17 eylül tarihinde saat 22.00 itibariyle bilimkurgu sevenleri televizyon başına mıhlayacak yeni cnbc-e'ye tapınma sebebidir. cyclon'ların peşinde amansız bir kovalamaca bizleri bekliyor
"savaş yıldızı galactica, etrafında toplanan büyüklü küçüklü gemiler yüzünden yavaşça ilerlemekteydi."
uzay'a dağılmış oniki koloni'nin insanları, akıllı makinalar olan saylonlar'ın (cylon) saldırıları sonucu hem gezegenlerini, hem de nüfuslarının büyük bölümünü yitirirler. kurtulanlar gemilerle kaçarak, savaş filosunun geriye kalan son üyesi savaş yıldızı galactica ile birlikte başıbozuk bir kafile oluştururlar. amaçları, binyıllar önce uzayda kaybolmuş olan onüçüncü koloni'yi (ki bildiğimiz dünya'dan başkası değil) bulmaktır. ve fakat saylonlar da yok etmek için peşlerindedir; böylece olaylar gelişir.
trt'nin tek kanallı ve siyah-beyaz döneminin en güzel anılarından savaş yıldızı galactica, bir kuşağın içinde yanan bilim-kurgu-fantazya ateşinin ilk kıvılcımlarını tutuşturan harika uzay dizisi. komutan adama, ortam jönü apollo, ortam komiği starbuck, ortam zencisi boomer gibi tiplemeleriyle, mükkemmel uzay gemisi tasarımları ve dahi starwars'ı aratmayan uzay savaşı sahneleriyle, parlak zırhlı, acımasız kötü adamlarıyla, john williams imzalı muhteşem tema müziğiyle unutulmazlar arasına adını yazdırmıştı.
şimdi cnbc-e'de ilanlarını gördükçe kalbimiz güp güp atıyor, kulaklarımıza ciuv ciuv lazer sesleri geliyor. gerçi bu yayınlanacak olan bizim bildiğimiz "saylon-galaktika" mı, yoksa yıllar sonra sci fi channel için çekilen "new age galactica" mı anlamış değilim. ama buna rağmen ağzım kulaklarımda.
ışın tabancaları, "fışk" diye açılan kapılar, görüntülü iletişim zımbırtıları gibi, uzay operalarının vazgeçilmez elemanlarını bir kalemde çöpe atmış, koskoca savaş yıldızında dizel motorlu saldıray denizaltısı tadı yakalamış bir tv dizisi. tamam böyle daha gerçekçi, daha gerilimli oluyor belki ama, ben kendi adıma, uzay gemilerinin birbirlerine makinalı tüfekle ateş etmesini içime sindiremiyorum kardeşim.
ayrıca bir çift sözüm olacak; bir: ayda fezada hala teleksle haberleşiyorsunuz, eyvallah. ama hiç değilse doğru düzgün bir lazer yazıcı satın alın kendinize kardeşim. komutan efendi minnacık kağıtlara karınca duası gibi yazılmış mesajları okuyacam diye gözlüklerini düzeltmekten bir hal oldu; kör edeceksiniz yaşlı başlı adamı. çift: starbuck denen moronika; söndür arkadaşım o puroyu, geminin oksijenini bitirdin. (bkz: bayan bak ağzınıza sıçarım lan)
ne kahraman adamlar bunlar. toplam 40 tane mark2 var. 21 tane pilotları var. 7/24 cümle saylon güruhuna kaşı çakı gibi hazırlar, aslan gibiler. ve dahası kendi hacminden fazla cephane taşırken hiç yakıt ikmali de yapılmaya ihtiyaç duyulmuyor. yağını değiştirip, iki kablo çektin mi biyor işi...
fantaziden çok insan üzerine bir bilimkurgudur. gemide bilgisayarlara bağlı hemen hiçbirşey olmaması, herşeyin insan eliyle yapılması da (gemilerin manuel indirilmesi, kablolu telefonlar, elle hazırlanan atlama rotaları) insana yapılan açık bir vurgudur. otantik müzikleri de duyguya önem veren doğu'ya güzel bir atıftır kanımca. star trek serilerindeki gibi "technobabble"lar içermeyen, her bölüm sonunda herkesin mutlu olmadığı; insanın umutsuzluğuyla, inancıyla ve geçmişiyle hesaplaşmasını anlatan ağır tempolu bir dizidir galactica.
ilk iki sezonda dibe vuran insanlığın, üçüncü sezonda çoştuğu, bir filmde kullanılmayan kadar efektin, dizinin her bölümünde kullanılmaya başlaması ile dailymotion sitesine allah'ın her günü grip bölümleri tek tek izlememe neden olan dizi.
