|
|
- hepimizin küçüklüğünde muhakkak yaşadığı ağır bir melodramdır bu (hani içinden şarkı söyleyeni varsa). 5-13 yaş ata sporu olan bakkala gitme merasimi, her türk çocuğunun ilk başlarda zorlandığı, zekasını yorduğu bir konu olmuştur.
siparişleri alan çocuk genelde hor görülür. takur tukur sayılır alınacaklar, o yavrucağın zeka kapasitesi umursanılmadan hem de. anne oradan dört yumurta, iki ekmek, bir paket çay. baba iki paket maltepe, bir cumhuriyet gazetesi. abi iki küçük paket taso çıkanlarından cips, bir de kutu kola ister. ordan burdan bağırılır çocuğa şunu al, ha şunu da al unutma bak diye.
küçük çocuk adeta bir beyin fırtınasının içine atılmıştır umarsızca. unutulacak her hangi bir parçanın zılgıt*, tekrar gönderilme* ve dayak* olarak geri döneceğini bilen ufak misyonerimiz, görevini optimum bir biçimde tamamlamaya çalışır. zekasını olaya odaklar.
bakkala giderken alınacaklar, sürekli içten tekrar edilir. ter, heyecan, yusuf yusuf bir veled var ortada. bakkala gittikten sonra, bakkalın yüzüne bile bakılmadan çoğunlukla yere ya da tavana bakılarak sayılır bir bir istekler. eğer bu sipariş verilirken bakkal sizi durdurmadan poşete koyduysa ne ala. ha eğer şöyle olursa;
(hadi tatlı bir çocuk olsun ve "r" leri söyleyemesin) (çok şirin lan bu, sev abisi)
+...döt yumuyta, iki eymek, biy paket yize* çayı...
-rize çayı kalmadı.
+ya üveeee! ne aycam şimdi ben yaaa! unuttuuum...(son kısım kısık sesle, suçunu biliyor.)
işte bu pskiloji çocuğu orada dibe vurdurur. her şey akıldan uçup gitmiştir. evet bakkal şerefsizdir, bütün bu istekleri söylerken akışı kesen bütün bakkallar şerefsizdir.
bu durumda evladımız tekrar eve gitmek zorunda kalır çayın yerine ne alacağını öğrenebilmek için. aslında burada ufak bir nokta var hepimizin gözünden kaçan. çocuk genelde diğer siparişleri tamamlayıp sadece çayı öğrenmek için eve gitmek yerine, olaya bir reset atar ve hiç bir şey almadan eve geri döner.
apartmanın altından mutfak penceresine bağırılır:
+annnnea!
-......
+anneeeeeeaaa!
- ne var?
+yize çay yokmuuuuş!
-normal çay alsana oğlum.
+tamaaaaaaaam. (kendine güven var burada, anlamış söyleneni)
-bey, bu senin oğlun çok salak! (bu içeriye söylenir)
kahramanımız yeni siparişi öğrenmenin verdiği kararlılıkla yeniden bakkalın yolunu tutar. yeniden siparişleri söyler, o da ne?
-...biy paket noymal çay, bi cumyuyiyet...
+cumhuriyet kalmadı, bulvar var.
-(burada yeniden eve gitmeyi götü yemiyor ve az önceki düz mantığı kuruyor) tamam bulvar olsuuuun...
bütün istekleri tamamlanan kahramanımız poşetlerini alarak bakkaldan gururla ayrılıyor, arta kalan parayla da kendini bir lolipopla ödüllendirmiş ve lolipopun yarattığı açlık hissini ekmeğin burnunu yiyerek telafi ediyor, şirin şirin evinin yolunu tutuyor.
eve gelen karamanımız bir bir siparişleri yerine bırakırken bir ses.
+cobaaaaaaaaaaan.
-efendiiiiiiiiiiim babaaaaaaa! (ağızda lolipop var hala, sevimli kerata yaa)
+buraya gel!
-lay la lay la lay... efendiiiim babacııım!
+bu ne lan?
-gaste baba.
+ne gastesi bu?
-haa o muuuuu. cumyuyiyet kalmayınca ondan aldııım bendeeee.
+ben sana bunu mu al dedim?
-yoooo...
+tövbeee! git la gözüm görmesin seni, bi daha böyle pis gazeteler de getirme eve, hadee!
