divan edebiyatı profesörlerinden iskender palanın romanıdır. ancak iskender hocanın, akademisyen olarak kalması, romana ya da diğer yazın türlerine bulaşmaması gerektiğini düşündüğüm eseridir. zira edebiyat çevresinde iskender hocanın yapmaya çalıştığını ihsan oktay anar başarıyla yapmaktadır. (bkz:
herkesin yeteneği ayrıdır.)
en sonunda bitti dediğim kitaptır...
ağır sözler,karmaşık bi kurgu..baştan sona not tutularak okunması önerilir,yoksa kitap bittiğinde tamamen anlaşılmamış olması olasıdır.kesinlikle edebiyatçılar için yazılmış,normal kitapseverlerin okumak için biçok kez düşünmesi gerektiğine inandığım eser!
(bkz:
iskender pala)
büyük bir bilgi birikimini aktarmasına rağmen iskender pala nın romancı olmadığını ispatlamış eserdir..
i.pala'nın kitaplarının en güzelidir, bundan sonra leyla ve mecnun hakkında okuyacağınız tüm kitaplar size yavan gelir, fakat
iskender pala tüm kitaplarında aynı şekilde yazmaktadır bir tane okunması kafidir.
l&m kitabı yaşadıklarını anlatmaktadır. böyle bir kurgu ilgi çekicidir. daha önce denenmiş olsa da bu kadar başarılı olacağı aklıma gelmezdi. adeta bir polisiye tadında okuyabileceğiniz ve l&m kitabının serüvenlerine şaşıracağınız kitap. olaylar karışık gelişse de anlattığı şeyin ana mantığı aşktır. onla acı çektiğimiz ve onsuz da birey olarak dünya üzerinde dursakta ruhen veya kalben dünya üzerinde yaşamadığımızı söylemektedir işin aslı. bu kitabın önsözü çok hoştur. yazar önsözün ilk cümlesinde''bizce aşkı bilmeyen biri bu kitabı hiç eline almamalıdır'' gibi bir cümle kurarak günümüzde aşk sandığımız şeyi tamamen parçalamaktadır.
romanın sonunda başrol oyuncusunun süleymaniye kütüphanesi'nde boynu bükük bir şekilde ziyaretine gelecek bir dost bekler vaziyette olduğunu öğrendiğim kitap. nevar ki sevgili hocamız kitabın demirbaşını ve açık adresini vermekten kaçınmıştır. sebebi ise romanı her okuyanın gidip ellemesi sonucu oluşması muhtemel manzaradır. bu benim iştahımı daha kabartmıştır orası ayrı.
aşkı tanımayanların okumaması gereken kitaptır. eğer elinize alıp bitiremediyseniz aşık olun ve tekrar deneyin...
ve sen çöl kızı leyla...
seni yüreğimden koparmak isteyenlere karşı nevfel'in ordularınca savaşmaya hazırım.
bu şehir, ki bu kadar güzeldir, sen buraya yakışırsın.
ah bir izini bulabilsem.
leyla...
da vinci şifresi kitabına beş yüz beş basan bir kitaptır ama;
dan brown gibi bir adamdan değil
iskender pala gibi bir edebiyatçıdan çıktığı için,
içi boş amerikan kafasından değil de binlerce yıllık türk islam kültürünün yükünü taşıdığı için,
amacı sırf edebiyat yapmak veya sırf hikaye anlatmak olmadığı için,
ilk defa kitap okuyanlara "aa kitap okumak güzel bişeymiş" dedirtmek için yazılmadığı için
insanımız tarafından muhtemelen değeri bilinemeyecek bir şaheserdir.
hikayesi herhangi bir
grange kitabı kadar çapraşık ve güzel kurgulanmıştır ama herhangi biri önyüzünde duran edebiyattan haz ala ala içeri girip o hikayeye pek ulaşamaz.
iyidir, güzeldir, hoştur,
okunası dır, güzel kitaptır,
şaheserdir.
polislerin ödül verdiği , bazı bazı ilgi çeken bazı bazı can sıkan kitap. aşka yeni bir tanım getirmez, zaten varolan bir tanımı yeniden dillendirir.
okumak için bilgi birikimi gerektiren bir kitap. tuna kiremitçi'nin yazar olabildiği bu toplumda değerinin bilinmemesi gayet doğaldır. isminden kaybetti bir kere. babil'de ölüm istanbul'da aşkmış. olmuyor iskender hoca koy adını bol kelime oyunlu, ağlak bir şey bak nasıl patlar roman.
