babam 

adana çık aradan

  1. (bkz: babanın ölmesi)
    (zeus, 24.05.2005 20:46)


  2. (bkz: baba)
    (yalnızlık senfonisi, 25.01.2006 03:17)
  3. macarcada bebeğim anlamına gelir
    (mero, 06.02.2007 01:01)
  4. bir hitap şekli. çok candan bir ifade.
    bacım, gözüm, canım diyorsak bunu da demek mantıklı geliyor.
    (bkz: cıvık babam afedersin)
    (venom, 21.06.2007 00:09)
  5. kokusuna hasret kaldığım, şerefine kadeh kaldırıp ormancı yı çaldırmak istediğim, özlemiyle yanıp tutuştuğumdur.

    noktam, virgülüm, en uzun , en kısa cümlem...
    (karambakaravita, 01.12.2007 15:52)
  6. babaların cep telefonlarındaki kayıt hali.
    (jenesaispas, 01.12.2007 17:17)
  7. kızlar için daha önem taşıyan,hayatlarının vazgeçilmez erkeği olarak kabul ettikleri babalarına hitap etme biçimi
    (skyward, 02.02.2008 18:16)
  8. serdar erkul'un şiiriyle,

    babam, uykunu böleceğim ama seninle konuşmak istiyorum.
    uyan baba, uyan! bak sana neler anlatacağım.
    başucuna gelip sana böyle haykırdığımda gözlerini açıyorsun biliyorum.
    beni dinliyor, belkide bana birşeyler fısıldıyorsun
    biliyorum.
    ama gücüm, ne toprağı yenip gözlerine ulaşmaya yetiyor,
    ne de fısıltılarını işitebiliyorum.
    yarın 18 şubat.
    sen gideli 6 sene oldu.
    bana ''elveda'' demeden ilk gidişin.
    bizleri öpmeden kapıdan ilk çıkışın.
    ''gelirken alayım, bir şey lazım mı'' diye sormayı ilk unutuşun.
    kravatını bile takmamıştın bu sefer.
    nereye gittin ki bu kadar önemsizleşti alışkanlıkların.
    soğuk mu baba oralar?
    güneş bir nebze olsun dokunur mu gözlerine?
    of...of...gözlerin beni çıldırtıyor.
    en uzun, en anlamlı nutukları gözlerinden okudum hep.
    hala evimizin duvarında bana neler anlatıyor neler...
    bir sen daha vardı gözlerinde senden öte.
    bari biriniz kaldınız benimle çok şükür.
    altı yıldır damarlarımda kaç tur attın kimbilir,
    sen damarlarımda dolaşıyorsun.
    ikimiz bunu biliyoruz ya, bu da yeter.
    babam buraları hiç merak etme.
    tanrının toprağın altındaki loşundan daha karanlık bu dünya.
    bizim evde bir ben kaldım.
    iki delikanlı da üniversiteyi bu yıl bitiriyorlar.
    nasıl asiller, nasıl senin oğlun olduklarını anlatıyorlar.

    her attıkları adımda bilemezsin.
    yarın üçümüz de geleceğiz başına.
    birde, sakın telaşlanma, bu üç kardeş hep elele ve tek yumruk
    ne güzel dostların var babam.
    sana her geldiğimde kimin koyduğunu bilmediğim çiçekler buluyorum
    küçük bahçende.
    bizi arayıp soruyorlar, birileriyle tanıştırırken,
    ''yeğenim'' diye hitap ediyorlar, ''sadığımın'' kızı.
    seni anlatıyorlar sonra
    'tam bir ankara delikanlısıydı'' diyorlar.
    övüyorlar övüyorlar...
    yine söylüyorum ''sen sağken de badem gözlüydün babam''
    yüksek dağlardaki uzak ağaç görüntülerine,
    bulutların karmaşasına,
    dalgalara, yakamozlara, guruplara.
    gece uzaklardan gelirken,
    yol kenarlarındaki çalıların garip şekillenişlerine.
    minicik bir hareket eder mi diye duvardaki resmine,
    uyumak üzereyken gelen tıkırtıyla irkilip
    evin dört köşesine bakıyorum hep.
    karşıma çıkarsın diye.
    lanet olsun, yoksun!
    bir gece rüyama gir baba, kucakla beni, ıslak ıslak bir öp be!
    çok özledim, çok özledim anlıyor musun?
    çok özledim.

    ********

    babanın acısını tatmış olanlara...
    (özlemce, 03.02.2008 17:03 ~ 04.02.2008 13:12)
  9. eğer senin gelecekte yaşlanıp öleceğin gerçeğini değiştirebilse olacak 'an'larım, büyümekten vazgeçerdim.
    (kazaramistik, 04.02.2008 12:24)
  10. sahiplenmek kelimesinin eş anlamıdır.
    (melodis, 04.02.2008 13:06)