-üveeeaaaa.. naaptım ben yaaaa..
#ehehe salak, salak, salak! (abi giriyor araya, pis abi!)
+hanım, senin bu oğlun var ya çok salak!
[mına kodumun bakkalı yüzünden hep!](coban, 18.05.2006 11:03)
- (bkz: yoğurdu getirirken dökecek olan çocuk psikolojisi)
- siparişleri unutmaktan, çürük meyve almaktan korkan, yumurtaları eve gidene kadar omlete çevirmekten sakınan, para üstünü düşürmemeye çalışan, ağır poşetleri düşürmeden, kendisi de düşmeden eve gitmesi gereken çocuğun psikolojisidir.
- yoğun stres altında 4 yufkayı 4 yumurta algılayabilen, üstelik bu yumurtaları da eve torba içinde menemen kıvamında çırpılmış karıştırılmış olarak (ama kabuklu) götürebilen çocuktur.
- bir de bunun şu versiyonu vardır; gezmeye giderken tembihlenmiş çocuk psikolojisi.
- bakkal yolunda gözleri havaya doğru dikili şekilde "2 ekmek 5 yumurta bir de sabah , 2 ekmek 5 yumurta bir sabah , sabahın ilaveleri tam olacak" diye kendine telkin veren bu çocukların , bakkala vardığında milliyet kardeş in yeni sayısına dalarak 5 ekmek 2 yumurta ve de ilavesiz bir sabah almış olarak geri geldiği çok görülmüştür.
kimi zaman abi/abla/kardeş ile yapılmış bakkala kim gidecek kavgasının yorgunluğunu ve yenilmişliğin acısını içinde taşıyan bu çocukların kafası bir yandan annenin tenbihlerini akılda tutmaya çalışırken bir yandan da para üstünün sakız kurundan karşılığını hesaplamakla meşguldür...
- (bkz: eve aldığı ekmeği yolda bitiren çocuk)
- ailede katı bir hiyerarşi içinde yetişmeyen çocuğun psikoljisi şu şekildedir;
bakkala ekmek vs. almaya yollanmış eline sıkı sıkı tuttuğu parayla bakkala gider
çocuk:ekmek alcam ben.
bakkal amca:ekmek kalmadı çocuğum.
çocuk:hmmm o zaman bisküit alabilir miyim?(unutulmamış olan bir iki şey daha alınır, para uzatılır ve o arada bakkal amcaya şöyle sorular sorulur)
çocuk:bunada yetiyo mu para?
bakkal amca:yetiyo. (böyle böyle para bitirilir)
çocuk:buna yetiyo mu?
bakkal amca:yetmiyo.
çocuk:o zaman babam sonra versin mi bunun parasını?
bakkal amca:tamam hadi yeter.
poşet alınıp evin yolu tutulur, alınan abur cuburlar bitirilmiş olarak eve dönülür.
anne:ekmek hani?
çocuk:kalmamış, ben de bisküit aldım ekmek yok diye.
anne:iyi o nerede?
çocuk:siz yemezsiniz diye yedim ben onu.
anne:iyi afiyet olsun da bu diş fırçasını niye aldın oğlum? senin diş fırçan var ya.
çocuk:bu balıklı ama.
anne:para yetti mi bunlara?
çocuk:ı ıh, yazdırdım.
anne:eşek.
- alışverişe gönderilmiş zavallı yavrucağın psikolojisini çökerten çok önemli bir etken vardır;
alışveriş esnasında yeni kelimelerle karşı karşıya kalmak.
malumunuz ortalama bir çocuk, bir gününü "bu araba kaç basıyo, birinci benim, van basten(o zamanlar ronaldinho yoktu), taramalı tüfek" benzeri 100 adet kelimeyle rahatça idame ettirebilir.
sıradan bir gün, 6 yaşlarındaki kahramanımız arkadaşları ile neşe içerisinde oynarken annesi tarafından çağırılır ve kabartma tozu(?) alması için tembihlenir. çocuk yolda kabartma tozunun ne olduğu ve nerelerde kullanıldığı hakkında engin hayallere dalmışken yol biter ve bakkala gelinir. çocuk normalde şu şekilde bir giriş yapacakken:
- meraba cengiz amca, ben iki ekmek alcam!
