|
|
- (bkz: bana asla ne yapamayacağımı söyleme)
(bkz: don't tell me what i can't do)
- (bkz: john locke)
(bkz: lost)
locke efendinin flashbacklerinden birinde kullandığına şahit olduğumuz söz öbeği.
- stop telling me what to do şeklinde de ifade edilebilecek emir cümlesi.
(atalante, 30.06.2007 22:46 ~ 04.07.2007 09:57)
- hayatımdan bezdim, burnuma kadar geldi... yeter!
hayatım annem ve babam tarafından ne yapmam gerektiğinin bana anlatılması, öğretilmesi ve zorlanması ile geçiyor. sabah olur, "hadi oğlum kalk.", yataktan kalkarım, "git yüzünü yıka.", sonra "hadi kahvaltıya...". sonra, "git üstünü başını değiştir, pijamayla oturma." vs vs vs vs... ben, ne yapacağım konusunda bana verilen emirlerden bıktım arkadaş! sanki ben ne yapılacağı konusunda hiç bir şey bilmiyorum da, yönlendirme olmadan yaşayamazmışım gibi davranılıyor...
en kötüsü ne ama biliyor musunuz? zaten yapacağınız işlerin size emredilmesi... mesela, en basiti; çay koymuşsunuzdur, altı kaynamaya yakın tam ayağa kalkarsınız, babanız ordan "hadi oğlum git bi çaya bak da gel..." der. yaw ben sanki nereye gidiyorum?!... o da bilir aslında benim nereye gittiğimi ama, kendi söylemiş olacak ya, söyler ille de. sonra mesela annem, zaten yapmam gerekenleri bana hatırlatmaktan zevk duyar, sonra da "bir kere de ben söylemeden yaptığınız görmeyecek miyim şunu!..." diye söylenir kendi kendine! halbuki hiç fırsat vermez benim kendi başıma hareket etmeme, mutlaka ya bi hatırlatma, ya da emir... sonra da şikayetçi olur, "ben olmasam hiç bir iş yapacağın yok!" diye...
insan özellikle yapmak istemiyor zaten önceden planlamış olduğu o işi, eğer bir başkası tarafından da kendisine emredildiyse, ya da hatırlatıldıysa... inadına yapmak istemiyor metabolizmam, karşı çıkıyor, yediremiyor... ah anne, ah baba!
hadi onlar annem, babam... ne yapalım değiştiremiyoruz artık onları, gelmişler bu yaşa kadar, ve belki de ellerinden gelen bu.
ama bundan sonra arkadaşlarım ve diğer çevreme söyleyeceğim laf şudur; bana asla ne yapacağımı söyleme.
|