|
|
- (bkz: 6 kasım 2002)
(bkz: ariel ortega)
(bkz: ergün penbe)
- bu deyimin hayatıma girdiği günü dün gibi hatırlamaktayım, yağmurlu ve soğuk bir istanbul günü inönü de oynanacak beşiktaş - fenerbahçe maçı için bilet bulmak üzere dersaneden çıkıp dünya kadar yol katedidişim, üstüne üstlük maça 3 saat önceden girerek şemsiyesiz biçimde yeni açığın kapalıyla birleştiği köşede titreyerek bekleyişim. sonra nihayet bir ömür gibi geçen o 3 saatten sonra maçın başlaması, fenerin santra yapması. topun sağ kanada, yani şu anda çarşı nın bulunduğu kapalıya doğru gönderilmesi. o kanatta şu anda ismini hatırlayamadığım ( belki de hatırlamak istemiyorum size ne!) bizim defans oyuncularını o yağmurlu havada bir bir çalımlayarak resmen çarşı tribünlerine göndermesi ( belki de çarşıya pazara göndermek deyimi de burdan geliyor olabilir). sonunda yapılan orta , boliç in golü ve sürpriz. onca eziyete karşın 30 saniye olmadan yenilen gol.
recep de herhalde o sezon sonunda ayrılmıştı beşiktaş tan.
|