yepyeni bir kelimeyle karşılaştığı için giriş şu şekilde olur:
- kabartma tozu!
bakkal cengiz, her gün gördüğü bu çocukta bir gariplik sezer ama çocukluğuna verir. arkasını döner, raflara bakar, daha sonra çocuğa döner:
- kabartma tozu kalmamış ahmetcim, karbonat var. vereyim mi?
işte o an, çocuğun dünya ile tüm bağlantıları kesilmiştir. gözleri baktığı yeri görmemekte, kulakları duymamaktadır. minicik beyninden türlü türlü fikirler geçmektedir.
düşünce balonu:
acaba kabartma tozu ne renk? karbonatla aynı renkte mi? karbonat, kabartma tozuyla aynı işe yarar mı? fiyatı eşit mi? hayır ikisini de bilmiyorum ki neye göre seçecem? birini bilsem iyiydi de , bilmiyorum ya o kötü oldu! karbonat tozu yok mu kabartma tozu gibi? olsa ondan alırdım! şimdi alsam biraz sonra geri getirebilir miyim? annem kızacak! ufff!
- karbonat ne?
+ karbonat ahmetcim, kabartmak için.
- ...
+ ...
- taam!
ardından eve gidilir ve anneye "kabartmak için karbonat" alındığı söylenir. bir kaç laf yedikten sonra olayın ucuz atlatıldığı düşünülerek en başta bırakılan oyuna geri dönülür(mavio, 18.06.2006 03:36 ~ 08.08.2007 00:15)
- anne: a
6 yaşındaki kız : k
a: git kızım bakkaldan limon tuzu al.
k: ne alayım? ( iç ses: hem limon hem tuz mu al diyor acaba?)
a: limon tuzu de sen, anlarlar.
k: iyi peki ( iç ses: ama ben bunu unuturum!?)
bakkala giderken:
k: (iç ses: unutmamalıyım şimdi bunu, en iyisi yüksek sesle tekrar edeyim!)
limon tuzu, limon tuzu, limon tuzuuu!!!! (bakkala gidene kadar bu tekrarlanır.)
pencereden kızını gören anne, acımasızca olayı babaya anlatır. baba ve anne her zaman bunu anlatarak kızlarıyla dalga geçer.
yazarın kendi notu: balık hafıza olacağım o zamandan belliymiş.(nott, 18.01.2008 18:40 ~ 10.02.2008 11:14)
- - al yavrum şunu bana bi parlement üstüyle de kendine bir şey al emi (emiye dikkat çocuğun psikolojisini etkiledi bile)
+ (kendime de bir şey, kendime de bir şey, kendime de bir şey ...)
- noldu yok mu sigara?
+ (kutu kolayı kafaya çekerek) bu parayla sigara olmuyormuş abi.
- afferin lan sana
pc: parlement 900.000 tl, kola 500.000 tl, verilen para 1000000 tl
- hakkında hiç unutamadığım bir anımı sizinle paylaşmak istediğim durumdur.
annesi o sırada 6 veya 7 yaşındaki geceninpencesi'ne bakkaldan ekmek almasını söyler.
anne: a
geceninpencesi: g
a: oğlum, hadi ekmek al gel bakkaldan.
g: kaç tane alayım anne?
a: ya ne biliim al işte 3-4 tane.
g: tamam anne.
tabi bu "3-4 tane" ifadesi geceninpencesi'nin kafasına takılır. (nasıl yani? 3 tane mi almalıyım, yoksa 4 tane mi?). bu düşüncelerle bakkal yolunu arşınlayan geceninpencesi en sonunda bir çıkar yol bulur ve okulda yeni öğrendiği toplama işlemini günlük hayatta uygulayabiliyor olmanın verdiği heyecanla annesinin kendisinden 3+4=7 ekmek almasını istediği sonucunu çıkarır. bakkal amcanın iki poşete koyduğu 7 ekmekle eve vardığında ise annesinden kim yiyecek oğlum bu kadar ekmeği diye de azarı işitir. geceninpencesi sayılarla yapılan ikilemelerin ne anlama geldiğini işte o gün öğrenmiştir.
