belki ilginizi çeker
  1. · terrible türk
  2. · anzaklı ömer
  3. · barbar türklerin barbar kedisi
  4. · dolmabahçe sarayına işeyen hollandalılar
  5. · en sevilmeyen milletin ingilizler olması
  6. · türkler için edilmiş laflar
gündem
  1. · babaların garip huyları
  2. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  3. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  4. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  5. · disko kralı
  6. · sevgilinin söylediği unutulmayan sözler
  7. · gece yarısını geçtiği halde sözlükte dolaşan kız
  8. · tank
  9. · bir erkeği ağlatmak

barbar türkler  

  1. emperyalist batının, saldırılarına haklı bir gerekçe gösterebilmek için türklere yaftaladığı yakıştırma. bu söylemi içimizdeki "haçlı kalıntıları"ndan da* duyar olduk arada bir. avrupalı "barbar!" diye zırvaladığında gülüp geçilir; asıl acıtan bu sesin içimizden de çıkabilmesi...
    (selenge, 14.09.2005 21:18 ~ 22.10.2005 15:14)
  2. barbar türkler yakıştırması 15. yüzyıl avrupasında yaşamış eziklerin çıkardığı bir yakıştırmadır.1453 yılında istanbulun fethinden sonra hristiyanlığın merkezi düşmüş ve müslümanların eline geçmiş ve onlar için çok büyük kutsal öneme sahip ayosafya kilisesi de cami haline getirilmiştir.üstelik hristiyanlarla müslümanları ayıran şehir müslümanların eline geçmiştir ki onlar istanbulu doğuda müslümanlara karşı bir savunma kalesi olarak görmüşlerdir.bu ezikliği nasıl kapatacaklırdır?tabi ki müslümanlığı aşağılayıp hristiyanlığın üstünlüğünü vurgulayarak.haremdeki yaşantı,hadımların iğdiş edilmesi,ayosafyanın camiye çevrilmesi onlara göre fatihin ve devletinin barbarlığının kanıtlarıdır onlara göre.oysaki ortaçağ avrupasının uygarlığı bambaşkadır.ne kadar uygar ve medeni olduklarını onlar engizisyon mahkemeleri ile kanıtlamışlardır.kilise, bilim adamlarına ve bilime olan saygılarını bu kişilere verdikleri ebedi huzurla göstermişlerdir.haçlı seferleri de onların merhametlerinin bir başka göstergesidir.
    (tonguç, 07.01.2006 16:42)
  3. (sycrone one, 07.01.2006 17:05)
  4. evet barbarız biz. bakın hasan hüseyin ne kadar güzel anlatmış barbarlığımızı(!):

    "bana barbar diyorlar
    barbarım ben
    ne mutlu

    yok vietnam yok kore
    yok cezayir yok şili
    barbarım ben
    ne mutlu

    bana bakın isacılar
    meryemciler çarmıhçılar çancılar
    çan altında birleşmişler / yeni haçlılar
    dinleyin beni:
    barbarım ben
    inka’yım
    aztek’im
    yok sömürge
    yok köle
    barbarım ben
    ne mutlu

    çan altında birleşmek ha?
    çan sesinde kardeşlik ha barış ha?
    doymadı mı dişleriniz insan kanına
    yetmedi mi afrika’lar amerika’lar
    ortadoğu uzakdoğu derin asya’lar
    yetmedi mi kan gölleri bu ters kayığa

    barbarım ben
    yunus’um ben
    baba ishak’ım
    bedrettin’im pirsultan’ım teslimabdal’ım
    akar suyum merhabayım anadolu’yum
    ak güvercin kılığında hacıbektaş’ım

    sofram işte
    buyurun
    suyum işte
    buyurun
    kan mı istersiniz kızılcık şerbeti mi
    buyurun
    barbarım ben
    insanım ben
    ne mutlu."

