sayısı önlenemez biçimde artan teyze. işten anladığı sürece bir sorun yok açıkçası ama tanıştığım 4-5 modelin hepsinden aynı refleksi almam beni şaşırttı. dile getirmek gerekirse :
bakkala girilir. herhangi birşey alınır. sonra teyzeye bozuk para uzatılır. fakat oda ne ? teyze elini uzatmaz. aksine eline geçirdiği sert bir cismi uzatır. para oraya bırakılır ve el temasından böylece kaçınılmış olur. teyze böylece genç zat-ı muhteremin egosunu tatmin etme çabasını önlemiş olur. genç dükkandan çıkarken teyze arkasından küfür eder gibi bakmaktadır. "iyi akşamlar" denir ama teyzeden asla ve asla cevap gelmez. teyze kendisiyle yatmak isteyen erkeğe karşı namusunu başarıyla savunmuş; diğer gençleri beklemek üzere döner sandalye şeysine çömer.
yepisyeni edit: şimdi, ben öyle pek siyasi bir adam değilim, her şeyi siyasetle ilişkilendiren adamlardan da pek haz etmedim. abartmaksızın "
galatasarayın uefa kupasını almasını" dahi bu çerçeveye oturtan tarih hocalarını benimseyemedim.
ana konuya gelince, insan olarak burdayız, olmadığımız bir şeye dönüşmenin manası yok, şahsım adına söyleyebilirim ki ülkeme kendi isteğim doğrultusunda düşmedim, ama onu seviyorum. "seçim şansın olsaydı amerika'ya giderdin" diyen adamlarla her gün karşılaşıyorum, velhasılı, pek bir şeye benzemiyorlar.
alakasız gelebilir, lakin benim anneannemde bir başörtülü teyzedir, inançlıdır da. misal az evvel odama geldi dua okudu benim için, sonra konuştuk ettik, falan filan. az sonra da gidip çay içeceğim kendisiyle.
ya da daha evvelsi gün, kucağında torunuyla dolaşmaktan heba olmuş bir teyzenin torununu taşıdım, hatta beraber
bim'e gittik, iyi kadındı vesselam, sırf inançlı biri olduğunu belli etmek için yüzüme çemkirmedi.
ama katılmadığım bir genel seçimin ertesi günü muhtelif semtlerimizin villalarına x5 leriyle gelen "inançlı" ablaları ne kadar tanıyorsam, eşitlikten bahsederken sıçıp sıvayan adamları da o kadar tanıyorum.
insanoğlu değişkendir.
ben, kendi payıma, insanların siyasi hareketlerini ve hatta inançlarını, kendilerinden sonra görürüm, yani, ikinci plandadır. ben nasıl ki kimseye bir şey dayatmıyorsam, onların da bana bir şekilde etki etmelerini istemem, rahatım bozulur.
teyzeler olmadan sıçacağımız görüşündeyim. teyzeler süper insanlardır. dedelere beş çekerler. sadece davranışları ilgimi çekti, rahatsız değilim, "iran'a git kaltak" da demedim teyzelerin hiçbirine, aksine, hala oturup konuşuyorum onlarla, antremandan çıkıp gelmişim misal, evde gün var, annem yaşlı değildir, ama diğer katılımcılar yaşlı olabiliyor haliyle, oturup konuşuyorum kendileriyle, hiçbiride "inanç şöyledir böyledir oğul" demiyor.
eğer böyle bir girişimde bulunacak olsam, kafasına türban bağlayıp mini etek giyen ablaya laf atarım. ama umrumda değil kendisi, her ne kadar umurumda olmasını istese de.
7 aylık kız çocuğuna başörtüsü bağlayan adam tanıyorum mesela, neymiş efendim, şimdi takıyorlarmış ama kız reşit olunca çıkarmakta özgürmüş,
hadi lan ordan.
arkadaşımın babası imam örneğin, bir grup şahıs imamın önderliğinde kılınan namazı kılmıyorlar, hocaları farklı, imamdan caminin anahtarını istiyorlar, o da veriyor. artık namaz esnasında vahiy mi geliyor bu şahıslara belli değil tam, ertesi gün imamın cemaatine taşla sopayla girişiyorlar. neymiş efendim, onlar müslüman değilmiş,
hadi lan ordan.
hahamları tanımıyorum.
son zamanlarda türeyen ve
derin güçlerle kafayı bozmuş insanları da tanımıyorum. sanırım bizim bilmediğimiz bir şey biliyorlar.
neyse, ben gidip çay içeceğim.