belki ilginizi çeker
  1. · babanın bakkal olması
  2. · osman
  3. · veresiye defteri
  4. · iki ekmek bir maltepe
  5. · gitmek istememek ama gitmek zorunda kalmak
  6. · işten çıkıp güneşlenmeye gitmek
  7. · yazarların küçükken olmak istedikleri meslekler
  8. · alternatif age of empires yapıları
  9. · sıhhi müessese
  10. · micah richards
gündem
  1. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  2. · kesilen kediye acıyıp koyuna hiç acımamak
  3. · okan bayülgen
  4. · çok istenip de olunamayan meslekler
  5. · google wave
  6. · 250 milyarlık cip kullanan türbanlı
  7. · günün tek şarkılık özeti
  8. · num num
  9. · radikal

bakkal  

  1. nesli tükenmekte olan bir esnaf türü. yiyecek,içecek,temizlik,vb. malzemeleri sattıkları dükkanları bulunur ve müşterilerinin çoğu yakın muhitlerde oturanlardır.
    (makteo, 25.03.2004 16:58)
  2. veresiye'nin mucidi ticarethanelerdir
    (neverland, 25.03.2004 17:06)
  3. (lethe, 27.09.2004 00:01)
  4. (bkz: çakkal)
    (dr conners, 09.05.2005 22:25)
  5. eski zamanlarda metal,cam kapaklı kutular içinde muhteşem bisküviler satmış olan esnaf türüdür. daha sonra ülker,eti gibi firmaların piyasadaki rakiplerinin artması sonucu ürünlerinin ucuzlaması ile bu muhteşem bisküviler ortadan kalkmış,yerini paket bisküvilere bırakmıştır.
    (battal boy cekirge, 09.05.2005 22:28 ~ 22:30)
  6. (selenikom, 10.10.2005 21:43)
  7. (bkz: bak)
    (bkz: al)
    (selenge, 18.12.2005 08:12)
  8. bakkal, bir bakkal gözüyle şöyle görünüyordur:
    -bakkal amca'dır, abidir.
    -bakkal emanet alır, aracı kurumdur.
    -bakkal veresiye verir, borç para bile verir.
    -bakkal samimidir, mahalle ondan sorulur.
    -bakkal haksızdır, müşteri her zaman haklıdır.
    -bakkalın sabrı sonuna kadar zorlanabilir.
    -bakkal mahkumdur, 365 gün.
    (milwaukee, 20.03.2006 21:04)
  9. süpermarketin daha kazık ve küçük biçimi.genelde sigara,ekmek,gazete ihtiyacı için kullanılırlar (neredeyse bu ürünlerin hepsinin fiyatı heryerde aynıdır).genelde gece 10a dek çalışırlar.bir diğer özelliği ise süpermarkette dolanmak yerine zönk diye ihtiyacınızı saniyede vermeleridirler.
    (keyif pezevengi, 03.04.2006 02:34)
  10. süpermarketlerin mantar gibi yayılması ile özelliklerini kaybeden. mahalle dedikoduları ve futbol muhabetleri için bile alışveriş yapılabilen gerektiği durumlarda "deftere yaz abi" denilebilecek sıcacık miniminacık mekan.
    (vincent vega, 17.07.2006 01:17)
  11. uygun fiyata ekmek arası kaşar, salam, sucuk, beyaz peynir hazırlatılabilen küçücük güzel mekan. yanında çamlıca gazoz da olursa tadından yenmeyebilir.
    (stalefish, 25.01.2007 02:19)
  12. emrah'ın filmlerinde emrah'ın annesini götüren; kasap, manav ve bakkal üçlüsünden biridir.
    (jamesdean, 25.01.2007 02:27 ~ 02:27)
  13. peynirinin zeytininin kavurmasının her bir şeyinin tadı başkadır.belki bu başkalık yüzünden pahalıdır.içki de satmıyorsa eğer şu devirde,artık tamamen marketler karşısında yenilmeye mahkumdur.
    (narenciye, 03.03.2007 01:11 ~ 01:11)
  14. (papazzz, 02.04.2007 00:26)
  15. heran ihtiyacımızı gideren mahalemizin en gözde dükkanı.
    (han, 02.04.2007 00:56)
  16. efendi insanlardır genelde. ev kadınları özellikle çok sever bakkala seslenmeyi.

