görseller
babelbabel
babelbabel
belki ilginizi çeker
  1. · ryan babel
  2. · gael garcia bernal
  3. · females under 18
  4. · gael garcia bernal
  5. · 11 14
  6. · gustavo santaolalla
  7. · hiç bitmesin denilen filmler
  8. · bittikten sonra insanı mal gibi bırakan filmler
  9. · günde üç film izlemek
  10. · sonuna kadar izlenemeyen filmler
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · sözlük yazarlarının hayalleri
  2. · itü yazarlarının evlenmek istedikleri ünlüler
  3. · beşiktaş
  4. · günün tek cümlelik özeti
  5. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  6. · ugg düşmanı ezik kızlar
  7. · annelerin yakışıklı anlayışı
  8. · abi kardeş diyalogları
  9. · ulus devlet

babel  

 sayfa  / 3
  1. alejandro gonzalez inarritu'nun yönettiği, müziklerini gustavo santaolalla'nın yaptığı, başrollerde cate blanchett, diarios de motocicleta'da ernesto che guevara'yı canlandıran gael garcia bernal ve brad pitt'in bulunduğu; sırf bu kadrodan dolayı kötü olmasına imkan vermediğim film. 10 kasım 2006 olarak açıklanmıştır gösterim tarihi. ne diyeyim, kısmet olursa muhteşem ötesi şeyler bekliyor bizi sevgili okur.
    (sigur ros, 11.09.2006 22:51)
  2. (bkz: ryan babel)
    (rafael, 11.09.2006 22:56)
  3. brad pitt'in her röportajında ağzı yarım ay şeklinde açık/kapalı güldüğü film.
    (man on the moon, 26.09.2006 22:56)
  4. (bkz: babel fish)
    (akaydo, 21.10.2006 23:28)
  5. 21 grams 'ın bir hayli gerisinde kalmış bir filmdir kanımca, kötü değildir ama 21 gramsı seyrettiyseniz etkilenmeniz de pek mümkün değildir.
    (kun3uli, 12.11.2006 16:21)
  6. kültür ve dil farklılıklarını, iletişim bozukluklarının insanların hayatını ne kadar etkiledigini, insanların iç dünyalarını çok etkileyici ve yalın bir dille anlatan film. meksika-amerika-japonya-fas dörtgeninde başınız dönüyor. alejandro gonzalez inarritu'ya özgi yakın-uzak kamera çekimleri, zaman karmaşası, sıcak renkler, gitar sololu müzükler ve hep görmeye alıştığımız klasik oyuncular insanı hic şaşırtmıyor. paramparça aşklar ve köpekler veya 21 gram kadar başarılı olmasa da gerçekten etkileyici bir film.
    (ruya, 13.11.2006 14:18)
  7. batının doğuda insanlık adına yenildiği filmdir. modern zamanların aşındırdığı değerlerle geleneksel değerleri koruyanların müthiş bir çarpışması da denilebilir. amerika, meksika ve japonya nın fas ta insanlık testinden nasıl gectiğini görmek istiyorsanız hemen bir sinemaya koşun derim. küreselleşme denilen canavara yenilmeyenlerin zaferi daim olsun. bu sloganda filmi beğenmeyenlere kapak olsun
    (vonalı, 19.11.2006 06:34)
  8. a.b.d.'nin ipliğini pazara çıkaran alejandro gonzalez inarritu filmi...

    *** spoiler ***

    öncelikle alejandro gonzales inarritu'nun 3 filmi (amores perros, 21 grams, babel) ülkemizde gösterildi... ben sadece "amores perros" filmini seyretmiştim... bu nedenle "babel" filmini ancak "amores perros" filmiyle kıyaslayabilirim...

    babel'de birbirine bağlantılı 4'lü bir hikaye var... a.b.d.'li aile, meksikalı aile, japon aile ve faslı aile(ler)... bunların hepsi tamam ama bana japon aile hikayesi çok kopuk, çok zorlama geldi... bunun nedeni ise; hikayenin hem sağır-dilsiz olması nedeniyle erkeklerle ilişki kuramayan ve bu yüzden kendisiyle aynı rahatsızlığı olan kız arkadaşlarının alay konusu haline gelen, hem de annesinin gözünün önünde intiharı nedeniyle psikolojik travma geçiren bir kızın üzerine kurulu olması... diğer hikayelere bağlı olması gereken kişi bana göre aslında baba olmalıydı ancak babayı en fazla 2-3 sahnede görüyoruz o kadar... bunun yerine babanın üzerine kurulu bir hikaye kurulabilirdi... misal; adamın karısı o tüfekle intihar ediyor, adam psikolojik travma geçiriyor, kendine gelmek için en sevdiği hobisi olan ava yöneliyor ve avlanmak üzere japonya'dan afrika'ya yani fas'a gidiyor... orada bir fas'lıya tüfeğini hediye ediyor falan... bir çırpıda aklıma gelen hikaye bu...

