trakya 'da gördüğüm en düzenli, en temiz, en yaşanılası şehir. en uzak ucundan diğerine yürümeniz en fazla 40 dakikanızı alır, küçüktür. ama kendine yeter. kışın geceleri fazla hareketli değildir, ama yine de bay bayan arkadaşlarınızla gidip içki içebileceğiniz 2-3 yer vardır hep. yazın açılan mevsimlik pubları , barlarında ise yediden yetmişe- cidden kundaktaki bebeden komşu teyzenize- içilir, sohbet edilir, hatta bazılarına çok garip gelse de oyun havaları eşliğinde oynanır. ağustos ayında yapılan tarım festivali, eski adıyla karpuz festivali, ekonomik koşullar sebebiyle her geçen yıl daha sönük geçse de, buna rağmen şehri capcanlı tutan bir aktivitedir. haziran sonuna doğru şehirde bunun telaşı başlar, ağustos ortasına kadar sürer.
yerel seçimleri açık ara farkla hep
chpalır. ama sanırım bu seneki seçimlerde şehrin zengin ailelerinden birinin akp 'den aday olması sebebiyle uzun bir aradan sonra ilk kez sağ görüşlü bir parti alacak. aman diyim. ama bunda iki dönem üst üste seçilmiş olan belediye başkanın izlediği yanlış politikaların etkisi çok daha büyük olacak babaeskililer yakındığınca. deniz baykal daha bu hafta buradaydı aslında, güven tazelemesi yapıyor, ama belediyenin yaptığı gereksiz harcamaları, iktidarın şehrin fakir kesiminde dağıttığı erzakları pek hesaba katmıyorlar sanırım.
eğitim düzeyi gayet yüksektir.benim dikkat ettiğim şey anne babaların çocuklarını okutmak için elinden geleni yaptıkları, okumayanların da kendi rızalarıyla okumadığı. hatta liseyi bitirip ailesi okuyacaksın diye ısrar edenlerin kaçtıkları görülen bir şey. o kadar imkanları var ki kızlarımızın, oğullarımızın okumak için, neden bu fırsatı teperler anlamıyorum. tabi bununla beraber okuyan nüfus da çok fazla. dışarı gönderilen öğrenci sayısı çok.
trakya üniversitesine bağlı birkaç bölüm var şehirde. bu sebeple emlak fiyatları artmış vaziyette. migros, kiler gibi görece büyük marketlerin açılması da yerel esnafı etkiliyor. ülkenin genel durumu bu ya aslında. dışarıdan göç lüleburgaz 'a göre az olmasına rağmen bir hayli fazla. gelenlerin hep kendi mahalleleri var, şehirleşme sürecine ayak uyduramıyorlar. kültürümüze adapte olamıyorlar. sokakta yürüdüğünüzde çok rahat anlayabiliyorsunuz kimin yerli, kimin göçmen olduğunu. esnaf da çoğunlukla yerlilerden oluşmuyor. bunda trakyalının dışarıdan geleni dışlamamasının çok büyük payı var. örneğin benim devamlı gittiğim marketin, kırtasiyenin sahibi trakyalı olmayan insanlar. göçle beraber aslında şehir dengeleri de değişiyor. biz bundan beş yıl önce çarşıda kısa şortla dolaşabiliyorken mesela, şimdi bu gibi lükslerimiz yok. toplum göçler ile içine kapanıyor. şehirleşme süreci sürekli sekteye uğruyor. biz kırsallaşıyoruz.
babaeski her şeye rağmen, ellili yaşlarımdan sonrasını geçirmek için seçtiğim yer. ve mümkün olursa çocuğumu yetiştirmek isteyeceğim yer. çünkü ben böyle bir yerde yetişmiş biri olarak, büyük şehirdeki birçok şeyin değerini biliyorum . üstümde hiçbir fazlalığın şımarıklığı yok.hiçbir yabanilik de yok bunun yanında. babaeski gibi bir şehir , istanbul' un örneğin ,size verebileceği terbiyeyi veriyor çok rahat, bunun yanında sizi kötü olandan koruyor. tüketime değil, üretime alıştırıyor. hatırlanması gereken bütün çocukluk anılarını armağan ediyor size.