banyo gotiği   

adana çık aradan

  1. "banyo"

    telaffuz ve yapı itibariyle gotik dönemden fersah fersah uzak olan bu kelime kendi de bilemezdi, 21. yüzyılın mağdur gotiklerine sakin ve kuytu bir liman olabileceğini. değil mi?

    banyo çoğumuz için sabahları el yüz yıkadığımız, duş aldığımız, işediğimiz, sarhoş kafayla fayanslarını saydığımız, zaman zaman çamaşır makinalarına falan ev sahipliği yapabilen ama bazen de duş başlığının anahtarını indirdiğimizi sanmamızla suratımıza suyun pıst pıst fışkırdığı tehlikeli, buğulu* bir coğrafyadır.

    gotik dediğimiz kavram ise bu giride, elbette kadınların memelerini kaldıran büstiyerler, kontesler, düşesler, isviçre'de saatçilere özel olarak ürettirilen işkence aletleri diyarına değil, almanların kiliselere muntazam bir çatı yapmayıp ısrarla mızrak gibi bin tane kule doldurdukları dönemlere değil; günümüz dünyasına, vampirefreaks topraklarına, üstten çekilmiş açılı fotoğraflara, siyah göz kalemlerine ait olarak incelenecek. (ben kısa cümle kuramıyorum, betty blue bana yardım etsin) zaten çamaşır makinasının olduğu yerde başka gotik anlatamam.

    işte banyo gotiği de bu iki kavramın adeta archon edasıyla birleşip dark templar olması halidir, 2 halkalı venn şemasında ortada kalan sevimli taralı alandır, kesişimdir, paylaşımdır.
    bir vempayr firiiks gotiği elbette ister ki, zümrüt kakılmış kristal şarap kadehlerinden "romalı bakirelerin çıplak ayakları altında ezilmiş kara üzüm şarabı"nı içtiğini, yüzünde bembeyaz ölü bir ifade olduğunu (güneşe çıkmıyor, şato malum gotik, grotesk falan) ve her yerinden ipler deriler geçen kıyafetlere sahip olduğunu herkes görsün. yani özetle ister ki herkes kendine gotik olmasın*.

    ama işte kazın ayağı öyle değil, evin var ey gotik, anan var baban var, bugün her ailesiyle yaşayan insan evladı o kadar rahat olsaydı naughty america'nın başrolde olduğu onlarca "porno izlerken odaya ebeveynin dalması" piyesi oynanmaz, bu dramlar yaşanmazdı öyle değil mi cicim?

    bu sebeple gözüne o kanser yapıcı(gerçi kanser yapmayan bir şey söyleyin bana ya, cihan haspolatlı bile kanser ediyor lan) boyaları sürerken, göğüslerinde kıpkırmızı izler bırakacak kıyafetleri giyip, inciğini boncuğunu yakuttur, elmastır hülyaları içinde eldivenin üzerine takarken kendine kuytu bir yer seçmelisin; sote bir banyo işte orası da.

    ve sonra...* giyinip kuşanır banyo gotiği bu düşüncelerle . bir yandan "gotik poz" vermek üzere ayna karşısında* bulabilir kendini ya da tek kol havada, göğüs çatalı-bıngıldak perspektifini yakalayacak hallere girer. eğer tek kol havada yapıyorsa, fotoyu çekeceği ele özen göstermez takı takmaz. böyle de nekpettir, hesapçıdır.

    işte banyo gotiği o kadar gotiktir ki artık, avatarından kam damlayacak, sadece meşhur yıldızların aydınlattığı bir ormanın derinliklerine dolunay vakti dalacak cesareti bulacaktır. hem de nasıl? anadan babadan saklanıp banyoda tuvalette makyaj yapıp arkada çiçekli fayansla fotoğraf vererek, ayağından çıkardığı pijaması kapalı klozetin üzerinde çekim sonrası tekrar giyilmeyi beklerken, şampuan kutularının arasında, atmosfer tansaş el sabunu kokarken. çakma ambiyans, kolpa uğraşı, fason üretim.

    alın siz yapın hesabınızı, ben daha da susarım.
    (palanthaser, 02.02.2007 15:01)
... toplu gösterim ...