    bu kopukluk nedeniyle film amores perros'taki hikayeler gibi birbirine sıkı sıkıya bağlı değildi...

    brad pitt'e başrolü vermelerinin sebebi ise filmi a.b.d.'ye pazarlayabilmek için... yoksa yönetmenin a.b.d.'ye yaptığı bu giydirmelerle filmi a.b.d.'ye kabul ettirmesi mümkün değil...

    nedir bu giydirmeler?

    - a.b.d.'den meksika'ya elini kolunu sallayarak girersin... meksika'dan a.b.d.'ye girerken anandan emdiğin süt burnundan gelir...

    - a.b.d. vatandaşı biri bir afrika ülkesinde vurulursa dünya ayağa kalkar, japonya'da bile haberlere çıkar, gündem oluşturur... ancak aynı a.b.d. vatandaşını vuran faslı çocuğun akıbetini kimse merak etmez, ölse dahi... o çocuk, çocuk dahi olsa artık terörist damgasını yemiştir bir kere, çünkü istemeden de olsa bir a.b.d. vatandaşını vurmuştur...

    - a.b.d. vatandaşı 2 küçük çocuk a.b.d.'de bir çölde kaybolduğunda polis teşkilatı tümden seferber olur ve o 2 küçük çocuğu bulur... gerçi gösterilmedi ama bilinçaltına şu yerleştirildi: o 2 küçük çocuk meksikalı olsaydı kimse aramak için kılını kıpırdatmazdı...

    sözün özü film tamamen hayatın adaleti ve insanların önyargıları üzerine kurulu bir filmdi... tüm bu yukarıda yazdıklarımı benim gibi filmi izlerken düşünmezseniz salondan rahat çıkarsınız... yok hem filmi izleyip hem de düşünürseniz, sarsılmaya, hatta alejandro gonzales inarritu tarafından sağlam bir şekilde pataklanmaya hazır olun derim...

    *** spoiler ***
    (van den budenmayer, 20.11.2006 17:52 ~ 17:53)
  9. korsan cd'si satıcılara ulaşmış gördüğüm kadarıyla.
    (sigur ros, 22.11.2006 17:12)
  10. "herşey birbiriyle bağlantılı" temasıyla bana traffic ve crash'i anımsatan, babel isminin anlamı itibariyle çok güzel oturduğu, sistem eleştirilerinin gayet yerinde olduğu, fakat nedense sanki "akmayan" film.
    (cherryblossomgirl, 30.11.2006 02:59)
  11. politik süreç devam ediyor; bu nedenle ölmek zorunda kalabilirsiniz, yetkililerin skinde dahi olmayacaksınız çünkü.

    inarritu'nun* çocuklarına adadığı, guillermo arriaga'yla çevirdiği diğer filmlere (diğer ikisi 21 grams ve amores perros) şeklen oldukça benzeyen yapıt. ülkem insanının sinema salonunda evde vcd seyredercesine sohbete dalmaları, mesajlaşmaları hatta telefonla konuşmaları; birkaç telefonda zil sesi olarak sean paul ve fifty cent çalmasına rağmen seyretmeye çalıştık şaheseri. saygı duruşu nedir bilmeyen, gustavo* iguazu'yu çalarken osurup geğiren, başka hayatların ve başka faciaların olduğunu düşünemeyen; malum bir cinsel içerikli sahnede "hehehe amcuğa bak lan" diye sırıtan adamlar da var.

    ama inarritu kotarmış. belki çok edebi olacak ama, ki yukarda sayıp sayıştırırken de öyle oldu pek istemezdim, olayların bizden ayrı işlediğini, hayatın kendi ritmi olduğunu da gösterir diye düşünüyorum.