    bundan öte bir tanım gerekmez herhalde.
    (gelecegim, 07.01.2006 22:40)
  5. çinliler tarafından yüzlerce, hatta binlerce yıl önce orta asya’daki atalarımıza, çok sonraları avrupalılar tarafından anadolu’yu yurt edinmiş atalarımıza ve şimdi yine avrupalılar tarafından bize yakıştırılan isimdir. sebep, türklerin savaşta çok gaddar ve güçlü olmaları, hileye ise kafalarının çalışmamasıdır. ayrıca açıkça söylemeliyim ki biz türkler nazik insanlar değiliz ve bu da barbar denilmemizdeki bir diğer sebep; ama şunu da hepimiz biliyoruz ki, biz yapmacık nezakettense gerçek bir saygıyı benimseriz. bu ve bunun gibi birçok özelliğimiz asla barbarlık değil, olsa olsa farklılıktır, davranış kültürümüzdür.

    asıl barbar, yüzyıllarca dünyayı sömüren avrupalılardır. başta ingilizler olmak üzere, fransızlar, ispanyollar, italyanlardır; atları, dizlerine kadar gelen kan içinde, kan ırmağına dönmüş kudüs sokaklarında koşan, her adımda ölüm saçan haçlılardır; bizans’ın başkenti istanbul’u (o zaman konstantinapol) kilise kubbelerindeki kurşun kaplamalara varana kadar yağmalayan haçlılardır; çanakkale’ye aç sırtlanlar gibi saldıranlardır; ırak'ta, afganistan’da yüz binlerce masumunu bombalarla parçalayanlardır.
    aman dileyene kılıç vurmayan bir millet, istanbul’da "isteyen istediği adı kullansın, istediği dinin ibadetini yapsın." diye alınmış bir şehrin insanlarına serbestlik veren millet, onlarca milleti bir arada, huzur içinde, hem de yüzyıllarca yaşatabilmiş bir devleti kuran millet sadece günlük hayattaki kendine özgü davranışlarıyla ve savaştaki gözükaralığıyla barbar ilan edilemez.
    (üç kademeli su ısıtıcısı, 09.01.2007 22:48)
  6. (damned, 11.02.2007 23:56)
  7. (floydrose, 12.02.2007 00:06)
  8. çok yaygın olan bu inanış çoğu yerde karşıma çıkar olduğundan ''kurtuluş savaşı'' öncesi avrupanın medeni(!) yunan toplumunun ve işbirlikçi diğer ülkelerinin medeniyetin simgesi olduklarını pekiştirmek istediğim için bazı bilgileri yazmak istedim.

    kaynak kitaplar=işgal ve direniş (hulki cevizoğlu)
    türkiye'de yunan fecayii (içişleri bakanlığı)
    kuvayı milliye'nin kuruluşu (alev coşkun)
    türkiye'de yunan vahşeti (hukuk yayınları)

    ilk olarak yunan işgal kuvvetlerini karşılayan metropolit hrisostomosun medeni ve sevgi dolu konuşmasıyla başlamak isterim ki biz barbar türkler azcık insanlık öğrensin...

    ''asker evlatlarım,elen çocukları!
    bugün ata topraklarını yeniden fetetmekle, isanın en büyük mucizesini göstermiş oluyorsunuz. bu uğurda ne kadar türk kanı döküp içerseniz o kadar sevaba girmiş olucaksınız. ben de bir bardak türk kanı içmekle onlara karşı kin ve nefretimi yatıştırmış olacağım. haydi buyrunuz bütün azizler sizin arkanızda. atalarınızın toprakları sizi bekliyor''

    bu medeni ve sevgi dolu konuşmadan sonra işgalci kuvvetlerin günümüzde yakinen ırak ve diğer kıtalarda uyguladıkları sevgi ve medeniyet ışığından gözleri kör eden uygulamalara raporlar eşliğinde göz atalım ki uygarlıktan öğreneceğimiz ne kadar çok şeyin olduğunu ve barbar türklerin uygarlığın ve medeniyetin neresinde olduğunu net olarak anlayalım.

    1-) 15 ekim 1921 tarihli rapor:

    orhangazi'de çırılçıplak soyulan erkekler, ellerine kırbaçlar verilerek kendi eşlerini dövmeye zorlanmıştır.

