|
|
- artık çalışmaya başlama zamanının geldiğini gösteren alarm. emekli parası da yenmez ki.
- başınıza işi yerine sizinle uğraşan birinin geleceğinin habercisi olan olay
- babanızın 60'ına merdiven dayamasını yüzünüze çarpan ve derin derin düşündüren durum.
babanız kahvehane köşelerinde takıl(a)mayan bir tipse, canının çok sıkıldığını görüp içiniz burkulur. okulu uzatmak gibi bir halt yemiş olmanız mı, ergenlikte yaptığınız aptal kavgaların ne kadar anlamsız olduğunu ancak ayrı şehre gittiğinizde fark etmeniz mi, bu kavgalarda ona defalarca bağırmanız mı, yoksa çocukken verdiğiniz "bir gün şu hurda yerine sana bir jeep alacağım" sözüne çok uzakta kalmanız mı daha fazla canınızı acıtır bilinmez.
bir de eskiden size hiç yapmadığı tekliflerde bulunması, "oğlum müsait olduğunda dolaşalım biraz" demesi, onun yaşlanması ama sizin ona bir türlü doyamamanız koyar da koyar. hatta spyder'ın babam ve ben stiline baktıkça gözleriniz dolar...(balta, 17.06.2005 14:10)
- baba eğer kitap manyağıysa, ve kitaplar da evin her yerine yayılmışsa(buna kendi odanız da dahil) hayatın zehir zembek olması demektir. tam bişey yapmaya niyetlenirsiniz, baba içeri dalar;
- oğlum şu kitabı versene, ben uzanamıyorum,
- internetten şuna buna baksana gibi cümleler kurar.
sabahın bir saatinde veya gece vakti, özellikle de hasta olduğunuz ya da yorgun hissettiğiniz zamanalarda içeri girer ve "bak şunu unutmuşum" diye ışığı yakar, bütün mayışıklığı, tatlı şekerleme anını piç eder.
- hadi iyi geceler ben yatıyorum, diye yatağa gidersiniz. 5 dakika bile geçmeden kapı açar, hiç bişey yokmuş gibi içeriye girer.
(bkz: yaşlanmak)
(bkz: bunamak)
(bkz: sözlüğe içini dökmek)
(bkz: oh be)(venom, 17.06.2005 20:52 ~ 20:53)
- daha önce gün geceleri hakimeyitine aldığı kumanda artık gün boyu elindedir...anne ile atışmalar artmıştır...herşeye daha bi karışır olmuştur bi yerden sonra anne dayanamayıp " anneni aratmıyorsun" dahi diyebilir babanıza...
- emeklilik babaların menapoz dönemi gibi bişi
- eğer hala ailenizin yanında oturuyorsanız sizin için zorlu günlerin başladığını gösteren olaydır.
babanız daha yeni emekli olmuşsa kendine uğraş bulmakta zorlanır. emekliliğinin ilk günlerinde size pek zorluk çıkarmasa da zaman ilerledikçe herşeyinize karışmaya başlar. siz durumun farkında olduğunuzdan sesinizi çıkarmamaya çalışırsınız ama o bundan haberdar olmadığ için bütün sıkıntısını sizden çıkartmaya çalışır. yine de saygıda kusur etmemek, sabretmek lazımdır.(buğra, 03.01.2007 15:14)
- evde duran annenin en büyük kabusudur babanın emekli olması zira emeklilik sonucunda baba evde sıkılır,mutfakta yemek yapan anneyi 10 dakikada bir kontrole gelir,her şeye karışır,daha da çok sıkılır ve evdeki bozuk eşyaları tamr etmeye çalışır,çalışan eşyaları ise bozma derdindedir,sabah programlarını izlemek isteyen anneyi protesto eder ve mutfaktaki televizyona yollar,kendisi 12 ye kadar haberleri izler usanmadan,büyük bir azimle bilgisayar kullanmayı öğrenmeye çalışır akabinde hanım artık gazeteleri burdan okucam diye söylenir,sanki çok işi varmış gibi her sabah 7 de uyanır ve çok acelesi varmış gibi daha kahvaltı hazır bile olmadan sizi de uyandırır,emekliliğin ilk günleri hiç dışarı çıkmaz,evinde kahvesini içer ve bu liste böyle uzayıp gider.en sonunda kendi de dayanamaz bu duruma ve aileden gelen teşfikler sonucu kendine bir uğraş bulur.en iyisini yapar.
