|
|
- pek de yeni olmamasına rağmen başlığı açılmamış yazar. bu durumu daha önce birçok sözlükte yaşamış biri olarak kendisine hoşgeldinlerimi sunuyorum. *
- bazı girileri ile tarafımı koparmış kişidir. hani girinin altında arkadaşınıza gönderin yazsa tıklayacağım yazacağım mailleri bir bir.
- basit bir espri kaşısında bile gözüne sülük yapışmış gibi bağıran şahıs.
seviye tespiti yaparken bile ağza alınmayacak laflar ediyor.
- an itibari ile amansız bir "pazarlık"ın ortasında kalan yazardır, efendim.
öncelikle ufak bir bilgilendirme yapalım: yazarımız baschar "horoz sersemken sikilir" başlığı altına denizlispor'a 2 yıl önce atılan seviyesizce iftiranın sonucunda hala mesnetsiz ifadeler kullanıldığını görmesiyle (bkz: @2355694) bir giri kaleme alır. (bkz: @2355767)
ama malum girinin muhattabı aynı başlık altından cevap vermek yerine "kaçak dövüşme"yi tercih edip yine gayet seviyesizce bir nick altı yazısı peydahlar. hayır, beni daha iyi analiz edip akla mantığa uygun bir şeyler karalasa neyse, tamamen saçmalamaya devam etmektedir.
her neyse yazılan nick altı girisi (şu an bulunmamakta, silinmiş) üzerine sakinliğini koruyan yazar, postane içi mesajlaşma fasilitesini kullanma ihtiyacı hisseder. çünkü hala anlam verememektedir!
---yaran postane diyalogu---
baschar -> tutkulu düş: (@silinen giri) amacın ne anlayamadım?
tutkulu düş->baschar: başlığındaki ilk giri bakınız yanlıştı, düzelttim. tekrar oku konuşalım.
baschar -> tutkulu düş: neyi konuşacakmışım seninle ben, ha? bu ne çıngar çıkarmak böyle. o başlık altından cevap vermek zor mu geldi? şimdi nolacak ben de kalkıp senin nick altına mı yazayım bişeyler. çok ayıp ediyorsun. ne demeye çalışıyorsa ordan konuşursun. ayrıca beni tanımadan etmeden nasıl bu kadar rahat yargıya varabiliosun!
tutkulu düş->baschar: sen yazını sil, ben de sileyim.
---yaran postane diyalogu---
teklifi hala geçerli ise buradan ona seslenmek istiyorum: "bana düşünmek için biraz süre verebilir misin?"
edit: artık iyice özümsediğim, sevmeye başladığım ve bununla orantılı olarak paylaşımlarımın gün be gün arttığı sözlük ortamında bu tip tadsız tuzsuz olaylar malasef tekrardan sözlükten soğumama yol açıyor. kimi ipsiz sapsız üyelerin (yazar demek isterdim) laf yarışına girme heyecanları, belki de ergenlik buhranlarının yol açtığı seviyesizlik emareleri benim istem dışı giriler yazmama yol açıyor.(işbu giriden bahsediyorum) tutarlı yazılar yazamacağı endişesiyle kahrolan yetersizlik abidesi yazarcıklar önce hakaret ediyor sonrasında da giri değiş tokuşunu önermeye kalkıyor!
yahu, neler oluyor? bu ne seviyesizlik, elli altmış kişinin takıldığı "emeğine sağlık forumu" mu burası? utanılmasa "yerini söyle, geliyorum"cu delikanlı türk internet kullanıcılığına soyunulacak! şu yaşanan olaylara gülüp geçmek isterdim ama yapamıyorum!
nick altı denen olguyu çok umursamasam da an itibariyle nick altımı katlediğime de şahit oluyorum. umarım tekrardan böyle saçmalıklarla uğraşmak zorunda kalmam.(baschar, 21.04.2008 01:01 ~ 26.06.2008 23:55)
- sol duyuya sahip olan yazarlarımızdan. akıl tutulmasına tutulanlara karşı inatla sol duyusunu da elden bırakmıyor, ne mutlu ki ona.
biraz unutkan, biraz fanatik; ama dedik ya okurken girilerini tutulmuyor aklımız. tatsız tuzsuz olaylardan da uzak dursun yeter.
- siyasi görüşlerimin, sözlükte en yakın olduğu yazar (en azından tanıdıklarımın arasında.) futbolsever aynı zamanda. yazılarının içine mizahı serpiştirmeyi de iyi biliyor. e daha ne olsun * takipçisiyim aynı şekilde *
- adaamm dılbarım sözlüklere iyazar mı oluğvedin?
gençlik yıllarımızı denizlinin aynı sokaklarında mahallelerinde geçirmemize rağmen tanışmayıp, sözlükte sayesinde tanıdığım hemşerim. dershaneden kaçıp counter strike, starcraft oynamaya gittiğimiz internet cafeler bile aynı. üç yüzbin para üstü için bütün 5 milyonu bozan suat abinin gazabına uğrayanlardan. karadamdan karışık tost yermiş de yanına zafer gazoz söylermiş koçum benim. yetişme dönemindeki bu kadar ortak paylaşımın yanında bu adaam, futbol basket ve tenisten bile anlıyor yahu, hem de işi fanatikliğe dökmeden. istanbula geldiğinde başımın üstünde gezdireceğim zat-ı muhterem.
- (bkz: iade i ziyaret)
insanın karşısına ne zaman ne çıkacağı belli olmuyormuş, böyle eğlenceli biri olduğunu tahmin etmek oldukça güç imiş; kızılmasın, kırılınmasın. şaşkın bir arkadaşın şaşkın tespitleri olarak kabul edilip, geçiversin bu safhayı.
şimdi gelelim asıl meseleye; elime tutuşturup gizli belgelerdir bunlar, oku bak, gör birilerinin gerçek yüzünü demeleri yok mu? ilahi sen; boşuna gözümü korkutup ertelettirmişsin bana bunları. okudum, bitirdim, ee dedim kendi kendime. bundan 7 yıl önce yine aynı solculuk oyununu oynamak istemiş birileri: ben senden daha devrimciyim, sen sosyalistlikte yetersiz kalıp sisteme entegre olmaya çalışıyorsun bla bla bla diye uzayıp gidiyor. bir itirafta bulunacağım sevgili arkadaşım, bu hitaplar bu ithamlar bu dil hiç bana yabancı gelmiyor biliyor musun? o kadar tanıdık ki, broşür tarihine baktım bir kaç defa daha. ne demek istediğimi bilmem açıkca ortaya koyabildim mi?
niyet okumalar ve buna dayandırılarak yapılan öngörüler ne kadar sağlıklı olur tartışmalı bir mevzu. gökkuşağı, birarada yaşam, solda birlik hakikaten afilli sözcükler ama senle bir konuşmamıza dayandırarak söylüyorum ki kafa/kol ilişkisi dediğin olguyu bir yana koyarsak sepin grup aidiyetleri ve bu aidiyetlere göre alınmış tavırlar yoktur tezini nereye bırakalım da inandırıcı olabilsin diye sormak isterim.
bir de sol liberal dalga ve üçüncü cephe ithamları var ki gelinen noktada hem sepin hem öspnin aldığı konumlar açık. bu yüzden bu ithamlara dokunmuyorum bile. yalnız kullanılan dili hiç beğenmedim; desteği belli olmayan ithamlar, ağır hakaretvari suçlamalar kullanıp sonrasında aslında biz günlük gülistanlık yaşamak istiyoruz demeler hiç ama hiç inandırıcı gelmiyor bana kusura bakma.
neyse bu mevzunun üzerinden bunca zaman geçmiş, bırakalım bu mevzuyu bir tarafa. hoş bir akşamda, hoş bir esinti eşliğinde üçüncü cepheye kaldıralım kadehimizi!!
son söz: keyifli bir adamdır, keyifli bir muhabbet eşliğinde gülüşmeler eksilmeden de masasından kalkılmaz...
- güzel muhabbeti, engin bilgisi ile keyifli zaman geçirilebilen bir yazar. çoğu kişinin üzerinde bile durmayacağı muhabbetlerden illa ki gülünecek birşey çıkarıp karnımızın ağrıdığı eğlenceli bir insandır kendisi. bazı konularda kendisiyle ilgili öyle özeleştiriler verir ki ayakta alkışlanası bir durum yaratır.
tekerlemevari ve iğneleyici bir bitiriş yapayım: bazıları onun solculuğunu sorgulayadursun, her solcu baschar gibi olsun.(onurene, 27.07.2008 00:59 ~ 00:59)
|