bir zamanların
sultan-ı şairan,
melikü'ş-şuara'sı şair.
hep, saray edebiyatı, toplumdan kopuk diye bildiğimiz divan edebiyatına yerel öğeleri sokan ilk şairlerdendir. tabii bu mahallilik nedim'deki kadar belirgin değil henüz başlangıç evresindedir.
kasidelerinde o dönemin siyasi olaylarını, mesela o çok iyi bildiğimiz
kanuni mersiyesi'nde sultan'ın ölümünü, bu ölümü
sokullu mehmed paşa'nın halktan saklamasını; diğer kasidelerinde kanuni'nin nahcıvan seferi'ni, iran şahı'nın oğlu mir haydar'ın istanbul'u ziyareti gibi olaylarını anlatmıştır.
askeri başarıları, savaşları ve bütün haşmetiyle kanuni devrini anlatmıştır. baki'nin şiirlerinde tablolar çizdiğini biliriz. savaşları ve zaferleri anlatan şiirlerinde askeri terimleri kullanarak savaşı gözlerimizin önüne getirmemizi sağlar.
değerli madenler, taşlar ve kumaş adları da şiirlerinde yer alır. bu öğeleri özellikle devrin lüks yaşantısını daha iyi anlatabilmek amacıyla kullanmıştır.
baki, şiirlerinde bahar mevsimini anlatmayı sever. baharla saray arasında bağlantı kurar. çünkü baharın en güzel yaşandığı yer osmanlı sarayı ve çevresidir. sarayın mimari zenginliği, bahar tablosunun tam ortasında yer alır.
baki, şiirlerinde bir takım sosyal ve toplumsal olayları da konu almıştır. örneğin, kanuni devrinde gece gezmeleri ve şarap içmek yasaklanmıştır. hatta kanuni, boğaziçi açıklarında demirli bir şarap gemisini yaktırmıştır. delilerin zincire vurularak tutulması da şiirlerinde yer alır. bu olayı baki, aşk acısının aşığı ne hallere düşürdüğünü anlatmak için kullanır.
genellikle şehrengizlerde karşımıza çıkan ticaret, zanaat ve meslek grupları baki'nin gazellerinde çokça karşımıza çıkar. kuyumculuk, nalbantlık, aktarlık, doğramacılık, dalgıçlık vs...
bilindiği gibi divan edebiyatı şairlerinin çoğu rind, ya da günümüz tabiriyle bohemdir. işret ve içki meclislerinde geçer hayatları. fakat baki'nin bir kaç beytinde, ki bu beyitlerden biri de meşhur bahariye kaside'sindedir, ev hayatına ilişkin öğeler vardır. evlerde hoşafların yapımı, buhurdanlar, çocukların dadılarla büyümesi, saksılarda çiçeklerin yetiştirilmesi vb.
divan edebiyatının vazgeçilmezi olan eğlence hayatı ve içki, işret meclisleri baki divanı'nda yer bulmuştur. bayram günlerinde şehrin dört bir yanına kurulan eğlence çadırları, süslü istanbul sokakları ve bu sokaklarda gezen güzeller divanın önemli öğeleri arasındadır. tavla, satranç ve o dönemde halkın evlerinde oynadığı yüzük saklama oyunu da divanda kendine yer bulmuştur.
halk inanışları, halk hekimliği, kimi bitkilerin hastalıkları tedavi ettiği yönündeki inançlar da baki divanı'nda yer almıştır. sihir, havas ilmi, büyücülük, nazar, yıldızların insanlar üzerindeki etkileri, mushaf'a el basarak yemin etme de onun şiirlerinde yer alır.
görüldüğü gibi baki, halktan kopuk bir şair değildir.
rind ve yaşamayı seven baki'nin şiirlerinde insan ömrünün kısalığı ana konudur diyebiliriz. onun şiirlerinde cıvıl cıvıl bir neşe, okuyanın içini açan güzeller, bahar tabloları yer alır. fakat şiirleri çağdaşı
fuzuli kadar derin bir anlam bulamayız. fuzuli'nin her beytini, iyice anlamak için iki kere okumak, tekrar tekrar düşünmek gerekirken baki şiirlerinde anlam kendini hiç yormadan ele verir. ama şekil ve teknik yönden fuzuli kadar başarılıdır. şiirlerinde edebi sanata fazlasıyla yer verir. süslü ifadeleri sever. mazmunları, hayalleri ekseriyetle tabiata ve güzellere aittir. dil yönünde türkçe'ye büyük hizmetleri vardır. en önemlisi de çağdaşlarının aksine saf ve temiz bir istanbul türkçe'sini divan edebiyatı'nda kullanmasıdır. beyitleri atasözü değeri görmüştür.
şiirlerinde tasavvuf yoktur. aşkı gerçek dünyada, maddi alemde arar. güzel olan her şeye aşıktır. zaten
nedim'i en çok bu yönden etkilemiştir.
kanuni sultan süleyman devri, tüm ihtişamıyla baki'nin şiirlerinde kendini gösterir. 17. yüzyılda
şeyhülislam yahya'yı ve 18. yüzyılda
nedim'i etkilemiştir. divan edebiyatı'nın otoritelerindendir. geçmişten günümüze en çok bilinen ve sevilen divan şairlerindendir.
avâze-yi bu âleme dâvud gibi sal
bâki! kalan bu kubbede hoş bir sada imiş.