küçükken şivesi nedeniyle bir türlü anlaşılamayan ve sürekli olarak "hııı? efendiiiim?"lerle cevaplanan bu yüzden babanneden "bu çocuk türkçe bilmiyo mu anlamıyorum ben" azarının işitilmesine neden olan sözler bütünü
"gökten yağsın yerden toplayın. "
"ilikleriniz sarsın dünya'yı." ki bu sözü her seferinde içinizi tuhaf bir hissin kaplamasına neden olur, ama nafile.
okula giderken de "dillerin bülbül olsun." sanılır ki okulda hep bizi konuştururlar.
"kırk kızı beğenmem kırk kızın içinde bi kel kız da beni beğenmez."
"tencere götün kara seninki benden kara."
"sikin taşağına denk de götün trompet çalıyor"
"oh senin altın kuru keyfin yerinde"
okuldan yeni dönen çocuk bağırmaya başlamıştır annesine "annee ben acıktım" diye. bir, iki, üç... namaz kılmakta olan babaanne ise sonunda dayanamaz ve namazını bozarak çocuğa bağırır;
-sayiiitt gelirsem zırzırını sikerin emme.
"akıllı ol yavrum"
"çalışkan arkadaşlar edin"
"saçını sakalını kes" gibi içinde yüksek dozda nasihat içeren ironik olarak bir çoğu gerçekleşmenin mümkün olmadığı laflardır * .bu laflar yıllar yılı kuşaktan kuşağa aktarıldığından yaratıcılıktan uzak ve oldukça tek düzedir.ama buna rağmen kulak asılmayacak bile olsa "peki babanecim" denilir.
- senin halanı pek zor okuttuk üniversitede. dersler kafasına çok zor girerdi. hep ben yardım ettim ona. alyuvarlaklarına kadar ezberledim. ( tabii ki babaanne şivesiyle )
yaşlandın artık dikkat et kendine biraz gibi bir cümle üzerine süper babaanneden gelen cevap "ölürsem üzülürüm"dür. o an herkesi yarmış geçirmiş gülmekten öldürmüştür.
-hadi bakalım kızanım almışın beğenmişin "parçası otluğa kalmasın bokluğa"
-babaanne o ne ya öyle?
-yok bi şey yok. gündöndü kafası kırar gibi kırcam kafanı şimdi.