bahar ankara da da güzeldir vol 3 son fasıl   

adana çık aradan

  1. bahar ankara da da güzeldir ile başlayan zirveler serisinin,
    bahar ankara da da güzeldir vol 2 ile efsaneleşmesinin ardından düzenlenen 3. versiyonudur.

    buyur burdan yak :
    http://zirvetor.itusozluk.net/...
    (serversirverme, 20.05.2008 09:48)


  2. tarih ve saatini görmemi takiben ajandama uzandığım etkinlik.
    baharın yadsınamaz varlığı, ankara'da düzenlenecek olması; bunlar iyi ,güzel ama bakalım o gün için bir planım var mı? hayatını titizlik ve düzen üzerine bina etmiş biri ani kararlar alamaz. ben, bunu yapamam.

    kalemin kapağını ağzımla açıp ucunu fazla bastırmadan ajandam üzerinde dolaştırmaya başladım. evet, tam da tahmin edildiği gibi; 24 mayıs'ın olduğu sayfa baştan sona karalanmış vaziyette.tıpkı diğer 364'ü gibi...

    kapamak üzereyken son anda vazgeçip yazılanlar üzerine odaklanmaya çalıştım. ertelenebilecek veya feda edilebilcek bir şeyler çıkabilir düşüncesiyle...
    okuyamıyordum. neden böyle küçük ve anlaşılmaz yazmıştım ki? baş ve işaret parmaklarımı burnumun iki yanına bastırarak okuma gözlüğümün olduğu masaya ilerledim. gözlüğü taktığımda yazılanlar berraklaştı.

    "çok yalnızım...bugün de tıpkı diğer 364'ünde olduğu gibi yapılacak hiçbir işim yok. kendimi çok kötü hissetmem durumunda ajamdamda yer alan tek telefon numarasını, şahsuvaroğlu nakliyecilik'in numarasını, tuşlamayı düşünüyorum."

    bu türdeki ,fazlasıyla kişisel, girileri yazmayı hiç sevmem aslında. ama dikkat çekmek istiyorum işte ,anlayın. bir de gerçekten çok ama çok korkuyorum. @2405587 nolu girimde bahsettiklerimin gerçek olabileceği ihtimali uykusuz geceler geçirmeme yol açıyor. ama sosyalleşmek de istiyorum öte yandan. mesaj falan atın. rahatlatın beni lütfen. yazdıklarımı favorilerinize de ekleyebilirsiniz. o da olur. yardıma muhtacım şu anda...
    (nebiros, 20.05.2008 15:20 ~ 15:25)
  3. hakkında, "katılırsam yaş ortalamasını yükseltirim" korkusunu taşıdığım zirve. yanı başımda birileri eğlenirken gitmezsem de içinde kalacak. emin değilim.
    (wykka, 20.05.2008 15:24)
  4. tarihi 31 mayısa ertelenmiş zirvedir. daha geniş katılım olması ve geleceklerin daha sakin kafayla gelmesi için değişikliğe gidilmiştir. mekan henüz belli değildir. geleceklerin ortak kararı ile en yakın zamanda belirlenecektir.

    eğer ankara'da yaşıyorsanız (veya herhangi bir sebeple 31 mayıs günü başkentte iseniz) uğramanızı tavsiye ederim.
    (bulsaraa, 20.05.2008 18:58 ~ 18:59)
  5. ankara'ya veda etmek için son fırsattır.
    (hayri potur, 30.05.2008 14:58)
  6. bugün (31 mayıs 2008) 3e'de gerçekleşecek zirve.

