1. her bakan görecek diye bir şey yoktur ama görme eylemini gerçekleştirmek için mutlaka bakmak gerekir, ayrıca herkes aynı şeye bakabilir ama aynı şeyi göremez.
  2. bir ressam herhangibir objee ya da bir insan figürünü çizerken her bir ayrıntısını inceleyerek bakar ki resim ederken kusursuz olabilsin.sadece yapacağın işe vermelisin aklını yoksa saatlercede baksan nafile.
  3. yemekle doymak arasındaki farka benzer. insan yerken doyduğunun farkına varamaz, aynı bakmak gibi. bakmak sadece uzaysal bir olgudur, gözlerle bakılan cismin aynı hizada olması. görmek ise insani bir olgudur, insan gördüğü şeyi anlar, onun hakkında yorum yapar, zihnindeki kavramlarla eşleştirir, düşünür. günümüzde robotlarla insanlar arasındaki en önemli farktır görmek. robotlara sensörler koyarsınız, bakarlar; ancak görebildikleri zaman engelleri aşabilirler, insanın mükemmel yapısına yaklaşabilirler.
    bir toplum ne zaman bir ayna tutup içini "görmeye" başlar, işte o zaman çöküşten kurtulabilir, gelişir. görmek, insanların ruhunu doyurur, yolunda gitmeyeni fark ettirir, bakmak ise hazımsızlık yapar, etkisiz eleman gibi kalırsınız ortada.
    (bkz: boş boş bakmak)
  4. bakmak görmek için yapılan bir eylemdir. öyle ki bir nesneye bakarsınız ve sonra onu algılayıp görürsünüz. örnek verecek olursak arkadaşınız size "şuraya baksana" dediğinde gözlerinizi çevirirsiniz etrafı tararsınız kastedilen obje yada kişiyi algıladığınızda onu görmüş olursunuz. algı dışında kalan algılanamayan hiç bir şey görülmüş olarak tanımlanamaz. bundandır ki derin düşüncelerle yürürken algılarımız kapalı olduğu için bazen gözümüzün önündeki cisimlere bile takılıp düşebiliriz. kısacası bakmak yönelmek görmek ise bir sonraki adım olan algılamaktır.