    2-) 24 nisan 1921 tarihli rapor

    yerli rumlarla birlikte çınarçık köyünü çeviren yunanlılar,anneleri erkek evlatlarına peşkeş çekmek istemişler,fakat ölüm pahasına bunu yapmayan delikanlıları kuzu kızartır gibi ateşte tutmuşlar,genç kızların göğüslerini keserek ateşe tutmuşlardır. çınarcık'ta öldürülenlerina adları ve öldürülme biçimleri net olarak yazılmıştır fakat ben sadece emine kızı hatice'nin 4 yaşındaki nigar'ın kazığa vurulmasını yazarak yetinmek isterim,medeniyet için bu gerekli.

    3-) 19 ekim 1921 tarihli rapor

    cihanköy'de 5 yaşına kadar olan çocuklar evlerinden toplanarak annelerinin gözleri önünde süngüye takılıp diri diri ateşe atılmışlardır. yeniköy'de tutulan raporda,70 yaşındaki bir kadının üzeine erkek uzuvları konulduğu,13 yaşındaki genç kızların memelerinin delindiği deliklere tahta parçası sokulmuştur.

    4-) 15 mayıs 1921 tarihli rapor

    aşağı ve yukarı karadere'de 70 yaşındaki bir kadının doğranmış parçaları, bir küçük yığın haline getirilmiş ve kesik baş bu yığın üzerine konulmuştur. araştırma kurulu tarafından yakalanan bir yunanlının çantasında kınalı kadın parmağı ve bilezikler,altınlar çıkmıştır.

    5-) 13 nisan 1921 tarihli rapor (medeni insanların zevk kültürü)

    yunanlıların yerli rumlardan kurduğu çeteler çevre köylerden topladıkları genç kızları çalcı köy'e toplamışlardır. erkekler de toplu olarak oraya getirilerek ağaçların altına serilmiş yataklarda,kurşun tehdidi altında yapılan alemi seyre mecbur tutulmuşlardır.

    6-) 29 mayıs 1921 tarihli rapor (ingiliz subay, yunanlı teğmenin komutasındaki birliğin medeni davranışlarını anlatıyor)

    ''türkler evlerine girip kapılarını kapayınca yunanlılar köye girdiler ve hemen bütün evleri taksim oldular. başlarında bir teğmen vardı. evden çıkarılan kadın,kız,çocuk ve erkekler süngülerle dürtülkerek meydanlığa toplandı. hepsi durmadan dövülüyodu. genç kızlara feci sarkıntılıklar yapılıyor ve elbiseleri süngü ile yırtılıyordu son olarak gögüsleri kesiliyordu. yunan teğmenin yanına gittim. bu vahşete neden lüzum gördüğünü sordum. rumca birşeyler söyledi ve beni azarladı. tüylerim diken diken olarak daha feci manzaralara şahit oldum. kızlar,kadınlar bağırıp çağırıyorlardı. yunan askerlerine yalvarıyor ve ayaklarına kapananlara merhamet edilmiyordu. evlerin pencerelerinden alevler çıkmaya başlamıştı. büyük ağacın altında bir kadın koyun gibi boğazlandı ve sonra karnı deşilerek çocuğu süngüye takılıp bir türk erkeğine uzatıldı. bu feci manzara bir saat sürdü. hava kararıncaya kadar vahşet(!?) devam etti.

    medeni olmak için birçok şey yukarda apaçık yazmaktadır.
    (marigold, 26.09.2007 22:45)
  9. çağlar önce pratik zekası ve hareketli mizacının getirisi olarak en iyi dizginlediği şeyin de at olduğu ve bu yetilerinden yola çıkarak atın koşabildiği heryeri neredeyse egemenliğine geçirebilen bir milletin ne başkaları tarafından ne de akıncılık, toprak ve ganimet açısından**** kendi kendini dizginleyemez duruma geldiği bir dönem de temelleri atılmış.. aradan yıllar geçmiş, iklimler değişmiş, reformlar ve rönesans vitaminleriyle büyüyüp serpilmiş ancak geçmişinde ki bir takım bahtsızlıklardan da muzdarip avrupa ve etnik uzantılı olduğu ülkelerin 1900 lü yıllarda;

    'ulan bizim dedeler bir şey diyordu size..!?
    hıh buldum.. barbar türkler !?!! '

    'ee şimdi ??'