kitabın okuyucuya anlattığı uzunca bir öyküdür ya da efsanedir. okunduğu zaman leylasını arayan mecnun misali hissedilen, yüzyılları tüketen bir kişi moduna sokan, etkisinden uzunca bir süre kurtulunmayan, çoğu divan şaiiri hakkında birşeyler öğreten ve ' benide böyle anlatacak.' edaları attıran bir kitaptır.
kimilerinin
da vinci şifresi kitabından esinlenilerek yazıldığını iddia ettiği kitaptır fakat bu iddia külliyen yanlıştır çünkü da vinci şifresi abd'de mart ayının ortalarında, babil'de ölüm istanbul'da aşk ise türkiye'de mayıs ayının başında (ikisinde de yıl 2003 oluyor bu arada) piyasaya çıkmıştır. tabi iskender pala bir buçuk ay içerisinde bu kitabı ingilizce olarak okuyup, kitaptan esinlenip, babil'de ölüm istanbul'da aşk'ı yazıp bir de piyasaya çıkartmayı başardıysa bu da saygı duyulacak bir iştir.
"ölmesini bilen için hançer hayat demektir, ve aşkı bilen biri için yedi gerçek sır vardır, ona sahip olan dünyaya hakim olur."
işte bu sırların gizli olduğu fuzuli beyitleri:
1. ref' oldu hicab-ı şahid-i raz
aşk oldu melamet ile demsaz.
(sır gelinin duvağı açılınca
aşk ile kınanmışlık birbiriyle aynı dilden konuştular)
2. billah nedir ane aşka mefhum
bu sırr-ı nihanı eyle malum
(ben o gizli aski bilmiyorum,o nasil bir seydir hele söyle de icinde bulundugum durumun ask olup olmadgini anlayayim!)
3. aşk olduğu yerde mahfi olmaz
aşk içre olan karar bulmaz
(aşk olduğu yerde gizli kalmaz
aşk içinde olan karar bulmaz)
4. sevda siyah etti ruzigarım
aşk aldı inan-ı ihtiyarım
(sevda günümü kararttı
aşk bilinç dizginlerimi elimden aldı)
5. endişe-i akldan cüda kıl
aşk ile hemişe aşina kıl
(tanrım beni akıl endişesinden uzak eyle
ve beni her an aşk ile içli dışlı yap)
6. bildim ki nihan bela imiş aşk
bir dertli macera imiş aşk
7. ben aşk güzergehinde hakem
el cümle bilir derunu pakem
çeviriler ordan burdan alınmadır.
harika bir dil ve anlatıma sahip büyüleyici bir yolculuktur, harika tümceler ve zengin bir türkçe-osmanlıca lisan hakimiyeti söz konusudur ancak konu itibarıyla uzun bir zaman dilimini anlattığı için bazı okurlar takip ederken zaman zaman sıkılıp yorulabilir...
(persa, 21.11.2008 00:54)
ilgi çekici yanları olsa da, karmaşıklığıyla insana kendini aptal gibi hissettiren, "yahu ben neden anlayamıyorum ya da unutuyorum on sayfa önceki şeyi ki?" gibi iç konuşmalara iten bir kitaptır. ihsan oktay anar esintisi mutlaka ki vardır.
popülerliği kadar okunurluğu iyi değildir. öyle gaza gelip de, en çok satanlarda olduğu için veya indirimde olduğu için sakın satın alıp okumayın.
çünkü bu kitabı okumak için bir altyapı gerekli, benim fizik okumam ne kadar saçmalama olursa anlamayanın da bunu okuması o kadar saçmadır. divan edebiyatı eğitimi yoksa okuyucunun pek de bir şey anlamaz, hele ki yapılan telmihler, tarih ve menkıbelerin bilinmesini gerekli kılar. dili yavan ve ağırdır, yavaş yavaş makale gibi okutur kendini kitap. ama sonu geldiğinde orgazm olursunuz. bu orgazm çok geç gelir, hele kitabın kapağını kapayıp rafa koyduğunuzda üstüne sigara keyfi başlar.
aşkın tanımını günümüzden farklı yapan, bir ödev nedeniyle okuduğum ve okutmaya çalıştığım kitaptır.