- - evladım bakkal üzeyir amcana git sabahki kahvaltın için şunu şunu al. mesir macunu, envai çeşit çikolata da al. o bilir hangi çikolataları verceğini. bir de selamımı ilet, babanın akşama evde olmayacağını söyle, gelsin şofbene bi baksın. iyi anlar o. hadi bakiimm..
+ tamam anne. ben de kendime kinder surprise alayım mı?
- al yavrum da 9 gibi yatağına giriceğini unutma. üzeyir amcan da 9.30 gibi gelsin. sakın unutayım deme tamam mı?
+ ben bu akşam senin yanında yatsam diyodum anne yaaa
- olmaz yavrum hastayım zaten bulaşması sana da. üzeyir amcanı çağır fazla uzatma. rahatlamaya ihtiyacım var.. haydi çık şimdi.
- hata yapmaya iter.
unutursun, unutmazsan parayı düşürürsün, parayı düşürmezsen ekmek bitmiştir. bakkal "gelecek" der; ama sen çocuksun, bekleyemezsin. doğana aykırı. kapıcının kızı halime'yle arkadaşsındır. halimecik senden büyüktür, şimdi farkına vardığın üzre uyanıktır da senden. gazoz alırsın iki tane, ekmek parasıyla. içersiniz gazozları, oynarsınız azıcık. eve gidersin, onların ekmek beklediği tamamen çıkmıştır aklından. tabi bu da doğan gereği, bencilsin biraz. "ekmek yoktu, ben de halime'yle kendime gazoz aldım." dersin. çok olağandır olup biten. aman ne çok tepki veriyor bu büyükler de? sanırım doğaları gereği...
- stresli,heyecanlı,bolca adrenalinle harmanlanmış psikolojidir.her türlü paranoyayı ve halüsinasyonu bünyesinde bulundurabilir..çocukken bakkala gönderilmek,sağlam bir iradeye sahip olmanın altın kurallarından biridir.bu psikoloji 3 aşamalıdır:
1-halüsinasyonlarla bezenmiş zevk veren kısım
2-hüzün ve hayal kırıklığı sendromu
3-zafere ulaşmanın dayanılmaz hafifliği
elinde sahip olamayacağın kadar çok para vardır.halüsinasyonlar işte bu noktada başlar.gözünün önünden çikolatasıymış yok efendim jelibonuymuş,lıkır lıkır içilesi kolasıymış,gazozuymuş geçer de geçer..ama ne yazık ki onlar senin değildir.para da senin değildir..bu nokta da duygusallık melankoli hakimdir.kararsızlık söz konusudur.önünde iki yol vardır.biri kutlu zafer yolu biri eve giden bok yoludur.şeytan bir yandan dürter* olsun ne önemi var dersiniz.al şu çikolatayı sonra bi tane daha..bi tane daha..ama o paracıkla annecik ekmek istemiştir.amaaan der şeytan başlatma anneciğe de paracığa da..aç zavallı iradesiz çocuk şeytana daha fazla karşı koyamaz.kutlu zafer yolunu seçer ve paranın tamamını kişisel zevkleri doğrultusunda harcar da harcar.-bu kısım süreklilik arz eder-..sınır paranın varacağı son noktadır.muhtemelen bu çocuk paranın kıymetini bilen açık göz bir çocuk olacak adım adım otlakçılığa doğru yol alacaktır..annecik evde ekmek beklemektedir.nah ekmek vardır anneciğe.çikolatayla kaplı bir ağız vardır sadece..yapış yapış olmuş kahverengi parmalarda paracıktan eser yoktur.zaten olması da beklenemez.seçilen yol zafer yolu,gün kutlu zafer günüdür.
hayırlı uğurlu olsundur.
- üç ekmek bi kola üç ekmek bi kola üçek mek bikol ü çekme k biko la
neydi lan?? *
- giderken siparişi unutma ihtimaline karşı(çünkü çocuksun ya; 2 adım yolda kesin unutulur bu meret en azından adet ya da kilo bazında sayı karıştırılır) annelerin çocugun eline '5 yumurta 2 ekmek..' tarzında el yazısıyla kazıması sonucu önlem aldığını bile gördüğümüz, haftasonlarını evin küçük çocuğu için dayanılmaz kılan çekirdek aile gerçeği..
(sündüz, 17.08.2008 18:17 ~ 18:18)
|