    '... öyle yani'

    gibi söz sahibi ya da sahipleri merkezli, kendi içinde ironik dialoglara sebep olabilecek bir söylemken.. tutup ta;

    'ulan bizim dedeler bir şey diyordu size..!?
    hıh buldum.. barbar türkler !?!! '

    'şimdi ben senin ağzını yüzünü...!!'

    denilirse tabiki de baki kalacak olan söylemdir.
    (yerdengelen, 26.09.2007 23:45)
  10. çok medeni (!) olan bir çok avrupalının bilmeden ve düşünmeden ezberlediği bir yafta. bunlara verilmiş olan en güzel cevaplardan biri rahmetli sanatçı barış manço'ya aittir.şöyle ki;
    konuk olduğu bir fransız tv programında programcı "ama sizin tarihiniz hep savaşlarla dolu, bir çok insan size barbar diyor, ne diyeceksiniz bu duruma?" gibisinden bir soru sorar. manço da adamdan cüzdanındaki banknotları çıkarmasını ve banknotlardaki kişilerin resimlerini kameraya göstermesini ister. banknotlardaki her resim fransa'nın tarihindeki -özellikle gerçekleştirdikleri toplu katliamlarla- ünlü olan generallere aittir. manço, kendi cüzdanındaki banknotları çıkarır. birinde mevlana vardır, birinde mehmet akif, birinde atatürk. ve sunucuya bütün bu kişilerin kimliğini anlattıktan sonra kendisi bu sefe sorar.
    "kim barbar?"
    (mencet, 26.09.2007 23:53)
  11. bize barbar dese bir kişi anında biter işi
    (deli derviş, 05.11.2007 19:38)
  12. halen istanbul/moda da yaşamakta olan 86 yaşındaki dr.ömer musaoğlu nun bir anısı;

