirttim işim olmaz brokoliyle ama bir şey diyeyim onu tanımlamak için yemek adları yetersiz; ne bileyim şakşuka, imambayıldı, hünkarbeğendi gibi sempatik yemek isimlerinden yola çıkayım diyorum olmuyor yine.
    yazdıklarını okuyayım bari dedim, belki onun hakkındaki duygu ve düşüncelerimi anlatabilecek kelimeler hatta yer yer paragraflar çıkar dedim, copy paste oop ordan tertemiz yazarım dedim, onlarca güzelcene yazılmış girinin içinden bir şey çıkaramadım. aklıma ilk gelen şey “basket topu” oldu. insanın aklına gelen şey başına gelirmiş, basket topunu yedim kafaya.
    velhasıl geleyim asıl konumuza. beşamel soslu brokoli ne ifade etmektedir benim gibi sıradan bir varlık için. öncelikle brokoliyi sevmem bahsetmiştim, ama kendisinin hayatımda büyük bir hızla edindiği yeri anlatmak adına şunları yazabilirim:
    bir grup genç dostoyevski’ye sormuşlar: “nasıl bu kadar iyi yazabiliyorsunuz?” o da demiş ki: “ne zaman iki kanyak çakıp kendime gelsem ilham perim yanıma gelir, onsuz bakkala bile gitmem.” demek ki neymiş herkesin bir ilham perisine ihtiyacı varmış. işte benim ilham perim de kendisidir. onsuz bakkala bile gitmem. lan bu kendisi şeysini kullanmaktan sıkılmaya başlıyorum ben ama napayım girinin gidişatı açısından buna katlanacağız.
    sonra aynı gençler gitmişler peter pan’a sormuşlar: “neden tinkerbell?” çok duygusalmış pan, demiş ki: “ne zaman üzülsem, moralim bozulsa, karnım acıksa, sevgiye, ilgiye ihtiyacım olsa her zaman tinkerbell yanımda oluyor. onun için her şeyi yaparım çünkü biliyorum o da benim için her şeyi yapmaya hazırdır, seviyorum lan tinkerbell’i. o wendy’e söyleyin bir daha kapıdan içeri almam onu”. işte görüyorsunuz peter pan için tinkerbell’in önemini. benim için de kendileri aynen öyledir. yemek olan değil, yazar olan. yanlış anlaşılma olmasın.
    gençler araştırmanın son kısmında, artık bitiş paragrafını yazacaklar, bana geldiler. dediler ki: “nasıl oluyor da bir insanda bu kadar iyi özellik bir araya gelebiliyor?” anlattım. önce kendimden başladım tabi ki: “bakın arkadaşlar. benim uyku ile aram bozuk. uyunamıyorum sabahları, kişilik bozukluğu var bende üzerime gelmeyin. bunu ona söylediğimde ilk yaptığı iş ertesi sabah beni uyandırdı. böyle bir insan nasıl olur da içinde kötü bir şeyler barındırabilir! impossiblee!” dedim. sonra devam ettim: “kendisi son derece güleryüzlü, hayata sımsıkı bağlı, çikolata kadar tatlı bir insan. kızmaya çalıştım bir kere, olmadı 4 saniye içinde gülmeye başladım. o an bıraktım artık, kızamıyorum ne yapsa”. bişeyler daha dedim: “kimi zaman bir istanbul hanımefendisi gibi kelimelerinde seçici, dik duruşlu, mesafesini koruyan; çoğu zaman içimden bir parça gibi sevecen, sempatik, konuşkan, güleryüzlü ve bütün bu özelliklerinin yanında mantıklı, düşünceli bişeyler bişeyler.” “vay bee” dediler ve gittiler. “şarjı bitti dinleme cihazının biz bi pil alıp gelelim” dediler giderken. geri gelmediler. anlamadım nasıl oldu. daha anlatacağım çok şey olacaktı ileride.
    bu arada ben bu kadar şeyi yazdım da bahsedeceğim şeyi unuttum. neyse sanırım yukarıda anlattıklarımdan çıkar her şey ortaya. unutmadan “serengeti yaylalarında bir gün” projesini maddi kaynak eksikliğinden ötürü rafa kaldırdım şimdilik. taksimle idare ediyoruz. güzel yer taksim yaa. yürüyerek her yere gidiliyor taksimden. tavşan deliğinin ne kadar derin olduğunu morpheus’tan önce biz keşfettik beraber. zaten istanbul gibi şehir dururken serengeti falan. gerek yok. national geographic ile idare ederiz artık video fotoğraf vs.

    böyle biri işte.
    (rafael, 07.11.2007 02:53)
  19. türü, bestecisi, kullanılan enstrumanlar ne olursa olsun düşük tempolu her parçayı "dinlendirici" diye niteleyebilen kişi. yüzeysel, sığ
    (gibigibi, 10.12.2007 19:00 ~ 19:02)
  20. -hey yukarı bak!
    +kanatları var, bu bir kuş!
    -ışık saçıyor baksana, hayır bu bir melek!
    +yoo bu bir peri..
    -hayır dostum bu beşamel soslu brokoli..

    kafiyeli oldu, iyi oldu..
    (rafael, 25.12.2007 15:11)
  21. politiki kouzina'da şöyle bir replik geçer: "kadınlar da tarçın gibidir; biraz acı biraz tatlı." benim gördüğüm beşamel soslu brokoli de bol tarçınlı geldi.
    (azwepsa, 25.12.2007 17:23 ~ 17:47)
  22. arkasında sürekli bir soru işareti bırakarak hikayenin bir sonraki bölümünü iple çekmemizi sağlayan, vazgeçilmesi imkansız gizemli yazar.

    kendisi bugüne bugün josef koudelka ile galatasaray'ın son günlerdeki gidişatı üzerine siyah beyaz anılar ve bir fincan kahve eşliğinde geyikler çevirebilen yegane insandır.
    (rafael, 26.12.2007 17:51 ~ 17:57)
  23. üzerine mumlar eklenince bir yaşgünü pastasına dönüşebilen doğumgünü çocuğu.
    (azwepsa, 09.02.2008 23:49)