    saygılarımla.
    (sigur ros, 30.11.2006 21:59 ~ 21:59)
  12. aslen gerilim filmi değil bu ama izlerken en çok gerildiğim filmlerden biri oldu. bitince hem acayip bir rahatlama, hem de filmin bütün güzelliği ve görkemi çökmüştü üzerime, aptal olmuştum, kısadevre yapmıştım. ağlamıştım biraz evet.
    (ördeklerindomatestabanfiyatlarınaetkisi, 30.11.2006 22:39)
  13. gidildi ve görüldü ki senaryo tekniği olarak amores perros ve crash'de tutan "hadi birbirinden ayrı bir kaç yaşamı alıp, bir olay üzerinden birbirine bağlayalım" temasının eğreti durduğu, ne yapmak istediği, kime giydirmek istediği belli olmayan bir film olmuş.ve hatta o da olmamış. ama oyunculuklarının ve çekim tekniklerinin güzel, müziklerinin şahane olması ile hatırlanabilir bir film sadece

    açık söyleyeyim fragmanı izleyip "babel" ismini de görünce suyun kaldırma kuvvetini bulmuş arşimet gibi "tamam!" dedim, "bulunduğumuz topluma ve zaman dilimine çok sağlam bir eleştiri geliyor, bir zamanlar medeniyetlerin birlikte yaşadığı ve çöktüğü babil ile özdeşlik kuruluyor" dedim, öyle sandım. ama hayal kırıklığına uğramak için izlemek lazımmış. "bu filmde abd eleştirisi var" demek için çok uğraşmak, hiç bir ayrıntıyı görmeden kazı yapan inşaat makinesini izler gibi izlemek lazım. şöyle ki gerçek eleştirilen, güçlülerin sistemine yapılan küçük atıflara kanmayıp sahnelerin altını biraz kazıyınca farkediliyor. ilkel çağlardaki gibi yemek yiyen, yaşayan ve hatta tüm dinsel kimliğine rağmen ahlak anlayışı olmayan bir doğu, sözde medeni, gelişmiş ama bu gelişim sırasında ezilmiş, yamulmuş, can çekişen bir hayatı sürdüren uzak doğu, medeniyetin duvarının dibinde uzanmış sefil bir dilenci gibi doğu amerika ülkeleri gözümüze sokuldukça abd'nin eksik yanları pek hafif kalıyor.

    açıkçası ucunda bir insanın hayatı olduğu halde beklemeyi reddeden turist kafilesi dışında amerika'ya esaslı bir giydirme içermedi, beni kahretti. bir de tüm filmi izlerken 3. sayfa haberleri okuyor, bir gerçek kesit izliyor gibi hissettim.
    (atropos, 01.12.2006 01:02 ~ 13.12.2006 13:21)
  14. hikayeleri bağlama çabası fikir bazında çok ince olsa da uygulama çok kopuk olduğu için bağlamadan çok dikkat dağıtıcı ve bölücü etki bırakan, paralellikleri ordan burdan ayar verme şeklinde kuran film.
    karakterleri etnik gruplar olarak değil de insanın özündeki yapısı ile insanın üstündeki toplum ve kurumlar olarak ele almış gibi duran, eleştirisini bir devletin insanına değil kurumlara yapan film.
    *** detaylıspoiler ***
    fas ambulansının terörist ülkedir kim bilir hastanede bi de değerli amerikalı organını çalarlar bizim hatunun ya da naparlar bilinmez diye amerikalı yetkililerce yoldan çevrilmesi ve can çekişen bir insanın bekletilmesi pahasına tee amerikalardan helikopter gönderilmesi gibi absürd bi işe girişilmesi üstüne bi de telefonda hanım kızın kocasına merak etme her şeyi çözüyoz biz teröristleri bulcaz karını da o pis fas hastenesinden kurtardık demeleri olayların aslında kurumlar arası düşmanlıktan ibaret olduğu ve arada ölenlerin aslında sadece dekor olduğu düzende kadını kurtarmanın öneminin olmaması amerikan toplumuna değil devlet ilkelerine de değil hükümetine ve mevcut politikasına bir girdi sağlamaktadır.
    karısını yüzüstü bırakabilecek kadar yabancılaşmış bir toplumsal yapıdan bi adamın aynı toplumda yaralı kadını bırakıp şehre dönmek isteyen bi turist kafilesiyle gittiği yerde gayet yabancı olduğu adamlardan zor koşullar altında insancıl yardım alması, kendi toplumundaki adamın değil ev sahibinin yoğun ilgi ve çabası, bunun üzerine teklif ettiği paranın bile kabul olmaması, karısıyla gayet didişme modunda olan adamın hem o yabancı kültürle hem karısıyla konforlu ve dışarısı tarafından yönlendirildiği kent hayatında değil temel yaşama güdüsüyle uğraşmak durumunda kalınca kaynaşması insanlık ölmedi de toplum çökmüş be güzelim dedirtebilmekte.
    meksikadan amerikaya geçerken kendi ailesinin satışına gelen hanım teyzenin evladı saydığı amerikalı çocukları sayıklaması yine bireysel ilişkilerde insancıl anaç dürtülerin sınırları aştığını ama kurumların bu durumu pek anlamaya kasmadığını göstermekte.
    japon hatunun hikayesi fazlasıyla kopuk olsa da kendisiyle benzer zorluklarla yüzleşen aynı toplumdan insanlardan göremediği empatiyi çıplak olarak karşısına çıktığı alakasız bireyde bulmasıyla toplum insanı yalnızlaştırma yoluna giderken insan özündeki iyiliği sadece böyle anlarda yaşayabiliyor gibi bişe demeye çalışmış olabilir. nası bağlıcamı şaşırdım.
    *** detaylıspoiler ***
    (etipuf, 01.12.2006 01:24)
  15. film bitince yani? niye? eee sonra? sorularının kafaya üşüştüğü film...
    (athelas, 03.12.2006 00:38)
  16. zaman içermeyen sadece mekan içeren innaritu filmi...
    (fakespeare, 08.12.2006 14:47)
  17. öncelikle basit bir yorum yapmak gerekirse; güzel film, izlenesi film.