    "amerika 'ya gittiğim ilk yıllar... new york'ta medical center hospital'da görev almıştım. fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi işler..
    hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direkt olarak hasta muayenesine,
    tedavisine verilmiyor. diğer zamanlarda da laboratuarda çalışıyorum. bir hastaya gittim. yaşlıca bir adam, tahminen yetmiş beş yaşlarında..
    -kan vereceğim kolunuzu açar mısınız? dedim.
    adamcağız kanserdi ve aynı zamanda kansızdı... kolunu açtım, baktım pazusunda bir türk bayrağı dövmesi var. çok ilgimi çekti, kendisine sormadan edemedim:
    -siz türk müsünüz?
    kaşlarını yukarıya kaldırarak "hayır" manasında bir işaret yaptı.
    ama ben hala merak ediyorum.
    -peki bu kolunuzdaki türk bayrağı nedir?
    -aldırma öylesine bir şey işte, dedi.
    ben yine ısrarla:
    -fakat benim için bu çok önemli, çünkü bu benim milletimin bayrağı, benim bayrağım...
    bu söz üzerine gözlerini açtı. derin derin yüzüme baktı ve mırıltı halinde sordu:
    -siz türk müsünüz?
    -evet, türküm...
    ihtiyar gözlerime tanıdık bir göz arıyor gibi baktı.
    anlatmaya başladı:
    -yıl 1915. çanakkale diye bir yer var türkiye'de... orada savaşmak üzere bütün hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı.
    ben, avustralya anzaklarındanım. ingilizler bizi toplayıp dediler ki:
    -barbar türkler hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. bütün dünya o barbarlara karşı cephe açmış durumda... birlik olup üzerine gideceğiz. bu savaş çok önemlidir. biz de inandık sözlerine ve savaşmak isteyenler arasına katıldık...
    beynimizi yıkayan ingilizler türklere karşı topladığı askerlerin tamamını çanakkale'ye sevk ediyormuş. bizi gemilere doldurup mısır'a getirdiler. orada birkaç ay talim gördük, sonra da bizi alıp çanakkale'ye getirdiler.
    savaşın şiddetini ben ilk orada gördüm. öyle ki denize düşen gülleler suları metrelerce yukarı fışkırtıyor, gökyüzünde havai fişekler gibi geceyi gündüze çeviriyordu. her taarruzda bizden de türklerden de yüzlerce insan hayatının baharında can veriyordu. fakat biz hepimiz türklerdeki gayret ve cesareti gördükçe şaşırıyorduk. teknolojik yönden çok çok üstün olduğumuz gibi sayı bakımından da fazlaydık.
    peki onlara bu cesaret ve kuvveti veren şey neydi? ilk başlarda zannediyordum ki ingilizlerin bize anlattığı gibi türkler barbarlıktan böyle saldırıyorlar. meğer bu barbarlıktan değil, kalplerindeki vatan sevgisinden kaynaklanıyormuş.
    biz karaya çıktık. taarruz edeceğiz, bizi püskürtüyorlar...
    tekrar taarruz ediyoruz, bizi gene püskürtüyorlar. tekrar taarruz ediyoruz..
    derken böyle bir taarruzda başımdan yediğim bir dipçik darbesiyle kendimden geçmişim. gözlerimi açtığımda kendimi yabancı insanların arasında buldum. nasıl korktuğumu anlatamam. ingilizler bize türkleri barbar, vahşi kimseler olarak tanıttı ya...
    ama dikkat ettim, bana hiç de öfkeli bakmıyorlar, yaralarımı sarmışlar.
    iyice kendime gelince bu defa çantalarında bulunan yiyeceklerden ikram ettiler bana. iyi biliyorum ki onların yiyecekleri çok çok azdı. bu haldeyken bile kendileri yemeyip bana ikram ediyorlardı. şok olmuştum doğrusu...
    dedim ki kendi kendime:
    -bu adamlar isteseler şu anda beni öldürürler ama öldürmüyorlar... veyahut isteseler önceden öldürebilirlerdi.. halbuki beni cephenin gerisine götürdüler...
    biz esirlere misafir gibi davranıyorlardı.
    bu duygularla 'yazıklar olsun bana' dedim. 'böyle asil insanlarla ben niye savaşıyorum, niye savaşmaya gelmişim? bu ingiliz milleti ne yalancıymış, ne kadar türk düşmanıymış' diyerek pişman oldum...
    ama bu pişmanlığım fayda etmiyor ki... bu iyiliğe karşı ne yapsam diye düşündüm durdum günlerce...
    nihayet bizi serbest bıraktılar. memleketime döndüm.
    işte memlekette türk milletini ömür boyu unutmamak için koluma bu türk bayrağı dövmesini yaptırdım. bu bayrağın esrarı bu işte...
    benim gözlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam etti:
    -talihin cilvesine bakın ki, o zaman ölmek üzere iken yaralarımı iyileştirerek, sıhhate kavuşmama çaba sarf eden türkler idi.
    şimdi de amerika gibi bir yerde yıllar sonra yine iyileştirmeye çaba sarf eden yine bir türk... ne garip değil mi? avustralya'dan amerika'ya gelirken bir türk ile karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. siz türkler gerçekten çok merhametli insanlarsınız. bizi hep kandırmışlar, buna bütün kalbimle inanıyorum.
    peşinden nemli gözlerle:
    -bana adınızı söyler misiniz? dedi.
    -ömer, cevabını verdim.
    merakla tekrar sordu:
    -peki niçin ömer ismini vermişler sana?
    -babam müslümanların ikinci halifesinin isminden ilham alarak bana ömer adını vermiş.
    -senin adın müslüman adı mı?
    ben:
    -evet, müslüman adı, deyince yüzüme baktı, doğrulmak istedi.
    onun yatakta oturmasına yardım ettim. gözleri dolu doluydu. yüzüme bakarak dedi ki:
    -senin adın güzelmiş. benim adım şimdiye kadar josef miller idi, şimdiden sonra "anzaklı ömer" olsun.
    -olsun, dedim.
    -peki doktor beni müslüman eder misin? müslüman olmak zor mu ?
    şaşırdım, nasıl da birdenbire müslüman olmaya karar vermişti.
    meğer o bunu hep düşünüyormuş da kimseyle konuşup soramadığı için gerçekleştirememiş...
    -tabii, dedim.. müslüman olmak çok kolay.
    sonra kendisine imanın ve islam'ın şartlarını anlattım, kabul etti. hem kelime-i şehadet getiriyor, hem de ağlıyordu...
    mırıldandı:
    -siz müslümanlar tespih çekersiniz, bana da bir tespih bulsan da ben de yattığım yerden tespih çekerek allah'ımı ansam olur mu?
    bu sözden de anladım ki dedelerimiz savaş esnasında hakk'ı zikretmeyi ihmal etmiyormuş.
    hemen bir tespih bulup kendisine getirdim. hasta yatağında tespih çekiyor,
    biz de tedavisiyle ilgileniyorduk.
    bir gün yanına gittiğimde samimi bir şekilde rica etti:
    -beni yalnız bırakma olur mu?
    -ne gibi ömer amca?
    -ara sıra gel de bana islamiyet'i anlat!.. sen çok güzel şeylerden bahsediyorsun.
    o sözleri duydukça kalbim ferahlıyor.
    o günden sonra her gün yanına gittim, bildiğim kadarıyla dinimizi anlattım. fakat günden güne eriyip tükeniyordu. kaç gün geçti tam hatırlamıyorum, hastanenin genel hoparloründen bir anons duydum:
    -doktor ömer, lütfen 217 numaralı odaya gidin!
    hemen yukarı çıktım. ömer amcanın odasına vardığımda gördüğüm manzara aynen şöyleydi: sağ elinde tespih, açık duran sol kolunun pazusunda dövme türk bayrağı, göğsünde imanı ile koskoca anzaklı ömer son anlarını yaşıyordu.
    hemen başucuna oturdum, kendisine kelime-i sehadet söylettirdim, o şekilde kucağımda ruhunu teslim etti... "

