gerçek bir hikayeden temelli yola çıkılarak girişilen eserlerin başına bu yazı yapıştırılır. yola çıkılır ama hangi yola sapılır da ne elde edilir önemli olan budur. çok cici bir örnek vererek dalıyorum:
the texas chainsaw massacre adlı filmde seri katil; elektrikli testeresiyle kurbanlarına dalmakta, işkence etmekte, öldürmekte ve kendi yüzündeki korkunçluğu kapamak için (artık çocukken hastalık mı geçirmişse neyse lavuk) öldürdüklerinin yüz derilerini yüzerek kendine dikmektedir. burda "ıyyy ivranç, kuskanç" diyenlere dipnot sözüm "allahın verdiğiyle dalga geçilmez", yarın bi gün çocuğunun başına gelir derler.
filmi esas alan maykıl şımaykıl adlı seri katil ise (adını bilmiyorum kusura bakmayın); gerçek hayatta, ıssız bir yerde bulunan evine uğrayan, artık arabası mı bozulur su mu isteyecektir neyse, bu insanlardan toplasan 7-8 tanesini öldürmüştür. ama ortada ne elektrikli testere var ne başka bişey, kafalarına kurşun sıkmıştır sapık. çocukluğunun sorunlu geçtiğini tahmin etmekteyim. hangimizin çocukluğu sorunlu değil ki dimi şekerim? sonra adamceğiz kurbanlarının yüz derilerini yüzüp kendi yüzüne geçirmiştir gerçek olay bu.
cinayetler silsilesini g.tünden anlayan hollywood yapımcıları ise "yürü lan bas gaza harika" diyerek zıçmışlar, bunla kalmayıp sıvamışlardır.
diyeceğim o ki her uyarlamaya inanmayınız, prim vermeyiniz, dötleri "uyarlamaya" müsait bissürü düdük var dünyada.