    -hüseyin efendiiiiiiiiiiiiiiiiii
    +buyur yenge
    -iki ekmek(fixtir bu rakam) , bir süt bir de tekel 2000

    sepet sallanır aşağı doğru. bu kadardır işte olay. hep aşağı yukarı aynı şeyleri istersin bakkaldan. çok extrem durumlar olmadığı sürece bakkallar hele ki son yıllarda ekmek gazete sigara üçgenine hapsolmuşlardır.

    (bkz: sepet salmak)

    ulan bi kere de 2 kangal sucuk al. nutella al. gidip hala çokomilk alıyosun kames top alıyosun. sonra da adama efendi diyosun. halbuki adam isyanlarda .hipermarketlere lanet ediyor gün aşırı. sen de utanmadan kar marjı en düşük ürünleri seçiyorsun.

    bıyıklarının orta kısımları sarıdır. sigaradır gün boyunca yoldaşları çünkü. tavlayı çok severler. çocukları da çok sevebilirler. ama nefret de ederler.

    kepenklerinde asılı duran plastik toplar eksik olmazdı eskiden. patladıkça yenisi alınırdı. dondurma ve plastik top. bakkalın en çok yüzünü güldüren şeyler belki de.

    nerde o eski günler be. kan ter içinde kalıp annemin salladığı sepetteki buz gibi su şişesinden su içmek istiyorum. bi bardak ta bana gol pası veren iboya vermek. salçalı ekmek yemek istiyorum. kaleci oyuncu olmayı reddetmek istiyorum.. ulan bakkaldan nerelere geldik. tamam gidiyorum hadi. hava karardı zaten.ezan da okunur şimdi
    (thedude, 28.05.2007 18:51 ~ 18:52)
  17. (sycrone one, 08.07.2007 14:39)
  18. dostla- arkdaşla girilmeyen uzun diyaloglara sokabilen muhabet insanı.

    -kolay gelsin aptullah abi..
    - oo hoşgeldin.. napıyosun ya..
    - iyi abi.. okul bitti, tatildeyiz.. senden naber.. nasıl işler..
    - çok şükür be, yuvarlanıp gidiyoruz.. ya bişey dicem, senin bu keçi sakalına bişey demiyolar mı okulda ?
    - yok abi..
    - hiç mi bişey demiyolar ?
    - karışmazlar abi..
    - yani hiç mi ?
    - ...
    - müdürler falan ?
    - yok abi..
    - müdürler de mi demiyo ?
    - demezler abi..
    - hiç mi ?
    - hiç abi..
    - yani mesela böyle 1 metre saçı olan adam olsa ?
    - ona da demezler abi..
    - hiç mi ?
    - hiç abi..
    - hiç mi ??
    - ...
    - vay be..
    - var zaten öyle insanlar, saçı bi metre..
    - var mı ?
    - var abi..
    - var mı ?
    - ...
    - vay be..
    - ne kadar abi benim..
    - kola, bi buçuk..
    - kolay gelsin abi..
    - güle gülee.. uğra lan arada..
    (alik, 22.07.2007 19:10 ~ 19:11)
  19. her yerde taşak konusu olan meslek. geçen günlerde başbakan bakkal yönetmiyoruz demiş mesela. ehliyeti bakkaldan mı aldın var bir de. cem yılmaz'ın bahsettiği kadar basit değil olay yani onu demek istiyorum. parayı al çokomeli ver. paraçokomel. değil işte. bundan sonra manavlarla dalga geçilsin. manav? o da ne?
    (milwaukee, 10.01.2009 07:43)
  20. her şeyden, herkesten daha samimiydi mahalle bakkalı. evin 50 metre yukarısında köşe başındaydı. ufak tefek bir dükkândı. sabah 8 gibi açardı bakkalını şahin amca, akşam mahalle tenhalaşınca kapatır giderdi evine. kapatma saati duruma göre değişiyordu ki bu da bir nevi samimiyet göstergesiydi.