    "madem ki; düşünceyi zindana koymayan, hakikat sevgisini zincire vurmayan bir millet, o cesur ve adil türkler var, üzerinde hakikatin, adaletin ve hürriyetin hüküm sürdüğü bir güneş ülke neden vücut bulmasın..."
    "ne mutlu turkum diyene"


    (bkz: anzaklı ömer)
    (yaqui, 04.04.2008 13:58 ~ 14:06)
  13. (theodenking, 04.04.2008 14:27)
  14. avrupalı diplomatlara konstantin kavafis'in "barbarları beklerken" şiirini ezberlettiren metafor.
    "barbarlar diye kimseler yokmuş artık.
    peki, biz ne yapacağız şimdi barbarlar olmadan?
    bir çeşit çözümdü onlar sorunlarımıza."
    (cohen, 04.04.2008 15:24)
  15. yabancıların türkler'e yönelttiği zaman aldıkları tepki sayesinde doğruluğunuu her defasında kanıtlayabildikleri sıfat tamlaması.arkadaşım adam osmanlı döneminde yaşananlar yüzünden sana barbar diyo sen daha çok kabalaşıyorsun ve "osmanlı medeniydi şöle hoşgörüydü böyle şekerdi" tadında saftirikçe karşı argümanlar üretiyosun.ya işte bilmem kaç kıta bizimdi gibisinde övününce iyi adam barbar diyince kötü.tarihi kazanan yazar.avrupa medeniyeti kazandı ve tarihe "barbar" geçti türkler.taraflar değişseydi tarih kitaplarında yazanlar da değişecekti.bu bu kadar basit.istediğin kadar medeni ol,her yaz amerika'ya git,3 yabancı dil öğren,genel kültür manyağı ol yetmez arkadaşım adamlar kafalarına yazmış ,bir kademe aşağı bu türkler diye.ama işin ilginci bu yazgıyı değiştirebilecek olan millet yine türklerdir aslında.
    (it is barabbas, 23.11.2009 22:13)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil