isteyerek toplamaya çalışsan böyle bir takım yaratamazsın..almanya'nın panzer yakıştırmalarına en uygun takım..bir takımda herkes mi 35-40 metrelerden kaleye füzeler gönderebilir? hangi takımın defansının boy ortalaması 2.00 metre? bir takımın orta sahası bu kadar mı güçlü olur? ben başka böyle takım görmedim..
hemen bakalım :
--kalede yan toplarda rakip takım oyuncularını dövmeye alışmış azman oliver kahn var aslında ama hadi onu bir kenara koyup kaleye rensing'i geçirelim..
--defansta brezilya'dan böyle bir insanın nasıl çıktığını çözemediğim (ne bileyim brezilyalılar genellikle orta boyutlarda oluyor) lucio ve yanında yeni transfer belçikalı daniel van buyten..kısacası iki tane duvar..hayır onlar da olmazsa bir başka duvar da yedekte bekliyor: valerian ismael..dikkatinizi çekerim lucio ileri top sürmeleri ve çıkışlarıyla ünlü bir oyuncudur, ayrıca herhangi bir yan topta van buyten içeride bir yerlere koyun onun kafasına top mutlaka çarpar..yanlarda willie sagnol ve phillip lahm'ı da unutmadım tabi..
---haa şimdi orta sahada bir duralım..aslında burada en başta herkesin gözleri kanımca yeteneği ile michael ballack'ı sollayacak kapasiteye sahip sebastian deisler yazmak isterdim ama ne yazık ki sakatlıklarının getirdiği psikolojik yükü kaldıramayıp futbolu bıraktı..olsun önemli değil ben yine de onu ve füzelerini buradan saygıyla selamlıyorum..defansa yardımcı olması için (çok ihtiyaçları var ya!!) orta sahanın ön tarafına hollandalı başka bir insan azmanı, barcelona'nın yanlış yaptığı mark van bommel var..uzun bacakları ve etkili şutlarıyla o da ayrı bir arıza..yanında ingiltere'den owen hargreaves..yanlarına baktığımızda adı bile yeterince ürkütücü gözüken bir bastian schweinsteiger var ki evlere şenlik..kendisi şutlarıyla deisler'i aratmıyor..bu kadar güçlü oyuncunun yanına bilekleri kıvrak bir oyuncu lazım değil mi? alın size ali karimi..iran'ın en büyük oyuncusu olmaya aday ve evet onun da uzaktan şutları korkutucu..
--forvete baktığımızda ise kanımca "sinsi forvet" tanımına en çok uyan forvetlerden birini görüyoruz öncelikle..topun nereye gideceğini çok iyi kestiren, topu nereye vuracağını çok iyi bilen ve gol atılması gereken anlarda sahneye çıkan bir isim: roy makaay..yanında almanların geleceğinin panzerlerinden biri lukas podolski..
şu takımı defalarca inceleyin her defasında aynı kanıya varacaksınız..allah onların karşısındaki defansa ve kaleciye kuvvet versin..
sportif başarılarının yanısıra doktoruyla da ünlü olan alman futbol kulübü. çünkü hemen hemen her spor haberinde bu kulübün doktoruna muayene olmaya giden bir futbolcunun haberi verilir, bu yüzden spor haberlerini takip eden biri için takımın en meşhur adamı kulübün doktoru wolfarth'tır.
bu sezon bundesliga daki kötü performansın ardından elbetteki takimda bir operasyon bekliyorduk ama bu denli transfer bombaları gelecek sezon takımın adından çok söz ettireceğinin hatta uefa kupasının en büyük sampiyonluk adayı olduklarını gösterebilir.. transferler:
türkiye de üç büyük varsa almanyada da bayern münchen vardır, ama para para bir yere kadar bu sene bundesliga da şampiyon haklı olarak almanyanın en güzel şehrinin (bkz: stuttgart) takımı vfb stuttgart olmuştur
2007-2008 sezonunda 14 mayıs 2008 tarihinde galatasaray ile ingiltere'nin manchester kentindeki city of manchester stadyumu'nda uefa kupası finalini oynamasını istediğim futbol takımı.
