|
|
- gariptir ama koskoca marketleri gezmekten ziyade, deniz olmayan bir şehirde deniz kokusu almak için o koca marketlerden daha bir hevesle gezdiğim, genelde sakallı ve ayağında mavi plastik botları olan çalışanları, kışın bir tenekenin içine ateş yakarak ısınan bu çalışanların akşam saatlerinde bir sote yere çekilip rakılarını yudumladıkları yer.
- midye tava kokusuyla tayland'ın meşhur sokaklarını hatırlatan, pazarın üzerindeki kocaman saati 2 sene sonra farkettiğim ve hemen yan tarafında bir kilise bulunan yer. geceleri ön tarafına öylesine bırakılan gri porsche şahsımındır.
- (bkz: beşiktaş balık pazarı)
- atv show gibi süper(!) tv. kanallarının cins muhabirlerinin halkın nabzını tutmak için takıldıkları, "bu sene de balıklar coştu, hem halk hem esnaf güldü... barbunun kilosu kaça dayı!" şeklinde komedyenlik yaptıkları pazar.
- kadıköy'de de kendine yer etmiş olan bir mekandır ama beşiktaş'taki nedense daha bir başka gelir insana, kadıköy'de de dalarsınız belki pazarın içine işiniz gücünüz yoktur, aynısı beşiktaş'ta olduğunda çıkmak istemez insan, beşiktaş'ın tarihi midir, aşkı mıdır nedir bilmiyorum sebep.
bir de kadıköy balık pazarına yolu sık düşenler varsa bilirler o çevrede bir kaz vardır her köşede karşınıza çıkar, sevimlidir vesselam.
- (bkz: balık kokusu)
- şarkısı bile olan mekandır. eski istanbul kadınlarından birinin söylediği çok ama çok eski bir şarkıda geçer adı..
gittim baktım şıkır şıkır balık pazarı
üç tek attım sarhoş oldum ayak üzeri
üç doluya üç tanecik badem şekeri
aman aman gülüm aman badem şekeri
|