    kışları içerde radyosunu dinler, yazları da tahta taburesini bakkalın önüne koyup mahalleye bekçilik ederdi şahin amca. sol çaprazında daha büyük bir bakkal olmasına rağmen popülaritesinden hiçbir şey kaybetmedi yıllar boyunca. herkes alışverişini ondan yapardı. kayabaşı mahallesinin bir tanesiydi şahin amca…

    onunla tanıştığımda ilkokula bile gitmiyordum daha. yıllardır zevkle tükettiğim ülker çikolatalı gofreti benimle tanıştıran da kendisiydi. mahalle maçı yaptığımız plastik topu ondan alırdık. maç sonlarında da buz gibi bağlar gazozumuzu… vaktimin çoğunu onun yanında geçirdiğim için çok severdi beni. fakat kullandığı sevgi sözcükleri biraz farklıydı. ne zaman yanına gitsem “ ulan allahsız kitapsız pezevenk” derdi bana. aklım ermiyor tabi o yaşlarda, ne demek olduğunu bilmiyorum. sormaya da çekiniyorum bu ne demek diye. “şahin amca söylüyorsa iyi bir şeydir!”

    tezgâhının arka tarafında asılı duran belgede doğum tarihi yazıyordu. 1933. 60 yaşını geçmişti ama ruhu gençti şahin amcanın. çocukluk yıllarım boyunca eşlik etti bana. mahalle değişti, insanlar değişti, ben değiştim ama o aynı tatlılığıyla kaldı. oradan taşınırken en çok bu adamı yalnız bırakacağım için üzüldüm. arkamdan seslenecekti bana… “allahsız kitapsız pezevenk” diye…

    ortaokulun sonuna doğru taşındık o mahalleden. bir iki kere ziyaret etmek için gittim yanına ama daha sonraları çok ihmal ettim. 10 yıla yakın bir süredir görmedim hiç onu. ta ki bir düğüne kadar..

    yazları babamla birlikte düğün çekimlerine giderim. kimi zaman kameramanımdır kimi zaman da düğün fotoğrafçısı. bir akşam babam çağırdı yanına. “yarın safranbolu’ya gidiyoruz, çekim var. erken yat dinlen, yorucu bir gün olacak.”

    tüm günümüz düğün sahiplerinin yanında geçti. akşam ise düğünün yapılacağı zalifre otel’e geçtik. gayet eğlenceli geçiyor düğün. bir yandan pastaları mideye indiriyoruz bir yandan işimizi yapıyoruz. derken düğünün yarısında kapıdan içeri yaşlı bir amca girdi. kambur, sağ omzunu aşağı düşürmüş, yavaş yavaş oturacağı yere doğru gidiyor. şahin amca diye bağırmak istedim bir an. durdum sonra. belki yanılıyorumdur, belki benzetiyorumdur. amca oturdu yerine. detaylıca baktım yaklaşıp. babamın yanına geri döndüm sonra. “baba” dedim “bu şahin amca valla!” git otur yanına bakalım tanıyacak mı dedi. fotoğraf makinesini babama bırakıp gittim yanına. bir sandalye çekip oturdum. elini öptüm hemen. “tanıyabilecek misin beni bakalım” dedim. yüzünde tatlı bir tebessüm, bir süre baktıktan sonra “çıkaramadım yahu” dedi. kayabaşı mahallesi dedim, fotoğrafçı vedat dedim, ülker çikolatalı gofret dedim..şaşkınlıktan daha da büyümüş gözleriyle baktı ve…

    ulan allahsız kitapsız pezevenk ! nerden çıktın sen !”

    dediklerinin ne anlama geldiğine aklım eriyordu artık. içinde en ufak bir kötü niyet barındırmadığından emindim. sarıldık birbirimize yıllar sonra. bol bol konuştuk, muhabbet ettik, özlem giderdik.

    tüm dünya değişti, insanlar değişti, süpermarketler sardı dört bir yanımızı. şahin amcamın samimiyeti, iyi niyeti, gülüşü değişmemişti.

    çok farklı bir mutluluk hissiyatını iliklerimde hissettiren bir bakkal… artık yüzlerine bile bakmadığımız, bir sakız almak için bile uğramadığımız..
    (o6kara, 18.02.2009 00:24)
  21. son zamanlarda iyice sayıları azalmıştır. gerek süpermarketlerin yavaş yavaş en işlek yerlere açılması ve insanların buralara yönelmesi gerekse dükkana girip herşeyin fiyatını sorup hiçbir şey almayan mahallenin ş.par çocukları bakkalların kökünü kurutmuştur. özellikle ikinci neden felakettir başlı başına cinayet sebebidir.
    (katilolmaklazım, 05.07.2009 23:49)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil