peşin not: valla deli gibi spoiler veriyorum ama hiç çekinmeden okuyun. bu filmin senaryosunu dahi okusanız bi şeycik olmaz. yine aynı bi bok anlamadan izleme olayı hasıl olur.
bir kere denk gelerek anaa memedali filmi diyerek izlemeye başlamış idim.(sapık gibi memedali filmi izlerim denk gelirsem. ben de böyle bir insanım) sonra
mustafa sandal çıktı, sonra ağır makyajlı olmasına rağmen, sarı balyajlı saçlarıyla tezat oluşturmazcasına, ege köylüsü olarak
yonca evcimik merhaba dedi, sonra sarı amerikan okul otobüs şoförü olarak
ferda anıl yarkın'ı gördüm. en son da
bedri baykam omzunda bir papağanla ormanda gülüyordu. sonradan sanırım öğrendim ki mehmet ali erbil şizofren miymiş neymiş, mafyaya kumar borcu mu varmış bilmem ne.
uyanmışım...
diye devam etsem hiç sırıtmaz. bildiğin rüya gibi. ama sanat filmi imiş. biz bu sanatı neden götünden anlıyoruz ben de bunu anlamıyorum. sanat için film çekeriz, daha kadrodan ofsayt. bi heykel yapılır önce atın çüküne bakılır, taşaklarının devasalığına hayret edilir. bir yunan tanrısı heykeli görülse pipisi bamya diye aşağılanır. zaten film izlerken sıkılan bir insanım. bu sanat filminden sonra bırakın filmlerden soğumayı sanatın her türlüsünden elimi ayağımı çekmiş bulunuyorum. aha olsun size.