2007/2008 sezpnuna 3-0'lık hansa rostock ve 0-4'lük werder bremen gaalibiyetleri ile başlayan takım adeta makina gibi oynamaktadır. kanat organizasyonlarında frank ribery, bastian schweinsteiger, hamit altıntop, philipp lahm gibi oyuncuları barındıran takım. aynı oyuncuların göbektende savunmayı zorlayabilmesi, göbekten hücumlarda bunlara mark van bommel ve ze roberto'nun eklenmesi, forvette miroslav klose ve luca toni gibi savunmaların tabiri caizse anasını ağlatacak güçte oyuncuları barındırması ile 2007/2008 sezonu lig şampiyonluğunu ilan etmiş ne yazık ki galatasarayımın elinden de uefa kupasını almıştır.
bundesliga'daki gidişatına bakınca galatasaraylıların rakip olmasını pek de istemeyeceği takımdır herhalde diye düşünüyor insan. öte yandan iki maçla süper takım olamazlar herhalde ve henüz güçlerini gerçekten sınayabilecekleri takımlara da çatmadılar, (juventus, chelsea,real madrid,barcelona -gerçi scholl'ün son maçında barca'ya 1-0 yenildiler, ama hazırlık maçı olmasına verilebilir bu) bu sezon uefa da oldukları düşünülürse bu zaten mümkün değil.
bu sene de ligin kesin favorisi onlar. belki de ligin bu kadar 'üstünde' oldukarı için en nefret edilen takım da bayern. öte yandan avrupa'da yukarıda saydığımız takımlara oranla daha kısıtlı bir bütçeyle mücadele ettikleri ve hemen her maçlarında almanya'nın o kendine has işlevsel, disiplinli futbolunu gösterdikleri için, kendilerini sevmememiz için bir neden bulamıyorum. hem bu takımdan sevdiğimiz çok topçu da geçti, hatta bir tanesi daha yeni geçiyor- galatasaraylılar bayern'i izledikçe içleri acıyacak muhtemelen (bkz: franck ribery).
(bkz: stefan effenberg)
(bkz: mehmet scholl)
(bkz: lothar mattheus)
yıllardır süregelen disiplinli ve seyir zevkinden uzak olup sadece öyle yada böyle galibiyet hedefleyen futbolundan 2007-2008 sezonu öncesi kadroda yaptıkları revizyon ile uzaklaşan ve görünen kadarıyla yeni futbol anlayışıyla çok canlar yakıp çok kişiyi kıskandıracak olan alman kulübü...
bundan birkaç sene önceki takım düşünülürse aynı anda oynamışlıkları bile olan ballack, ze roberto ve hargreaves gibi savunma ağırlıklı futbolculardan ikisinin** gönderilip yerine ribery gibi atak futboluna ağırlık veren bir futbolcuyu almaları bile bu değişimin en net göstergelerinden biriyken, forvette pizarro yerine klose gibi bir futbolcunun olması herşeyi daha net açıklamaktadır...
takımda bu tür bir atak futbol anlayışı oluşunca bir dönem zorla oyun kurucu gibi oynatılmaya çalışan schweinsteiger gerçek gücünü gösterebileceği kanat mevkisine yeniden dönmüştür ve bu bayern için birçok olası transferden bile daha faydalı bir durum yaratmaktadır...
henüz cristiano ronaldo'nun, haliyle manchester united'ın form tutmamış olması, chelsea'nin tek gollü sıkıcı galibiyetleri, liverpool'un makina düzeni, ispanya'daki yayın hakları sorunu düşünülünce, şu anda avrupa'da izlemesi en zevkli takım tartışmasız.
kim ne derse desin ben takım halide son yıllarda bu kadar heyecan verici,bu kadar delici,bu kadar tempolu bir ekip görmedim,1996-2000 seneleri arasındaki galatsaray'ın v2.0'ı sanki,ah ribery ah!