(bkz: oh my gods)
her bölümünde içimi sızlatan dizidir. binlerce gemilik saylon ipnesi gemilerine karşılık insanlığı savunacak bir tek bsg 75 ve içinde her gün bir diğeri daha vurulan bir avuç viper vardır. viperlar da gittikçe azalmakta. acaba yeni viper imal edecek* yetenekleri var mı? nolacak bu insanların hali?
ha bi de bu kaptan adama dünya dünya diye buraya gelirse o saylonları da peşinden sürüklerse allah yarattı demem sıçarım ağzına.
*spoiler yapmak gibi olmasın ama ilrde bi tane yapıyorlar. çok da janjanlı bişey ama vuruluyor o da. ammaaaa gene de havadan viper çıkıyor ya. mitoz bölünme geçiriyor bu gemicikler.
efendim şimdi 2200'lerde falan dünyadan bir grup yola çıkar, bunlar bir gezegene gelir, buradan 12'si yeni kolonilere, birisi de dünya geri dönecek şekilde 13'e ayrılırlar. neden ayrılırlar bu bilinmez ama sanırım çıkan büyük bir sorun sonucunda 3000 yıl boyunca o gezegen boş kalır. sonra bu insan müsfetteleri 3000 yılda nüfuslarını milyar seviyesi çıkarırlar ( nasıl üredilerse artık ) ve de cylon belasını başlarına sardılar. üçüncü sezonda göreceksiniz, neden cylonlar 40 senelik barışı bozup kolonileri dümdüz ediyor. şimdi de kalan 41.000 küsur kişi ile dünyaya doğru peşlerinden de bir dolu cylon ve de onların işbirlikçisi, ki insanlığı da bu işbirliği ile bir iki kere kazara da olsa kurtardı kalan milyarların da ölümüne sebep oldu, baltar ile geliyorlar. ama çok zevkli bir kaçıp kovalamaca dizisi, hatta battlestar pegasus'un ( siz bir tek bsg'nin mi kaldığını düşünüyordunuz battlestar olarak ) iki cylon gemisini al aşağı etmesi de görülmeye değerdi.
her bolümün sonunda izleyicinin içinde soru işaretleri ekerek bir bölüm sonra onları izlenme ve beğenilme olarak biçen izlenilesi güzel dizi.
(bkz: starbuck)
aklım almıyor. bu viper pilotları nasıl oluyor da tiril tiril, janjanlı kumaştan elbiseler giip biniyorlar o viperlara. ve o derece agresif maneralar yaparken üzerlerne etkiyen g kuvetleri nasıl oluyor da bunları etkilemiyor? nasıl oluyor da beyinleri pörtlemiyor?
şüphesiz ki insanüstü insanları viper pilotu yapıyorlar.
bugün yayınlanan sezon finalinin son sahnesiyle çenemi yerden toplatmış, "noluyooo laaan!??" edalarıyla odayı inlettirmiştir. allah'tan 2. sezon kaldığı yerden haftaya devam edecekmiş. diğer dizilerde olduğu gibi aylarca beklemek zorunda kalmayacağız.
ek: 2. sezon haftaya değil, birkaç günlük bir sarkmayla 7 ocak günü başlayacakmış.
cylonlar öyle böyle evrimleşmemişlerdir son hikaye itibariyle. tamamen insan görünümündedirler. sadece dış görünüşleri değil, kanlarındaki hücrelere, doğurganlığa, sindirim sistemine kadar her şey aynı hatta çok daha üstünler. sinir sistemleri hakkında soru işaretlerim var gerçi. çünkü bir bölümde sarışın bomba cylon karakterinin seks yaparken omuriliğinin kırmızılaştığını, ısındığını belki de, görüyoruz. biraz farklı oldukları kesin. acı çekiyolar, zevk alıyolar, hatta işkence altında insanların verebileceği psikolojik tepkileri verebiliyolar, duyguları var yani, belki de ruhları. çünkü öldükten sonra diriliyorlar. benzer bir bedene bir önceki bedendeki bütün bilgiler aktarılıyor. sadece basit bir download etme işlemi değil hem de bu. bütün hisler, eksiklikler, dirilişin verdiği deneyim, ekleniyor üstüne. ve evet tekrar tekrar dirilebildikleri için yok edilemiyorlar.