    her zaman olduğu gibi inarritu düz bir zaman çizgisinde seyretmeyen kurgusuyla filmi oluşturmuş ve insanların yaşamlarının kesişim noktaları üzerinden yola çıkarak karakterlerini bu kesişim etrafında anlatmış ve hikayelerini bizlere sunmuş.

    film bir karşıtlık, bir gösteri, bir yanında duruş filmi değil. salt propaganda filmleri -ki bunların da öznel yargılara göre değil gerçekten o iş için yapılmış olanlarını kastediyorum burada- haricinde hiç bir filmin ya da hikayenin tek bir anlamı, okunun hedef aldığı tek bir noktası olmaz, olamaz.

    bu film de işte öyle bir film; bizlere bir çok açıdan hitap etmeye çalışan hikayesini farklı açılardan anlatan bir film.

    genel olarak kaba bir şekilde özetlemek gerekirse; film dünyanın bugün içerisinde bulunduğumuz halinde alakasız noktalardaki alakasız insanların aslında en küçük sayılabilecek şeylerle dahi birbirlerine ne kadar büyük bir olaylar örgüsü ya da trajedilerle bağlanabileceğini ama tüm bu iç içe geçmişliğe ve bütünlüğe rağmen insanların birbirlerine ne kadar uzak olduklarını, önyargıları, bilgisizliği, kültür farklarının aşılamaması ve sebeplerini göstermeye çalışıyor.

    içine doğduğumuz dünyanın ne kadar küresel bir köy olduğunu ama bir o kadar da o birbirine bağlı insanların kendi halleri ile meşguliyet ile dışarı ne kadar kapalı olduklarını, birbirlerini anlamadıklarını; anlamak ve anlaşılmak için önce dinlemenin gerekliliğini sunuyor.

    insan yaşamlarının ne kadar birbirine bağlı olduğunun yanında mevcut farklılıkların insanların değer yargıları ve insan değeri üzerindeki etkilerini de sert bir şekilde yüzümüze çarpıyor.

    kesinlikle izlenilmesi gereken bir film babel; oyuncuları şöyle, yönetmeni böyle diye değil de kendisi şöyle ve kendisi böyle olduğu için. dinlememiz için bize bir şeyler anlattığı ve belki de dinledikten sonra anlaşılmak için kendimize farklı şeyler katabileceğimiz, kayıp bazı şeyleri bulabileceğimiz için izlenilmesi gereken bir film.

    basit bir yorumla; güzel bir film, izlenesi film.
    (theone, 08.12.2006 16:10)
  18. salt, abd yanlısı ya da abd karşıtı propaganda yapıyor, şelkindeki sığ anafikir tespitlerinden ötede bir filmdir. öyle ki yaşamın ta kendisini üstüne en ufak bir sos eklemeden önümüze koyan yönetmenin önceki filmleri ne kadar gerçekse babel de o kadar sade ve gerçektir.
    (marsellus wallace, 15.12.2006 01:49)
  19. filmin en etkileyici yanı karakterlerin yaşadıklarını iliklerinize kadar içinizde hissetmeniz. hikaye ise içinde birçok rastlantıyı barındırmasına rağmen çok gerçekçi olduğundan göze batmıyor ve aykırı durmuyor. uzunluğuna dolayı da ben hiçbir sıkıntı hissetmedim. zaten 3 ayrı hikaye incelendiği için 45 dakikalık 3 ayrı film izler gibi oluyor insan. hissettiğim tek sıkıntı filmdeki karakterlerin yaşadığı buhranların içimi germesiydi diyebilirim.
    (togisama, 18.12.2006 02:26)
  20. farklı üç kültürün dramatik bir biçimde kesişmesi anlatılır filmde.japon bir iş adamının tüfeği,faslı bir köylünün eline geçer ve çocukları tüfeğin atış mesafesini denerken yoldan geçen otobüse nişan alırlar,bu tedbirsiz davranışın sonunda içindeki amerikalı kadın yaralanır.bürokratik meseleler devreye girer..katil amerika,haberlerinde terorist saldırı başlıkları geçer..kanımca bu dikkat çekicidir..tüm bunlar olurken fas ta mahsur kalan çiftin çocukları da bakıcılarıyla birlikte meksika sınırında ayrı bir dram yaşar..japon iş adamının azgın kızı da ayrı bir aile dramıdır..

    kısacası bu kültürlerin yaşadığı ortamı,az çok geleneklerini göstermesi açısından ilgi çekici bir film..gidilmesi önerilir..
    (baldaki tuz, 04.01.2007 02:24 ~ 02:38)
  21. alejandro gonzalez inarritu ' nun bizleri zeka işte budur dedirten filmi. kendisi hayatta atılan her adımın aslında ne kadar önemli olduğunu ve birilirini etkilediğini gösterir. yeni filmlerini şiddetle bekliyorum.

    edit: dün gece gördüğüm rüyada inarritu ile aramda geçen dialog
    + oscarlar noldu? (hüzünlü bir şekilde)
    - duymadın mı hala? (şaşkın bir ifade ile)
    + hayır. uyuyodum.
    - hee. abi üzülme ama sadece yılın en iyi film müziği dalında oscar aldı senin film?
    + yapma ya. (gözlerinden yaş akar vaziyette başını omzuma koyar)

    (bkz: uyurken malum bölgeyi açıkta bırakmak)
    (kayıp patika, 04.01.2007 19:51 ~ 04.03.2007 11:18)
  22. japonya'da geçen hikaye gereksiz gibi dursa da, japon kızın discodaki sahnesinin filmin en başarılı sahnelerinden biri olduğunu düşündüğüm, fas'ta geçen bölümlerin hem sinemasal hem de duygusal açıdan etkileyici olduğu, sinemayı seven herkesin izlemesi, ama kesinlikle bir amores perros beklememesi gereken alejandro gonzalez inarritu filmi.
    (zelig, 04.01.2007 22:48 ~ 22:51)
  23. japon, amerikalı ,meksikalı ya da faslı dünyanın neresinden olursa olsun aslında insanların nasıl görünmez iplerle birbirine bağlı olduğunu gözler önüne seren film
    nasıl bir yerdeki kelebeğin kanat çırpışları başka bir yerde fırtınalara sebep olablirse fas'ta patlayan bir silah da bir çok insanın hayatında fırtınalara neden oluyor, bir çok açıdan ele alınabilecek ,bir filmde bir çok şey arayanlara tavsiye edilesi , izlenesi bir yapıt

    ayrıca oscar habercisi olarak görülen altın küre ödüllerinde en iyi film ödülünü alan yapıt
    (mephistophilis, 21.01.2007 14:24)
  24. alejandro gonzalez inarritu'nun birden fazla yaşamı alıp bir potada eritme alışkanlığına tipik bir örnek. ama bu kez hikayedeki dramı globalleştirmiş ve ortaya adeta bir çağ eleştirisi çıkmış. sinema diline sahip olmayan ve sinema ile ilgili yegane bilgisi "eğlenme aracı" olan bireylerin çok fazla beğenisinin beklenemeyeceği bir filmdir ayrıca.
    (hani olur ya bazen, 02.02.2007 05:50)
  25. (minel aşk, 15.02.2007 18:30)
 sayfa  / 3

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil