stanley kubrick'in yine bir romandan uyarladığı senaryo ile çektiği film. kubrick olunabilecek en objektif biçimde bir adamın,
redmond barry lyndon'ın yaşamını anlatmıştır.
filmin hikayesi oldukça hareketli, değişken ve eğlencelidir. ama stanley kubrick filmin hikayesinden çok, oyunculuklardan çok, çekeceği sahnelerle ilgilenmiş gibidir. filmin görüntü yönetmeni john alcott'u alkışlamak gerekir.
---
spoiler ---
filmin esas karakteri barry kyndon irlandalı orta sınıfa mensup bir ailenin çocuğudur. babası o daha çok küçükken bir düelloda ölmüştür. annesiyle birlikte yaşamaya devam eden barry yaş 18'e vardığında kuzeni nora'ya aşık olur ama kendisine ilk başta yanaşan nora ailesinin ve kendisinin maddiyatına önem verip malı mülkü bol bir yüzbaşıyla evlenmeye karar verir. barry, bu yüzbaşıyı düelloya davet eder. düello da çevrilen dalavere ile genç barry karşısındaki askeri öldürdüğünü sanır ve irlanda'da dan kaçmaya zorlanır.
daha yolculuğunun başında soyulur; elinden atı, silahları ve tüm parası alınır. ulaştığı bir kasabada askere kayıt alındığını görür ve asker olmaya karar verir. askerde bir ay geçirdikten sonra bir çatışma sırasında arkadaşı... açıkçası hikayeyi yazmak istiyordum sonuna kadar ama olmadı. açıkçası çok uzun ve tüm hikayeyi anlatmayı gönlüm elvermedi. hemencecik sonuna gelirsek şöyle diyebiliriz: barry lyndon ne çok iyi ne de çok kötü bir adamdır. hayatla ilgili bazı istekleri olmuş, sınıf atlamak istemiş ve bunu yapmak isterken de türlü hilelere başvurmuş, yeri geldiğinde de insanlığından ödün vermiştir. drama içerisinde ele alırsak
barry lyndon ne bir
kahramandır ne de kötü bir adamdır, sadece
insandır. stanley kubrick bu adamın yaşamını 3 saatlik bir süreye yayarak olabildiğince yansıtır...
---
spoiler ---