nasıl oluyor da bu kadar evrimleşebilmişler diye sormadan edemiyor insan tabi. o kadar da terletmeyelim ama senaristleri. neyse sonuçta makina gibi değiller bu cylonlar aslında. zaten diziyi güzel kılan kısmı da bu bence. insan ırkı "bunlar metal yığını, biz yaptık bunları, bunların ruhu yok, yazılımları var" dese de, bu kadar basit olmadıklarını herkes biliyor. gün geçtikçe evrimleri fiziksel anlamda olmasa da duygu ve fikir bakımından yaratıcıları olan insanlara benziyor. insanlar gibi hata yapabileceklerini görüyorlar.
12 farklı tipleri var. iki sezon boyunca bunların sadece 7 çeşidini görebiliyoruz. diğer 5'i hakkında ne zaman bilgi verirler bilmiyorum. bekliyoruz.
çerezlik basit bir bilmkurgunun ötesindedir bu dizi. garip bir şekilde fazlasıyla siyasi göndermeyle doludur. darbe, askeri yönetim, siyasal haklar, sınıfsal farklar, özgürlük mü? - güvenlik mi?, siyasi onur mu? - insan hayatı mı?, gücün siyaseti yada silahın gücü üzerine daha bir çok konuda siyasi göndermeler üzerine kurulu, benim diyen filmden daha ötededir. abd yönetiminin dünya üzerindeki politikası, tek güç ve askeri diktatörlüğü üzerine bir çok göndermeyle karşılaşılmış ve ailece severek takibe alınmıştır.
üç boyutlu uzayda seyir süren cenk eden bu adamların tüm haritalarının ve savaş planlarının iki boyutlu olması canımı sıkmaktadır. insanın "sie" diyesi gelir. olacak iş mi lan! bu arada yer çekimi işini nasıl halladiyorlar ciddi merak ediyorum.
neden o kadar uzun burunları var viperların? ne koyuylar oraya? ne kadar yakıt alıyor o?mermileri nereye koyuyorlar? nasıl oluyor da red kit'in tabancası gibi hiç bitmiyor cephaneleri?
bir takım teknik ayrıntılar yiyip bitiriyor beni. ooof of.
cnbc-e de baslayıp 12.sezona kadar buyuk bi heycanla izlediğim ve niye bi hafta bekliyorum lan her bolum için nereye kadar sürcek boyle deyip yüce torrenttan tum sezonları indirmeme neden olan surukleyicimi surukleyici karısıkmı karısık enterasan dizi.öyle kıytırıktan bir bilim kugu değil.
o kadar bolum izledim hala su cylon ların ne menem bi halt olduklarını cozmus değilim.
edit: 12.sezon u yanlış yazmışım 1.sezon 12. bölüm olacak
85 yaşında olan babaannemin izlerken odama gelip oyuncuları gördükten sonra 'bunlar hangi yörenin kıyafetleri' diye sormasıyla kopmama neden olan dizi.
"tanrıların arabaları" kitabında geçen "yüz yıllar önce yaşamış insanların sahip olduğu ve bugün bile anlaşılamayan bilimsel üstünlüklerini kazandıranların dünya dışından gelmiş canlılar olduğu" tezi ile yola çıkılmış olduğuna inandığım süper heyecanlı fantastik dizi
kullanıcısı olduğum hemen hemen bütün sitelerdeki insanların nickimin esinti kaynağı olarak zannettikleri dizi.hayır izlemiyorum, tek bölümünü bile izlemedim.
webisodeları ve 3. sezonunun ilk 3 bölümü açıkça ve bolca amerika'nın ırak politikasına giydirmektedir. 3. sezon 4. bölümü bütün dizi ve sci-fi ler arasında zirve noktalarından biridir.