    ajandada gözükmemesinin üstüne an itibari ile zirvetörün giriş sayfasında da gözükmemesi tuz biber ekmiştir. zirveden yeni haberi olanlar veya zirveye ulaşamayanlar için;

    http://zirvetor.itusozluk.net/...
    (bulsaraa, 31.05.2008 01:59)
  7. 31 mayıs'ta yapacağımız ve zirvetörde gözükmeyen, gizli zirve. kayboldu. bozuk galiba zirvetör. buradan yetkililere sesleniyorum:
    kaybolmayan zirve yapsınlar!
    (cisim tamlaması, 31.05.2008 02:08)
  8. zirve gününe girmiş bulunduğumuz için artık yeni zirveler bölümünden takip edemeyeceğimiz zirve*. artı zirveye son 12 saat kaldı. ankara semalarındaki bütün yazarların iştirakini bekliyoruz.
    (maglor, 31.05.2008 02:37)
  9. çok yazarmışım gibi iştirak ettiğim zirvedir.
    tüm katılımcıların güleryüzüne müteşekkir kaldığımı da belirtmek ister, selam ederim.
    (zinkafnun, 01.06.2008 01:33)
  10. en bi' güzel muhabbetlerin döndüğü zirvedir.
    (hayri potur, 02.06.2008 00:16)
  11. üçlemenin son ayağı.
    (bulsaraa, 02.06.2008 00:18)
  12. zirvenin düzenlenmesine birkaç saat kalmıştı. gözkapaklarımı zorlukla aralayıp yerimden kalkabildim. önceki gecenin neredeyse tamamını katılımcıları tanımaya çalışarak geçirmiştim. sağlıklı bir dialog ortamının oluşması adına hepsinin girilerini tek tek okumuştum. karşılıklı anlayış ve toplumsal mutabakata şiddetle ihtiyaç duyulan şu günlerde yapılması gerekeni yapmıştım. pijamalarımı katlayıp yatağımı düzeltirken bunları düşünüp gülümsüyordum.

    hızlıca yapılan bir kahvaltının ardından odama tekrar döndüm. katılımcıların yazmış olduğu girileri bir kez daha gözden geçirmeyi istiyordum.
    "-kullanıcı adı neydi?
    -hede hödö.
    -ah, evet. kendinizi tanıtmakla yorulmayın lütfen .bana bırakın: manisalısınız .ancak baba tarafınız selanik göçmeni. 2007 senesinde karadeniz teknik üniversitesinden mezun oldunuz. votkanızı sek seversiniz. sizden ilk duyuşta aşık olunan bir şarkı ismi istendiğinde cevabınız space dye vest olur, değil mi?
    -çok etkilendim. şu anda ne söyleyeceğimi bilemiyorum. tenisle ilgileniyorsanız gelecek haftasonu kimseye bir söz vermemenizi rica edeceğim .sizi de aramızda görürsek gerçekten çok mutlu olacağız.
    -güçlü backhand lerinizle baş edebileceğimi zannetmiyorum. ama neden olmasın?"

    tatlı hayaller kurarak ve sayfaları kontrol ederek geçirdiğim bir yarım saatin ardından odamın kapısı şiddetli bir tekmeyle açıldı. gelen kötü kalpli ikizimden başkası değildi.

    -hoşgeldin sevgili kardeşim. rahat bir seyahat geçirdiğini umarım.
    -bırak şimdi yolculuğu. sen niye irkildin öyle? porno izliyordun değil mi?
    -yıllardır porno izlemiyorum. sömürü sinemasına nasıl bir gözle baktığımı biliyorsun .irkilmem de senin kapıyı tekmeyle açmış olmandan kaynaklanıyor. hepimiz içeri izin isteyerek girme alışkanlığını kazansak yaşadığımız dünya daha güzel bir yer olmaz mıydı?
    -eline ne yaptın öyle?
    -avuç içimdeki kesiği mi kastediyorsun?
    -evet, yenge adet geçirmeye başladı galiba hahaha.
    -ama bunlar çok seviyesiz latifeler.
    -onu bırak da ta izmir'lerden gelmişim. bi' ayağa kalkıp karşılamak yok mu?
    -çok özür dilerim kardeşim. bugün çok dalgınım. aklım hep bir saat sonra başlayacak olan zirvede...
    -zirve mi? zirveye mi gidiyoruz beraber?
    -öhüm, zirve mi dedim? dilim sürçmüş olmalı. bugün zirve falan yok.
    -her neyse...hala beni kucaklamadın ama. hadi bekliyorum.

