savaşa karşı ücretsiz izlenmiş festivaldir.
izlenimleri aktarmaya kalkarsak genel olarak güzel bir festivaldi.
sayı konusunda çok bir şey söyleyemeceğim ama 100 bin kişi yoktu heralde ama rahat bi 40-50 bin kişi vardı özellikle cumartesi günü çok kalabalıktı.
güvenlik sorunu yaşanmadı, güvenlik ekibi iyi insanlardı, hatta bir iki tane itülü vardı içlerinde ve gayet iyi davrandılar içeri girerken o bizden aramanıza gerek yok dediler saolsunlar.
çadır alanı çok düzensizdi, ama bunun sebebi beklenenin üstünde çadırla kalacak insan olmasıydı sanırım. cumartesi günü öğlen yer bulmak çok zordu ama imkansız değilidi.
konser alanı (
mehmet akif ersoy piknik alanını bilenler için söylüyorum) yukardaki futbol sahasının içindeydi ve çimenlikti. sahnede eskiden basketbol sahası olan yere kurulmuştu. gayet yerinde bir şeçim olduğunu düşünüyorum çünkü fazla toz duman olmadan konser izlenebiliyordu. sahne önünde gündüz saatlerinde durmak çok zordu sıcaktan dolayı ama güzel gruplar insanların sıcağın alnında konser izlemeleri için yeterliydi.
konserler genel olarak güzeldi. ses sistemi biraz yetersiz kalmıştı. konser alanının en arkasında ses kayboluyordu.
performanslarını özellikle beğendiğim gruplar
zardanadam,
deli,
bulutsuzluk özlemi,
mor ve ötesi,
soulitary,
false in truthdu. bazı grupları gerek yorgunluk gerek yemek ihtiyacı tuvalet gibi sebeplerden izle(ye)medim.
yeme içme konusunda bir çok alternatif vardı hoş çoğu etli yiyeceklerdi ama gene de vardı herşey. fiyatlar normaldi. ama içince insan ne kadar para harcadığını düşünmüyor ve bütün parasını harcayabiliyor tabi o ayrı.
tuvaletler sorunluydu. özellikle kadınlar tuvaletlerde yarım saat ile bir saat arası kuyruk beklemek zorunda kaldı. erkekler tuvaletini de kullanıyorlardı ama tuvalet görevlileri biraz kıllandığı için daha zor oluyordu. tuvaletler paralıydı 50 ykr ama kimse de bana "kardeşim sen niye para vermiyorsun" demedi.
yaşayan bir organizasyondu. sürekli bir etkinlik vardı.
78liler vakfının
darbeciler yargılansın adlı paneli güzeldi. sürekli amatör tiyatrocular oyun sergilediler. birçok sivil toplum kuruluşu masa açmıştı. beni
greenpeaceciler dışında rahatsız eden olmadı. gece film, belgesel gösterimleri vardı.
klitoris nedir isimli(başını yakalayamadığım için ismini uydurdum) belgesel çok başarılıydı. belgeselde yoldan insanlara klitorisin ne olduğu soruluyordu ve ilginç cevaplar vardı.
kazım koyuncu için yapılmış bir belgesel izledim o da güzeldi.
gelen insanların tipolojisi pek homojen değildi. ben daha efendi adamlar bekliyordum ama bir çok zibidi vardı. özenti gençlik, gotik hatunlar, çılgın metalciler, asi! punkçılar pek hoşlaşmasam da kendilerinden festivalde yerlerini almışlardı. solcular da bir garipti. hoş
bakı
ödpyi genel olarak biliyorum zaten takılan insanlar gibi geliyorlardı dışardan harbi öylelermiymiş gibi oldum ama sonra adamlar süper festival yapmış niye öyle olsun dedim kendi kendime.
gelenlerin bir kısmı
öküz,
hayvandiye nitelendirebilecek insanlardı kanımca. çünkü sürekli bir tüketim bir sıçış
* halindelerdi. çöplerini yerlere atmaktan hiç çekinmiyorlardı. geceleri sabahlara kadar anıran
* adamlar vardı. sesten çok fazla rahatsız olmadım ama uyuyamayan insanlar olduğunu tahmin ediyorum. pazar gecesi milletin parası bitmişti sanırım, bira için dilenen tipler vardı. sonra bunlar örgütlenip alkolik hareket engellenemez ve solun değerlerini ayaklar altına alan bu tarz sloganlarla beleş bira isteyip nerdeyse standı basacaklardı.
genel olarak güzeldi savaşa karşı hiçbirşey yapmamış insanlar en azından bir yerlerde birşeyler yapıldığını duymuş oldu.
eski dostları, arkadaşları gördük, bir kaç eski sevgili de karşımıza çıktı maalesef, içtik eğlendik şarkı söyledik, yorulduk ve döndük. darısı gidemeyenlerin başına (bkz:
barışarock 2007)
lübnana asker gitmeyecek sloganı hoşuma giden sloganlardandı.
1 eylül dünya barış gününde de beşiktaşta büyük bir savaş karşıtı eylem olacağını haber aldık ve eylem takvimize yazdık.