- artık babanın sürekli evde olacağının göstergesidir ve kabuslu günlerin başlangıcıdır.
eğer bir an önce babaya bir meşgale bulunmazsa baba, sizi kendine meşgale edecektir ve bu pek lezzetli bir durum değildir.
- anneye eziyet
- eğer çalışıyorsanız sorun yaratmayan hadise. zira sabah 9 akşam 5 çalışan biri için emeklilik öncesi günlerden bir farkı yoktur. eziyeti valide hanıma.
- çalıştığı dönemde işinden başka hiç bir şey ile ilgilenmemişse, büyük bir boşluğa düşmesidir. işinden başka bir şey bilmez, yapamaz, yapsa da keyif almaz. adapte olana kadar kendisini de çevresini de yıpratır.
- allah düşmanımın başına vermesin.
- yılların deviremediği bir çınarın yavaş yavaş kuruması.
türkiye'de esnaf olarak hayatını kazanan bir mücadeleci, savaşçı baba... yaşadığı 55 yıl içinde nice ekonomik krizler görmüş, darbeler, muhtıralar yaşamış, ezilmiş, şuurlu bir vatandaş olarak yaşamanın kayıplarını beraberinde getirmiş bir anadolu insanı...
göğüs gerdiği zorluklar kendisine vız gelmiştir herzaman. birgün dükkanına gitmiştir ama kendine geldiğinde hastanededir. asıl savaş şimdi başlamıştır baba için, günden güne eriyip bitmektedir ve edindiği hiçbir tecrübe bu mücadelede yardımcı olmak istememiştir sanki ona. birkaç ay sonra artık iyice elden ayaktan düşüp evinin bir köşesinde duran oksijen konsantratörüne bağlı bir hortumun ucunda devam eder hayat. emekli edilmiştir sosyal güvenlik kurumu tarafından hemde 2/3 iş görme kaybı ile.
çınar kurumuştur, dökülmüştür yaprakları, kırılmaktadır kuruyan dalları.
- içime korkular salan olaydır.
- beraberinde çene düşmesini,herşeye karışmayı,olmadık hobiler edinmeye çalışmayı,gece yatmamayı gündüz uyuyup horlamayı ve televizyon izleyemeyip müzik dinleyememeyi getiren elim olaydır.
- ortalama evde bulunma süresini minimuma indirme ve eve gelip anahtarı deliğe soktuğunda kilitli olması için dua sebebi. zira annenin hala çalışıyo olması durumunda anahtar bi kere dönerse kapının kilitli olduğu ,yani babanın evde olmadığı anlaşılır ve kapının önünde sevinç çığlıkları atarak gönül rahatlığıyla eve girilir.
- komiktir. okula başlamış çocuk kadar heycanlı olur çünkü.
emekli olduğu ilk günlerde babam sürekli yanıma gelip, "şu şeyin sitesine gir de bakalım kaç para maaş alcakmışım" deyip duruyordu. "ya baba daha açıklanmaz o" dememe rağmen, her gün geliyordu. evlatlar için de sabır sınanması bu olay, ben anladım. hadi o açıklandı kurtulduk dedik, bu sefer "emeklilerle ilgili bi şey yayınlamışlar bakalım" demeye başladı. huyu suyu değişti adamın yahu. arkadaşlarıyla konuşurken bile, muhabbet konularının yarısı emeklilik üzerine dönmeye başladı. her ay bi heycanla bankaya gitmeler, siyah defterini her fırsatta çıkarmalar... işte tıpkı okula henüz başlamış, yeni defterini kullanmak için can atan çocuk gibi.
işin sevimli yanı bu iken, sevimsiz yanı evde olduğu zamanları evlada* dar etmesi. gece oturmaya, gündüz uyumaya alışmış ultra geniş evlat yatağında yatarken, "hadi kalk, kalk akşam oldu" deyip uykuyu berbat eder bu emekli metabolizma. nazlanılmaz da adama, hemen hönkürmeye başlar. kahvaltı yapılır, karışır, bulaşık yıkanır, karışır, oturulur, "niye oturuyorsun" der, kalkılıp iş yapılıyor havası yaratılır, yalandan sağ sol toparlanır, "üstten üstten yap tabi" diye laf sokar. böyle bi asabiyet hali alır başını gider.
en iyisi anneyle babanın aynı anda emekli olmasıdır. onlar birbirlerini yerken, evlat da istediği gibi at koşturabilir evde.
- en iyisi anneyle babanın aynı anda emekli olması asla ve kat'a değildir. çünkü bu muhteşem ikili sabahtan akşama kadar birbirleriyle kavga etmekten sıkıldıkları için akşam üzerine doğru uğraşacak başka mecralar ararlar. yahut bu hafta arası birbirini yemekten sıkılıp hafta sonu uğraş değiştirmek şeklinde de kendini gösterebilir. bu noktada o uğraş okuldan yorgun argın dönen sizsinizdir. onlar birbirini yerken istediğiniz gibi at koşturacağınız fikri büyük bir yanılgıdır çünkü küçük çocuklarını terbiye etme arzusuyla yanıp tutuşan genç anne baba edasıyla türlü kusurlarınızı düzeltmeye uğraşırlar. genelde ikisi aynı konu üzerinde eleştiri yapmadığından bu değişik kavga kombinasyonlarına sebebiyet verebilir. örneğin babanızın eleştirdiği bir konuda anneniz sizi savunabilir ve bire iki sistemiyle takışabilirsiniz ya da tam tersi (bu nispeten avantajlı olan durumdur) ancak en son olasılık olarak ikisinin aynı anda aynı şeye takması vardır ki allah asıl onu düşmanımın başına vermesin!
bir de başka bir şehirde üniversite kazanırsanız ikisi aynı anda emekli olunca peşinizden o başka şehre taşınırlar. evet yaparlar bunu, yaptılar ordan biliyorum. üniversiteye sefer tasıyla yemek getirmek, babanızın sizi düşünerek börek yapması artık oldukça olağan olmuştur. öğlende dersten çıkıp yurda gittiğinizde (evet çoooook şükür ki yurtta kalıyorum onlar da peşimden taşındıkları halde) yurdun önünde elinde kap kacakla arabadan inen sevgi dolu anne babanızı görebilir, birinden biri çalışsaydı da peşimden gelemeselerdi diye şansınıza küser, emekliliklerini ayvalık gibi küçük bir sahil kasabasında geçirmenin kendileri ve sizin ruh sağlığınız açısından çok daha faideli olacağı konusunda ikna etmeye çalışırsınız.
bıktım artık evet yeter ulan!
- allahım ne berbat bir dönemdir o. hele hele bir de yaz aylarına denk gelmişse durum daha vahimdir. düşünsenize evdesiniz, zaten sıcak, yıllardır bütün gün boyunca çalıştığı için annenin nerdeyse babanın evde olmasının nasıl olduğunu unutup ciyak ciyak bağırması, babanın aynı şekilde istifini bozmayıp gazetesini okumaya devam ederken hiç dikkat etmeyerek çay bardağını yıllar önce anane tarafından yaptırılmış annenin çeyizinde bulunan dantele çay dökmesiyle ortalık daha da karışır. hele hele bir de aynı şekilde anne babaya çalışmaya devam etmesi için baskı yapıyorsa ve cazgır da bir anneniz varsa işte o zaman daha vahim durum. varın düşünün o zaman o evdeki çıkan iç savaşı. allah düşmanıma vermesin.
|