    hemen ayağa kalktım. karşımdaki ,kalbini kötülük bürümüş bir kimseydi. ama bu kardeşim olduğu gerçeğini değiştirmiyordu. kollarımı açtım. boynumu sola yatırdım ve gözlerimi sıkı sıkıya kapattım. bir süreliğine öylece bekledim.

    gözlerimi açtığımda ikizimi bilgisayarı kurcalarken gördüm. kendi kendine mırıldandığını duydum :"mekan 3e saat 15:00, evet. "

    -niçin yalan söylüyorsun? bak bugün zirve varmış. erken gidelim de yerimiz güzel olsun. şimdi sapların arasında kalırız, neme lazım.
    -beraber gitmeyi gerçekten çok isterdim. ama bu , yalnızca yazarlarının katılabildiği bir etkinlik.
    -tüm kızlara sarkıntılık ederiz. taşkınlık çıkarırız. beraber gidelim!
    -böyle bir şeyin olabileceğini zannetmiyorum.
    -anlayışla karşılıyorum.
    -ıne dedin?
    -anlayışla karşıladığımı söyledim. kararına saygı göstereceğimden emin olabilirsin.
    -beni çok şaşırttın.
    -ve izin verirsen kardeşin olarak seni bir konuda uyarmayı istiyorum. içki içerken sergilediğin davranışlar son derece itici.
    -neden bahsediyorsun?
    -kadeh ve bardak tutma stilini kastediyorum. şu kupa üzerinde göstermeme izin ver. görüyor musun? işaret ve orta parmakların olması gerektiği yerde durmuyorlar.
    -düzeltmeme izin ver. şimdi oldu mu?
    -hayır.
    -peki şimdi?
    -şimdi oldu. ama bence yudumlama konusunda da biraz çalışmalısın. çantamda votka olacaktı. bekle.

    kardeşim votkayı duraksamadan açtı. kadehi doldurdu ve denememi istedi. kanaatine göre ilk kadehi olması gerekenden çok daha yavaş içmiştim. bu da beni itici göstermişti. ikincisinde hızlandım. ancak bu kez de dudağımı büzerek içmiştim. kadehim sürekli yenilendi. her seferinde daha fazla gayret göstermeye çalıştım.
    sonlara doğru kendimi kötü hissettim. yarım saatliğine uzanmamın iyi olacağını düşündüm.

    şiddetli bir baş ağrısıyla uyandığımda bir kez daha aldatılmış olduğumu gördüm. siyah pantolonum ,lacivert gömleğim ve ikizim ortalarda yoktu. hala çalışmakta olan bilgisayarıma yaklaştım. ekranda google maps sitesi belirdiğinde hırsla küfrettim. saat dörde gelmişti. şansım var mıydı? herşey bitmeden yetişebilir miydim?

    evden koşarak çıktım. kızılay'a tahmin ettiğim süreden çok önce ulaşmıştım. bu hızla gitmem durumunda herşey bitmeden yetişebilme şansını yakalayacaktım. ancak kalabalığı görünce aniden yavaşladım. görünüşe göre oralarda bir yerde bir kamera vardı.

    kendimi tutamadım. hemen bir tanesinin arkasına geçtim ve cep telefonumu çıkardım. eski kız arkadaşımla bağlantı kurdum.

    -efendim?
    -merhaba. ntv'yi açsana hemen. şu esnada televizyondayım. canlı yayında...
    -peki ama canlı yayındaysan telefonla nasıl konuşuyorsun?
    -vaktim kısıtlı. hemen televizyonunu açmanı rica ediyorum.
    -açtım. ama şimdi başka birinden röportaj alınıyor. görünmüyorsun. kaçırmış olmalıyım.
    -kaçırmana imkan yok. bak, senin için el sallıyorum.
    -gerizekalı!

    sokak röportajları sırasıyla tunalı hilmi caddesi ve çankaya'da devam etti. yayın bittiğinde saat yediye gelmişti. kamera gördüğümde önüne geçip ekrana çıkma tutkum şu yaşıma kadar benden çok şeyi götürmüştü. yine çok fazla vakit kaybetmiştim. herşey için çok geç olabilirdi.

    sonunda organizasyonun düzenleneceği bara ulaşabildim. katılımcılardan oluşan büyük masanın yakınına oturup dinlemeye geçtim. niyetim durumun vahametini ölçmekti.

    lanet olasıca ikizim oradaydı. ve her zaman olduğu gibi dikkat çekmeye çalışıyordu. uzun ve müsteçhen hikayelerini anlatıyordu yine. ilgi göremediğini düşündüğü vakitlerde ise masadakilere sataşmaktan geri kalmıyordu.

    beklemeye devam ettim. herşey çok kötüydü. kendimi astral seyahatte gümüş kordonu kopmuş biri gibi hissediyordum. sanki bedenim karanlık bir varlık tarafından ele geçirilmişti. birilerinin farkına varmasını bekledim. ama nafileydi. birilerinin "hayır o girileri sen yazmış olamazsın, burada bir yanlışlık olmalı" demesini bekledim. ama bir türlü gelmedi.

    sinirlendim ve ardı ardına tekila içmeye başladım. başımı kaldırdığımda kardeşimin masada olmadığını gördüm. tuvalete gitmiş olmalıydı.

    tuvalet kapısını araladığımda tahminimde haklı olduğumu gördüm. her gün ayna karşısında görmeye alışık olduğum yüze rastladığımda suratım asıldı. kendi kendine konuşuyordu. prova yapıyordu: "en beğenilen girilere girdim...yok, girdim olmadı...en beğenilen giriler arasındaki yerimi aldım..hayır , bu da trt spikeriymişcesine oldu."

    varlığımı fark ettiğinde dönüp gülümsedi:
    -sonunda uyanabildin demek.
    -uyanmamış olmayı dilerdim.
    -herkesle papaz oldum. çok iyi vakit geçiriyorum.
    -...
    -esas şenlik birazdan başlayacak. elimdekini görüyor musun?
    -o da ne?
    -viegra'ya benzeyen bir ilaç. adamlardan birinin içkisine katacağım .birazdan ortalık fena halde karışmış olacak.

    gevrek bir kahkaha attıktan sonra masasına ilerledi. yerime geçtiğimde ortalığın gerçekten de karışmış olduğunu gördüm. kaostan beslenen kardeşim ise kendini teşhir etmekle meşguldü. gömleğini hafifçe kaldırıp ince belini ve şekilli karnını sergiliyordu. ahlak ve adaptan nasibini alamamış birisi için bundan doğal bir davranış olamazdı. ilgi çekmek adına herşeyi yapabilecek biriydi.

    bozulan sinirlerimi birkaç tekila daha içerek onarmaya çalıştım. kadehleri hızlıca tükettim ve hesabı ödemek için kasaya ilerledim. elimi cebime attığımda ruhum ve bedenimle birlikte cüzdanımın da çalınmış olduğunu gördüm.

    çaresizlik içinde ceplerimi kurcalamakla meşgul iken barmenin seslendiğini duydum. büyük masada oturup oturmadığı sordu. istemeden de olsa evet cevabını verdim. gün içinde yeterince zarar görmüştüm. bir de bar çalışanları tarafından dövülmeyi kaldıramazdım.
    (nebiros, 02.06.2008 17:46 ~ 03.06.2008 14:04)
  13. fotoğraflarına şu adreslerden ulaşılabilecek zirve.

    http://rs201.rapidshare.com/...
    http://rs159l3.rapidshare.com/...
    (hayri potur, 06.06.2008 00:28)